Ana içeriğe geç
Sözlük

saçma ile cümle

saçma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Saçma, cahilce tartışmalara girmeyi reddet. Bunların kavga doğurduğunu bilirsin.But refuse foolish and ignorant questionings, knowing that they generate strife.
Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Biz O'ndan başkasına Tanrı demeyiz. Yoksa saçma söylemiş oluruz."We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Ayetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz.Insolently, treating them like tales told at night."
Onlar sadece saçmalıyorlar.They only make up lies.
Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kafirleri) Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
De ki: "Allah." Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?Does their reasoning prompt them to this, or they are a people rebellious?
Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.They will hear no nonsense there or talk of sin,
"Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.They will hear no blasphemies there or disavowals:
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."And has placed the moon therein, an illumination, and has placed the sun, a lighted lamp?
Ve şüphe yok ki aklı olmayanımız, Allah hakkında saçma ve boş laflar ediyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Hakkı bâtılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.Do not confuse truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.
Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler.All praise be to Him.
Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
O'ndan başka hiçbir ilaha yakarmayız. Aksini yaparsak saçma söz söylemiş oluruz."We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Sadece saçmalıyorlar.They only make up lies.
"Doğrusu, bizim beyinsiz, Allah hakkında saçma lakırdı ediyormuş."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Onlar saçma düşüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrılar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır.They also say: "These cattle and these crops are consecrated.
Biz, O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.Insolently, treating them like tales told at night."
Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Orada ne bir saçmalık, ne de günaha sokan bir söz işitmezler.They will hear no nonsense there or talk of sin,
"ALLAH hakkında saçma şeyler söyleyip duran bizim o beyinsizdi."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Orada bir saçmalık işitmezler.Never hearing idle talk.
Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar.They do not know its truth at all; they only make guesses.
Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun!Purity and Supremacy is to Him, from all what they ascribe.
Onlar sadece sanıya uyuyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece saçmalıyorlar.They do not know its truth at all; they only make guesses.
Onlar sadece tahmin yürütüyorlar ve sadece saçmalıyorlar.They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor?Or do their intellects bid them do this?
Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar!Nay, but they say: 'A hotchpotch of nightmares!
Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.They follow nothing but conjectures, and they do nothing but lie.
Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.They follow nothing but conjectures, and they do nothing but lie.
Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.They follow nothing but conjectures, and they do nothing but lie.
Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlarThey follow nothing but conjectures, and they do nothing but lie.
Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır.They say: "Nay, these are confused dreams; nay, he has forged it; nay, he is a poet.
Yoksa saçma söylemiş oluruz."We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.
Aksini yaparsak saçma söz söylemiş oluruz."We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.
Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.
Sadece saçmalıyorsunuz siz."You follow only conjectures and preach falsehood."
Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler.They have even dared, in their ignorance, to attribute sons and daughters to Him.
Neden garip giysiler ve saçma hikayelerle dolu bir film izleyeyim ki?Why should I watch a movie full of weird costumes and blunt themes.
Devletin saçma sapan eylemlerini her zaman seçmen ödüyor.Always the electorate pays for the bullshit actions of the govt.
SETimes'a konuşan Sotirov, "Bu saçma moratoryumun derhal feshedilmesini istiyoruz." dedi."We want that absurd moratorium to be annulled immediately," Sotirov told SETimes.
Mağdurların hiçbir hakkı olmaması çok saçma.It is absurd that the victims have no rights.
Hükümet sözcüsü Ulpiana Lama öneriyi "saçma" olarak nitelendirdi.Government spokeswoman Ulpiana Lama described the proposal as "absurd".
Rusya'nın Olağanüstü Hal Bakanı Sergei Shoigu söylentilerin "tamamen saçmalık" olduğunu söyledi.Russian Minister for Emergency Situations Sergei Shoigu said the rumours were "complete nonsense".
Balkanlar'da aşırılık yanlısı örgütler korku saçmaya devam ediyorExtremist organisations still spark fear in the Balkans
Dragisiç: Belgrad’ın, Avrupa-Atlantik ile bütünleşme sürecini bırakma politikasını saçma buluyorum.Dragisic: I think Belgrade is following a stupid policy of abandoning Euro-Atlantic integration.
O tür bir huzursuzluk kolaylıkla radikal milliyetçiliğe ya da benzer saçmalıklara dönüşebilir.That discontent will easily transform into radical nationalism and similar nonsense.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod