sağlıklı ile cümle
sağlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Antik kentlerdeki barınma koşulları sağlıklı değildi.As condições da construção eram insalubres.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Sobretudos são normalmente usados no inverno para aquecer mais.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.As finalidades do tratamento são prolongar a vida do paciente e melhorar a sua qualidade de vida.
Eğer kişi sağlıklı ise bu rakamlar değişmez.Se o número for positivo, ele não é alterado.
Aralarında sağlıklı kalan tek kişi genç King idi.O único remanescente era Joe.
2007 de 13 yaşındayken sağlıklı gıda markası reklamında oynayarak televizyon hayatı başladı.Em 2007, aos 13 anos, ela estrelou diversos comerciais de televisão.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Het slachtoffer gaat naar bed en slaapt gezond.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Daardoor is de slaapstand beter voor het milieu.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Er was een voedselvoorraad aan boord voor drie jaar.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Het spreekt voor zich dat hierdoor de sneldelende cellen als zwaarst zullen zijn beschadigd.
Yavrulama yaptırılacak kuşların aktif ve sağlıklı oldukları belirlenmelidir.De vogeltjes zijn vrij teer en ze moeten goed geacclimatiseerd worden.
Gelus "Misa oldukça sağlıklı görünüyor.La'Myia Good als Jammer.
Napolyon Savaşları sırasında Fransa'da, bütün sağlıklı erkekleri askere alındı.Tijdens de napoleontische oorlogen waren Franse soldaten in Sulęcin gestationeerd.
Orada yaşayanlar sonsuza dek genç, sağlıklı ve mutlu kalır.De mensen die hij er aantrof waren gezond, gelukkig en welvarend.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Tijdens de winter leven ze in de warme, voedselarme wateren en teren ze voornamelijk op hun vetreserves.
Bu dualar kötü ruhların kovulması ve ölünün sağlıklı bir şekilde öteki hayata geçmesi için gerekliydi.Alle drie achtten haar mentaal gezond genoeg om de executie door te zetten.
Her şeyden önce sağlıklı olmak istiyorum.Ik wil bovenal gezond zijn.
Yüzmek sağlıklıdır.Zwemmen is gezond.
Ben sağlıklı değilim.Ik ben niet gezond.
İnsan sağlıklı yaşamak isterse, her gün bir saat koşmalı.Als je gezond wilt leven, moet je elke dag een uur hardlopen.
Gıda, taze ve sağlıklıdır.Het voedsel is vers en gezond.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Ofiara choroby kładzie się spać i śpi w dobrym zdrowiu.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.U młodych i zdrowych kobiet diagnozę można postawić wyłącznie na podstawie objawów.
Ana madde: Şarap Şarap yaygın olarak tüketilir ve en seçkin, en sağlıklı içecek olarak kabul edilirdi.Wino pijano często i uważano za najbardziej prestiżowy i zdrowy napitek.
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.Opieka i wychowanie we współczesnej rodzinie.
Sağlıklı insanlar için en büyük tehlike, hastalardır.Trudny problem dla lekarzy, niebezpieczeństwo dla chorych.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Z drugiej strony jej działanie może być szkodliwe dla komórek zdrowych.
Hasta hayvanlar sağlıklılardan ayrılır.Wszystkie zwierzęta powróciły zdrowe.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Dbał on o zdrowie i prawidłowy wzrost dzieci.
Gen aktarımı sayesinde gelecek nesillerin daha sağlıklı olması sağlanabilir.Przy odpowiednim leczeniu chorzy mogą dożyć późnego wieku.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Jednak najlepiej sprawdzą się do spania.
Şu anda sağlıklı bir insanın bedenine sahip.Należy on obecnie do osoby fizycznej.
Bu nezeriyye sağlıklı yaşam tarzı, hastalıkların önleme ve tedavisini tebliğ edirdi...Do zadań medycyny naturalnej należy też promocja zdrowego stylu życia oraz zapobieganie chorobom.
Ve doktorlar yanıldılar, Brenna her bebek gibi sağlıklı çıktı, bir tek her şeyden çabuk korkuyordu.Grupa zaatakowała, ale troll szybko goił natychmiast wszelkie rany, I wszelkie ciosy tylko go spowalniały.
Sağlıklı hale getir: Alanı temiz tut.Zachowaj swe ciało w czystości.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Na szyi kapitana, jeszcze przed jej przecięciem, można zauważyć czerwoną linię.
Bu etki sağlıklı bireylerde küçüktür.Efekt ten jest szczególnie silny w małych grupach.
Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak bir ayrım yapılmaktadır.Jest tak, bo dla zdrowego nie ma żadnej różnicy pomiędzy myślą a językiem.
Şimdi durum daha sağlıklı, eskisinden daha demokratik." şeklinde ifade etmiştir.Men… det är faktiskt mer sunt nu, demokratiskt sett, än vad det brukade vara.”
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.För Alfons blir det då lättare att somna.
Bu belirtiler hafif veya şiddetli olabilir ve sağlıklı kadınlarda ortalama altı gün sürebilir.Dessa symptom kan variera från lindriga till svåra och hos friska kvinnor varar de i genomsnitt i sex dagar.
Sağlıklı hale getir: Alanı temiz tut.Behålla fattningen – Bevara lugnet.
İyi sağlık durumu : İnsanların sağlaıklı olması sağlanmalı ve her yaşta sağlıklı olmak desteklenmelidir.Säkerställa hälsosamma liv och främja välbefinnande för alla i alla åldrar.
Aksi halde eğer bir kadın sağlıklı ve menopoz öncesi dönemde ise komplike kabul edilmez.I annat fall, om en kvinna är frisk och ännu inte kommit in i klimakteriet, bedöms fallet vara okomplicerat.
Sağlıklı bir insanın vücudundaki her hücrede 46 tane kromozom vardır.Varje kroppscell hos en människa har 46 stycken kromosomer.
Hatta bazı fotoğraflarda sağlıklı gözlerin kırmızı olmalarının nedeni kan renginin yansımasıdır.Röda ögon är ett förhållandevis vanligt hälsotillstånd, som yttrar sig i att ögonvitan färgas röd av blod.
John Harvey Kellogg Adventist sağlıklı beslenme çalışmasını başlatanlardan biriydi.John Harvey Kellogg hade börjat servera patienter på det sanatorium denne förestod.
Gen aktarımı sayesinde gelecek nesillerin daha sağlıklı olması sağlanabilir.Om de vårdas väl kan träskärbrädor ärvas av nästa generation.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Vattnas regelbundet och de skall helst inte torka ut helt, vintertid torrare.
Sağlıklı ve canlı renkteki bir ibik, bir hayvanın sağlıklı olduğunun göstergesidir.En lång och mörk man är ett tecken på ett livskraftigt djur.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Жертва хвороби йде в ліжко і засинає у доброму стані.
Sağlıklı hale getir: Alanı temiz tut.Нехай K {\displaystyle K} — впорядковане поле.
Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ciddi olarak hastalanmasıysa daha olasıdır.Діти мають більше шансів серйозно захворіти, якщо вони добре харчуються і здорові.
Bununla beraber genç sağlıklı çocuklarda da görüldüğü çeşitli çalışmalarda kanıtlanmıştır.Також аналізи взяли у всіх здорових дітей.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Це робилося для того, щоб дитина росла здоровою і щасливою.
Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi.Нова більшовицька влада взялася активно створювати правоохоронну систему.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.У молодих, здорових в іншому плані жінок, діагноз можна встановити лише на основі симптомів.
Göçük altından kurtulan kişi başta sağlıklı gözükebilir.На перший погляд пустеля виглядає неживою.
Sağlıklı ve aktiftir.Кмітлива і активна.
"İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak" anlamlarına gelir.Ви тримаєтеся тут, вам всього доброго, гарного настрою і здоров'я».