sağlıklı ile cümle
sağlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sistemlerde geri yayılım metoduyla daha sağlıklı öğrenme sağlanmaktadır.Демонстрація цих механізмів сприяє більш усвідомленому споживанню медіа.
Meriadoc o sırada yaşlı (102) fakat hâlâ sağlıklıdır.Меррі виповнилось 102 роки, але він міцний як і раніше.
Sağlıklı yetişkin insan serumunda 27 nt ve 30-33 nt uzunluklarında YRNA parçaları bulunabilir.Досі не можуть зрозуміти чому відбувається потемніння волосся дорослих у віці 27-30 років.
Sağlıklı bir beslenme için kadınlar günde 46 gram, erkeklerse günde 56 gram protein tüketmelidir.Для забезпечення потреби людини у солодощах достатньо в день 40 грамів ксиліту.
Yine de, haftada en az 4 saat egzersiz yapanlar, günde 4 saatten az oturanlar kadar sağlıklıdır.Взагалі вважається, що їжа, яка готувалася не більше чотирьох годин є безпечною.
DayZ'da amacınız bir zombi salgını şartları altında sağlıklı bir şekilde hayatta kalmaktır.Перед гравцем в DayZ ставиться мета вижити у ворожому світі, охопленому зомбі-апокаліпсисом.
Erkek kardeşim sağlıklı.Мій брат здоровий.
O sağlıklı mı?Вона здорова?
O sağlıklı mı?Він здоровий?
O genç ve sağlıklı.Вона молода та здорова.
Organik gıda daha sağlıklıdır.Органічна їжа більш здорова.
Bu belirtiler hafif veya şiddetli olabilir ve sağlıklı kadınlarda ortalama altı gün sürebilir.Tyto symptomy mohou být mírné až silné a u zdravých žen trvají v průměru šest dnů.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.Diagnózu u mladých zdravých žen lze určit na základě samotných symptomů.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Oběť jde spát a když usíná, těší se dobrému zdraví.
Bu nedenle sağlıklıdır.Zdá se, že je zdravý.
Bu etki sağlıklı bireylerde küçüktür.V malých dávkách je to tedy koření prospěšné zdraví.
Hasta hayvanlar sağlıklılardan ayrılır.Nemocná zvířata se izolují od ostatních.
"İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak" anlamlarına gelir.Znamená "radovat se, šťastný".
Yaşamımdaki dram bitti; artık sağlıklı ve mutlu bir hayatım var." demiştir.Ke skončení kariéry řekla: „Teď brečím, ale jsem šťastná, šťastná z toho, co jsem dosáhla“.
Lutein sebze ve meyve tüketimi yoluyla sağlıklı beslenmenin doğal bir parçasıdır.Lutein je přirozenou součástí lidského jídelníčku, pokud jsou v něm zařazeny ovoce a zelenina.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.Pokud je jinak žena zdravá a před menopauzou, je onemocnění pokládáno za nekomplikované.
Aralarında sağlıklı kalan tek kişi genç King idi.Jedinou konstantní osobou ve skupině zůstával Young.
Sağlıklı hale getir: Alanı temiz tut.Ten zdráv buď, ten oplývej v blahu).
Sağlıklı yaşam için yapılan spor insan sağlığını tehdit etmemelidir.Oblast, v které je pracovník nucen vykonávat práci, nesmí ohrožovat pracovníkovo zdraví.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Loď zůstala na šest měsíců zakotvená na stanici jako záchranný člun.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Rodiče tam synka skutečně našli zdravého a v pořádku.
Sağlıklı ve aktiftir.Je aktivní a vitální.
İyi sağlık durumu : İnsanların sağlaıklı olması sağlanmalı ve her yaşta sağlıklı olmak desteklenmelidir.Srst: Vyžaduje neustálou pozornost, aby zůstala zdravá a krásná.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Účelem léčby je zvýšit kvalitu života.
İyi sağlık durumu : İnsanların sağlaıklı olması sağlanmalı ve her yaşta sağlıklı olmak desteklenmelidir.Asigură vieți sănătoase și promovează sănătate pentru toate vârstele.
Bu etki sağlıklı bireylerde küçüktür.Aceste lucru este eficient la distențe mici.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.În caz contrar, dacă infecția apare la o femeie sănătoasă și la premenopauză, este considerată necomplicată.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.În cazul femeilor tinere și sănătoase, se poate stabili diagnosticul doar pe baza simptomelor.
Vanga önceki yıllarda oldukça sağlıklıydı, ancak 1939 yılında Plörezi'ye yakalandı.În 1939, Vanga a făcut pleurezie, deși ea a fost destul de sănătoasă în anii precedenți.
Mayo Clinic'e göre, günlük en fazla 400 mg kafein tüketilmesi sağlıklıdır.FDA recomandă ca persoanele sănătoase să consume cel mult 300 mg de colesterol în fiecare zi.
(Not: Bu rakamların ne denli sağlıklı olduğu bilinemez.)Nu este clar cât de eficiente sunt aceste remedii.
İnşallah eve sağlıklı dönersin.Să dea Domnul să te întorci acasă sănătos.
Öğün atlamak sağlıklı değildir.Nu este sănătos să sari peste mese.
Doğa ona hem sağlıklı bir akıl hem de sağlıklı bir vücut bahşetti.Natura a înzestrat-o atât cu o minte sănătoasă cât și cu un corp sănătos.
Ne kadar sağlıklı olmak istiyorsun?Cât de sănătos vrei să fii?
Hasta hayvanlar sağlıklılardan ayrılır.Elkülönítették a betegeket az egészségesektől.
Aralarında sağlıklı kalan tek kişi genç King idi.Egyedüli életben maradt bátyja a későbbi király József volt.
O duygular kişi ile özleşmemekte, sağlıklı bir mesafeden algılanabilmektedir.Vagyis ezekkel már nincs azonosulás, egészséges távoltartással veszik tudomásul őket.
Ne kadar sağlıklı?Milyen az egészségi állapota?
Böyle bir ortamda öğrenmenin sağlıklı bir şekilde gerçekleştiği söylenemez.Ezt az érzést nem képesek egészséges módon feldolgozni.
Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ciddi olarak hastalanmasıysa daha olasıdır.A gyermekek nagyobb valószínűséggel lesznek súlyos betegek, ha egészségesek és jól tápláltak.
Mihrinnisa Hanım, ölmeden önce sağlıklı olarak bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.Utóhang: Jennifer egy egészséges kisfiúnak adott életet.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.Fiatal, egészséges nők esetén a betegséget a tünetek alapján diagnosztizálják.
800 - 1000 yılları arasında yaşanan olaylar hakkında sağlıklı herhangi bir bilgi mevcut değildir.Kedvező termőhelyen nem ritkák a 600–800 éves példányok.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.Egyéb esetekben, ha a nő egészséges és menopauza előtt áll, a betegség szövődménymentesnek minősül.
Bu şekilde kitlesel ayaklanma düzenlemeye yönelik sağlıklı bir sistem yaratmak mümkün olacaktır.Így arra is képesek lesznek, hogy egy valódi lázadást robbantsanak ki.
Bu dekoratif şekilleri takanların tüm yıl boyunca güçlü ve sağlıklı olacağına inanılır.A dióból megállapítják, hogy egészségesek lesznek-e a következő évben.
Piyoner teşkilatı ile birlikte çocukların sağlıklı ve nitelikli gelişimi için mücadele verdi.A Waldorf-pedagógia célja, hogy módszerével és neveléselméletével a gyermekek egészséges fejlődését támogassa.
Lutein sebze ve meyve tüketimi yoluyla sağlıklı beslenmenin doğal bir parçasıdır.A lutein általában természetes úton kerül be az emberi szervezetbe zöldségek és gyümölcsök fogyasztásával.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.A szekitorik később fekszenek le aludni, mint a többiek.
Hangi özellikler baskının sonucu, hangileri de sağlıklı ve otantik?" diye yazar.Mitkä piirteet ovat sorron tuotteita ja mitkä ovat terveitä ja autenttisia?”
Orak hücre hastalarındaki hemoglobin şekli sağlıklı kişilere göre farklıdır.Sikiöiden hemoglobiinin rakenne on erilainen kuin aikuisilla.
Sağlıklı bir beslenme için kadınlar günde 46 gram, erkeklerse günde 56 gram protein tüketmelidir.Naiset saavat ravinnosta proteiinia keskimäärin 67 grammaa päivässä ja miehet 89 grammaa.
(Not: Bu rakamların ne denli sağlıklı olduğu bilinemez.)("Tiedätkö kuinka monta tähteä ylhäällä on?")
Asıl amaçları, insan ömrünü uzatmak ve daha sağlıklı bir yaşam sağlamaktır.Kolmantena tavoitteena on taata kaiken ikäsille ihmisille terveellinen elämä ja lisätä hyvinvointia.