"İyi de... " diyorlar, "Konuştuğum herkes saçma olduğunu düşünüyor.They say "Well ... everybody I talk to says it's rubbish.
Akıllı genel planlamanın kitlesel tekdüzeliğe... ...sebep olacağını düşünmek saçmadır.The notion that intelligent overall planning implies mass uniformity is absurd.
Ne saçmalıyorsun Jackie?What are you talking about Jackie?
- Saçmalama.- Nonsense.
Bu sey bazen sacmaliyor!Sometimes this thing acts a little finicky.
Bu saçmalık !.That's nonsense.
Saçmalıklarını ciddiye almıyorumThis isn't a place for your nonsense.
Ve bunun saçma olduğunu düşünüyorsan, değil.And if you think this is absurd, it's not.
Bu kadarı da saçmalık.I mean, it's ridiculous.
Sonra dedik ki, "Ne kadar saçma."And then we thought, "How stupid."
Sen saçmalıyorsun. ...Amerika'da sonsuza kadar yıkılmadan önce.You're being ridiculous. ...before America is destroyed forever.
Bu çok saçma ama, kim eski aptal çorapları saklar ki?And, that was just crazy. Who hides dumb tube socks?
Marshall Kay'in jeosenklinal döngüsü öğrendik; saçma sapan birşeydir.We learned of Marshall Kay's geosynclinal cycle, which is a bunch of crap.
Çocuk, "Bana verdikleri küçük kitaplardaki saçmalıklar" dedi.He says, "Well, reading is this junk they give me in little books to read.
Şöyle diyebilirsiniz, "Bu çok saçma, Steve.And you can say, "That's ridiculous, Steve.
Yani, oynamak, çok saçma bir şey."Just play, that's a stupid thing."
Yoksa saçmalık mı?Or is it crap?
Saçmalama kardeşim.Don't be ridiculous, sis.
Etrafa mutluluk saçmak da çok önemli ayrıca.It is very important to bring around happiness as well.
Böyle saçmalık olabilirmi ya?Could there be such absurdity?
Yazım yok, senaryo yok, hiçbir saçmalık yok.There's no writing, there's no scripting, there's no nonsense.
Görüyorsunuz, kavram olarak saçma sapan ama insanlara çekici geliyor.See, it's outrageous as a conception.
En iyi,saçmasapan çılgın gazete manşetlerinde geçen ifadelerin incelenmesi ile anlaşılabilir.And it's best understood through example as the science of those crazy, wacky newspaper headlines.
Seçim kampanyaları bazen küçük ya da saçma görünebilir.I know that political campaigns can sometimes seem small, even silly.
Bu Kinsey'e saçma geldi. Böylece bu işe girişti.Kinsey thought it was bunk, so he got to work.
(Kahkahalar) (Alkış) O da şöyle dedi... ..."Bu saçmalıktan başka bir şey değil."She said, "That's just a bunch of hooey."
- Bunlar saçmalık, kardeşim.-That's nonsense, sister.
Bu yüzden saçmalamayı kes.So, stop your nonsense.
Saçmalıyorsun resmen!You are talking nonsense!
Ona saçmaladığını, onları faydalı işlerde kullanmak için eğitmemiz gerektiğini söyledim.I said that was stupid, you know, maybe we should just train them to do something useful.
Bu, saçmalık!That's nonsense.
Hepsi saçmalıktı.It was all nonsense.
Bu şaçma, gerçekten.It's absurd, really.
Efendim, bu çok saçma.- GETHlN: Sir, that's ridiculous.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.I cannot believe we bought in to all of your nonsense.
Bu kesinlikle çok saçma.That's absolutely ridiculous.
Muhtemelen içten içe, "Çok saçma, mümkün değil" diyorsunuz.You're thinking, "That's ridiculous. No way."
- Diyebilirsiniz ki "Mercan, bu bir doğruyu tanımlamanın çok saçma bir yolu. -Now you might say, hey Sal, this was a really obtuse way of defining a line.
Şaçmalamayı bırak.Cut the crap.[br]
Saçmalama. Baţýmýzýn üstünde yerin var! Peter memnun olacak!Aqui, concorrência.
Ama Peder Daens'in vaazý aţýrý biçimde saçmalýk.Cale-se!
- Saçmalamayýn. - Öyleyse, Daens nerede?Que Deus te abençõe.
Bu çok saçma! Ýnsanlarý aţađýlýyorsun!- Nós assim... ...e a fábrica dando sopa!
Neden saçma sapan konuşuyor?Nonsense.
- Saçmalamayı keser misiniz?Stop it!
Bunu ciddi saçmalık olarak tanımlıyorum; çünkü ciddi tarafta,I called it "Serious Nonsense" because on the serious side,
Ve bu esnada, gördüğümüz gibi saçmalığı kullanıyorum.And meanwhile, I use nonsense, as you can see.
Ve orjinallik benim ciddi saçma kısmın önemli bir parçası.And authenticity is a major part of my serious nonsense.
Bankalar para oluşturursanız, bu mutlak saçmalık.It's absolute nonsense, if the banks can create money.
Bugünkü dinlerin hepsi saçma. Okuduklarını anlamıyorlar.So all religions are crap today, they don't understand what they read.
[Bir zenci ve bir beyaz çocuk saçma bir şeyler söylüyorlar][Black Boy & White boy saying jibberish]
[Bir kızçocuk saçma bir şeyler söylüyor]Alleluia, Jesus. [Girl saying jibberish]
Herkes bu din saçmalığından ötürü savaşıyor.E'erybody fightin' over this religious shit.
Şimdi fark ediyorum ki, insan davranışıyla sinek davranışını karşılaştırmak biraz saçma.Şimdi fark ediyorum ki, insan davranışıyla sinek davranışını karşılaştırmak biraz saçma.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.So in America, it was kind of ridiculous that they said I should go to high school.
Yine de... ...tekrar saçmaladığını görmek güzel.Still it's nice... to see her yapping away again.
Saçmalýyorsun Eyţan.You're being silly, Eysan.
Saçmalıkların karşısında sussun mu insanlar? Sen alay edince kimse seni utandırmasın mı?Should your boastings make men hold their peace? When you mock, shall no man make you ashamed?
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.to judge the fatherless and the oppressed, that man who is of the earth may terrify no more.
Ne var ki, bu sözler elçilere saçma geldi ve kadınlara inanmadılar.These words seemed to them to be nonsense, and they didn't believe them.