sağlık ile cümle

sağlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
NOT: Chris Watrin 20.08.2008 tarihinde sağlık nedenleri dolayısıyla gruptan ayrılma kararı aldı.20 sierpnia 2008 r. z powodów zdrowotnych z zespołu odszedł Chris Watrin.
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.Opieka i wychowanie we współczesnej rodzinie.
1947 yılında sağlık durumu kötü olmuştu.Stan zdrowia pogorszył się w 1974 roku.
Bölüm 6–8: Gerekli ekipmanların ve sağlık hizmetlerinin sağlanması ile 731.Wydziały od 6 do 8: jednostki odpowiadające za wyposażenie, sprawy medyczne i administracyjne.
Binlerce yıldır Çin tıbbında sağlık amacı ile kullanılmaktadır.W medycynie chińskiej stosowana od 4 tysięcy lat.
Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonu Başkanlığı yapmıştır.Przewodniczył Komisji Zdrowia i Pomocy Społecznej.
1987'de sağlık nedenleriyle siyasetten çekildi.Ustąpiła w 1987 z powodów zdrowotnych.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Zaszczepienie pracowników służby zdrowia zmniejsza ryzyko wirusowego zapalenia płuc wśród ich pacjentów.
Sağlık sorunları olmasına rağmen yazmayı sürdürdü.Pomimo trudności zdrowotnych nieustannie pisał wiersze.
Dünya Sağlık Örgütü.Światowa Organizacja Zdrowia.
Sağlıklı insanlar için en büyük tehlike, hastalardır.Trudny problem dla lekarzy, niebezpieczeństwo dla chorych.
UV-C: Sağlık için en tehlikeli ışınlardır.Kurek J.: Światło jest najważniejsze.
Sağlık sorunları nedeniyle spor spikerliğini bırakmıştır.Zerwała definitywnie ze sportem ze względu na komplikacje zdrowotne.
Fırat, sağlık durumunu gerekçe göstererek 8 Kasım 2008 tarihinde istifa etti.Uroczystości koronacyjne 8 października ograniczono za względu na jego stan zdrowia.
Sağlık durumu nedeniyle görevden ayrıldı.Odszedł ze służby z powodu stanu zdrowia.
1992 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), eşcinselliği akıl hastalıkları listesinden çıkardı.ILGA wspierała Światową Organizację Zdrowia (WHO) w procesie skreślenia homoseksualizmu z wykazu chorób.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.W ciągu 1937 roku zdrowie Atatürka zaczęło się pogarszać.
Sovyet sağlık prensibi 1918 yılında Sağlık Halk Komiserliği tarafından oluşturulmuştu.W 1918 roku powołano Ludowy Komisariat Zdrowia.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Z drugiej strony jej działanie może być szkodliwe dla komórek zdrowych.
Mahallede sağlık ocağı yoktur, ancak sağlık evi vardır.Miejscowość nie posiada własnego szpitala, jest tu tylko przychodnia zdrowia.
Ancak 2017 yılında sağlık problemleri sebebiyle diziden ayrılmıştır.W 1924 wyjechał jednak na zawsze z Egiptu ze względu na pogarszające się zdrowie.
Bağımsızlıktan sonra Tilimsan il sağlık müdürü olmuştur.Po proklamowaniu niepodległości został ministrem zdrowia.
Halk sağlığı, sağlık toplumbilimi, toplumsal çevre sağlığı ile ilgilenen bir bilim alanıdır.Zdrowie publiczne – nauka zajmująca się zdrowiem na poziomie populacji ludzkiej.
Sağlık ocağına bağlı 3 sağlık evi de bulunmaktadır.Ponadto mieszczą się w nim 3 mieszkania dla obsługi medycznej.
Sağlık problemleri, böbrek rahatsızlığı onu 1975 yılında emekli olmaya zorladı.Inwalidztwo wojenne i zbieg ukończenia 55 lat umożliwiły mu przejście na emeryturę w 1978 r.
Üçüncü gerekçe sağlıkla ilgilidir.Pierwszą kwestią jest zagadnienie sensowności.
Sağlık ocağı Hastane ve sağlık evi vardır.Opiekę zdrowotną zapewniają szpital i klinika.
Sağlık ocağı ve okul yoktur.Brak fabryk, szkół.
19 Eylül 2014'te TomorrowWorld'ün ana sahnesinde Avicii'nin sağlık sebebleri dolayısıyla yerini aldı.Zastąpił on również Aviciiego podczas TomorrowWorld 2014, z powodu problemów zdrowotnych Szweda.
Bu dönemde Stanley, bir sağlık sorunu geçirdi.W tym okresie Cooper zmagał się z problemami zdrowotnymi.
Arka tarafta bulunan sağlık ekipmanı hayat kurtarabilir.Korytarz ratunkowy może uratować życie.
Hasta hayvanlar sağlıklılardan ayrılır.Wszystkie zwierzęta powróciły zdrowe.
Ağustos 1946'da yarbay rütbesinde iken sağlık nedenlerinden ötürü askerliği bıraktı.W kwietniu 1946 w stopniu majora został zwolniony do rezerwy ze względu na stan zdrowia.
Hapiste kötüleşen sağlık nedenlerinden dolayı serbest bırakıldı.Z powodów zdrowotnych zwolniony z więzienia.
Sağlık ocağı vardır fakat sürekli bir personeli bulunmamaktadır.Budynek działa bez stałego personelu.
Birinci dünya savaşı esnasında Britanya Kraliyet Ordu Sağlık Kuvvetlerinde tıbbi görevli olarak çalışmıştır.Podczas pierwszej wojny światowej służył w armii carskiej jako lekarz polowy.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Przyczyną tego były problemy ze zdrowiem.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Dbał on o zdrowie i prawidłowy wzrost dzieci.
Afganistan'da sağlık hizmetleri nispeten yoksuldur.Opieka zdrowotna w Gwinei Równikowej stoi na słabym poziomie.
Bu görevi sağlık sorunlarıyla 1999 yılında istifa edene dek sürdürdü.Funkcję tę pełnił do 2003 roku, kiedy złożył rezygnację z powodów zdrowotnych.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Ostatnimi czasy zaczął znacznie podupadać na zdrowi.
Sağlık Bilimleri ve Meslekleri Dergisi.Czasopismo lekarzy i studentów”.
Sağlık ocağı vardır sağlık ocağı yoktur .Stąd też problemem jest brak kanalizacji sanitarnej.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Planowała studiować kierunki związane ze zdrowiem i ćwiczeniami fizycznymi.
1948 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak kuruldu.1948 – Powstała Światowa Organizacja Zdrowia (WHO).
Sağlık ocagı var.Dać szansę zdrowiu.
Sağlık evi vardı kapandı.Mieszkanie Svatošów było jednak zamknięte.
Gen aktarımı sayesinde gelecek nesillerin daha sağlıklı olması sağlanabilir.Przy odpowiednim leczeniu chorzy mogą dożyć późnego wieku.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Jednak najlepiej sprawdzą się do spania.
Bayraktar´ın sağlık ocağı yoktur.Bandera cywilna jest bez herbu.
2004 yılında sağlık sorunları sebebiyle siyaseti bıraktı.Z polityki wycofał się w 2003 roku z przyczyn zdrowotnych.
Sağlık ocağı ve Sağlıkevi vardır ama atıl durumdadır.Jest cała i zdrowa, ale znajduje się za kratami.
Şu anda sağlıklı bir insanın bedenine sahip.Należy on obecnie do osoby fizycznej.
Sağlık evi yoktur.Ola nie ma domu.
(Ciddi sağlık sorunları nedeniyle.Prawdopodobnie ze względu na problemy ze zdrowiem.
Bu nezeriyye sağlıklı yaşam tarzı, hastalıkların önleme ve tedavisini tebliğ edirdi...Do zadań medycyny naturalnej należy też promocja zdrowego stylu życia oraz zapobieganie chorobom.
Ve doktorlar yanıldılar, Brenna her bebek gibi sağlıklı çıktı, bir tek her şeyden çabuk korkuyordu.Grupa zaatakowała, ale troll szybko goił natychmiast wszelkie rany, I wszelkie ciosy tylko go spowalniały.
Allopürinol Dünya Sağlık Örgütü'nün Temel İlaçlar Listesinde de yer alır.Szczepionka znajduje się na liście leków podstawowych WHO.
Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ama kullanılmamaktadır.elektrik ve sabit telefon vardır.Następnie zaczęliśmy budować domy - jeden pokój i kuchnia, oczywiście bez wody i elektryczności.
Film, Amerikan sağlık sisteminin eleştirisini yapmaktadır.Film przedstawia zło amerykańskiego kapitalizmu.
İlgili Sayfalar