sağlık ile cümle

sağlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sağlık evi mevcuttur (15 yataklı).De verdwijnkast (15 pag.)
Müze ve sağlık kurumlarında sıkça kullanılır.Het wordt vaak gebruikt voor kunsttentoonstellingen.
1953'te sağlık nedenleriyle serbest bırakıldı.Hij werd echter in 1951 vrijgelaten om gezondheidsredenen.
1946 yılında Dünyâ Sağlık Teşkilâtı sıtma eradikasyonunu geniş çaplı olarak ele almıştır.Omtrent 1964 beschreef hij de strijd tegen de een ernstige huidziekte aldaar.
Napolyon Savaşları sırasında Fransa'da, bütün sağlıklı erkekleri askere alındı.Tijdens de napoleontische oorlogen waren Franse soldaten in Sulęcin gestationeerd.
Özellikle gıda ve sağlık imkanları kısa sürede tükenme noktasına geldi.Vooral de invoer van voedsel en medicijnen nam sterk af.
Sonradan Eğitim ve Sağlık Bakanı oldu.Later werd hij benoemd tot minister van Onderwijs en Gezondheidszorg.
Saglık evi vardır.Er staan een zestal huizen.
Sağlık ocağı binası vardır ancak uzun yıllardır boştur ve çalışmaz durumdadır sağlık evide yoktur.Het bestaat nog, maar staat al jaren leeg en verkeert in vervallen staat.
Adventistler çok sayıda hastane ve sağlık kurumu işletmektedir.De orde beheert vele ziekenhuizen en ambulancediensten.
Sağlık ocağı vardır ancak doktor bulunmamaktadır.Armoede is ziek zijn en niet naar een dokter kunnen.
Kamplarda hüküm süren sağlık ve yaşam şartları geçici ve oldukça yetersizdi.De werk- en leefomstandigheden hierin waren overigens niet veel beter dan in de kampen zelf.
İnsanlar üzerinde de sağlık açısından olumsuz etkileri olabilir.Beide kunnen een relevante invloed op de gezondheid hebben.
Orada yaşayanlar sonsuza dek genç, sağlıklı ve mutlu kalır.De mensen die hij er aantrof waren gezond, gelukkig en welvarend.
Bu dönemde Stanley, bir sağlık sorunu geçirdi.De werkelijke reden was dat Freddie toen al problemen met zijn gezondheid had.
Üçüncü gerekçe sağlıkla ilgilidir.De derde reden was van godsdienstige aard.
Sağlık ocağı ve sağlık evi kapalıdır.Het ziekenhuis en badhuis zijn echter gesloten.
Sağlık ocağı vardir ama faal degildir.Er is een ziekenhuis, maar dit is slecht bemand.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Tijdens de winter leven ze in de warme, voedselarme wateren en teren ze voornamelijk op hun vetreserves.
Göztepe Mahallesinde 2 sağlık ocağı, 1 özel poliklinik bulunmaktadır.Er zijn in Saint Lucia twee openbare ziekenhuizen en er is één privékliniek.
19 Eylül 2016'da bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunlarına yenilerek 79 Yaşında vefat etti.Op 14 september 2018 overlijdt ze op 76-jarige leeftijd aan een ziekte waar ze al geruime tijd aan leed.
Mahallede ziraat teknisyenliği, sağlık ocağı vardır.Een regionaal pelgrimsoord met geneeskrachtige bron.
2000 yılında sağlık sorunları yüzünden serbest bırakıldı.In 1942 werd hij wegens gezondheidsredenen vrijgelaten.
Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu.Bovenop hun loon kregen ze nog voedsel, kledij, onderdak en medische verzorging.
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Dit tolhuis werd nooit gerestaureerd.
Sağlık ocağı bir doktor, bir hemşire ve bir yardımcı personelle hizmet vermektedir.De consultatie wordt uitgevoerd door een arts en een verpleegkundige, ondersteund door een assistente.
Bu değer ülkelerin sağlık düzeyi hakkında bilgi verir.Dit voedde speculaties over zijn gezondheidstoestand.
Sağlık alanlarındaki balonlar ise tamamen farklıdır.De bloembouw van de kaarden is geheel anders.
Sağlık ocağı vardır işler vaziyette bir tane ebe ve haftada bir gün doktor gelmektedir.Een arm dienstmeisje werkt altijd ijverig en vindt op een dag een brief.
Vekillikten 27 Aralık 1920 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle ayrıldı.Zijn militaire carrière kwam ten einde op 26 januari 1919 om gezondheidsredenen.
Sağlık ocağı,bankamatik ve PTT şubesi vardır.Definities voor Port, bankbiljet en blond ontbreken.
1987 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya AIDS Günü'nü ilk kez duyurdu.1988: wereldgezondheidsorganisaties roepen 1 december uit tot Wereldaidsdag.
Sağlık ocağı var ve sağlık ocağında 1 hemşire bulunmaktadır.Een deel woont thuis en een deel in een verpleeghuis.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Er doken echter ook gezondheidsproblemen op.
Sağlık ocağı , sağlık evi ve misafirhane vardır.Er was onderhoudspersoneel en een gastvrouw.
2007'de kanalizasyon şebekesi ve sağlık ocağı yapılmıştır.In 2007 werd de Dienst Terugkeer & Vertrek in het leven te roepen.
Bu dualar kötü ruhların kovulması ve ölünün sağlıklı bir şekilde öteki hayata geçmesi için gerekliydi.Alle drie achtten haar mentaal gezond genoeg om de executie door te zetten.
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) WAS (Dünya Cinsel Sağlık Derneği) The Kinsey Institute ^Hij was medeoprichter van een onderwijsinstelling, het Instituut van Kinsbergen.
Erken kalkma sağlık için iyidir.Vroeg opstaan is goed voor de gezondheid.
Sağlık mutluluk için gereklidir.Gezondheid is onmisbaar voor het geluk.
Her şeyden önce sağlıklı olmak istiyorum.Ik wil bovenal gezond zijn.
Yüzmek sağlıklıdır.Zwemmen is gezond.
Ben sağlıksızım.Ik ben ongezond.
Ben sağlıklı değilim.Ik ben niet gezond.
İnsan sağlıklı yaşamak isterse, her gün bir saat koşmalı.Als je gezond wilt leven, moet je elke dag een uur hardlopen.
Gıda, taze ve sağlıklıdır.Het voedsel is vers en gezond.
Üstüme iyilik sağlık!God bewaar me!
Üstüme iyilik sağlık!Lieve help!
Sağlık en büyük hazinedir.Gezondheid is de grootste schat.
Sağlık sigortam yok.Ik heb geen gezondheidsverzekering.
Sağlık sigortam yok.Ik heb geen ziekteverzekering.
Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ama kullanılmamaktadır.Het dorp heeft een gezondheidscentrum dat niet in gebruik is.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Ofiara choroby kładzie się spać i śpi w dobrym zdrowiu.
İnananları genelde ona refah ya da sağlık konularında yakarır.Wzywał do wiernych do zgody, miłości i cierpliwości.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Światowa Organizacja Zdrowia zaleca przeprowadzanie testów jedynie wśród grup podwyższonego ryzyka.
Genç ve sağlıklı kadınlarda tanı yalnızca belirtilere dayalı olarak konabilir.U młodych i zdrowych kobiet diagnozę można postawić wyłącznie na podstawie objawów.
Kamplarda hüküm süren sağlık ve yaşam şartları geçici ve oldukça yetersizdi.Warunki sanitarne i aprowizacyjne panujące w obozach były prowizoryczne i dalece niewystarczające.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Powikłania mogą wystąpić w szczególności u osób starszych oraz osób mających inne problemy zdrowotne.
Bununla birlikte bu hastalık hâlâ üçüncü dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur.Niepokojem napełnia go także wciąż trudna sytuacja w krajach Trzeciego Świata.
Ana madde: Şarap Şarap yaygın olarak tüketilir ve en seçkin, en sağlıklı içecek olarak kabul edilirdi.Wino pijano często i uważano za najbardziej prestiżowy i zdrowy napitek.
İlgili Sayfalar