Saçmalamayı kes.Stop goofing off.
Bitkiler büyümez, bütün bu saçmalıkları hala tartışıyoruz.A plant cannot grow, all that nonsense, still exists today.
Ama açýkça ortada ki dünya saçma bir yer.But apparently the world is ridiculous.
Pek çok şey hakkında çok bir şey bilemeyeceğin için fikrinin temelindeki şey saçmalık.You can't know very much about everything and so your opinion relies on the base upon... bullshit
Milyonların Yürüyüşü için çağrı yapmamız saçma olur.We won't call for the march of a million.
Çok saçma olurdu.Doesn't make sense.
Yapabilecekleri en saçma hareketi yaptıklarını tahmin edebiliyorsunuzdur:Of course, you could bet, they did the most stupid thing.
- Olacak. Saçmalıklarınız hakkında düşündüğüm bu.This is what I think of your shit, MK.
Pete, biraz saçmalamanı isteyeceğim.Pete, I'll just get you to say some shit.
- İşte, dostum. Buna saçmala.Here, mate, just say some shit to that.
- Buna saçmalayayım."Some shit to that."
Ben ve Tangles saçma sapan konuşmayı ve birbirimize espri yapmayı çok severiz.Me and Tangles were mucking around a bit -- we like to play jokes on each other.
- Saçmalık.That's bullshit.
"aaa ne saçma, kazaymış" diyeceklerdir."Aw, shucks, it was an accident."
Bir kriz bile çıksa, böyle saçmalamalısın.Even if he is thinking in a hurry, what kind of a lie is that?
Bu ne biçim bir saçmalık?What is this nonsense?
Saçmalamaya devam etmek ister misin?Do you want to use it to announce that?
Bu saçma olacak kadar basit.Now this seems ridiculously simple.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.The judge on the case, Judge Lois Forer thought that this made no sense.
Bu çok saçma!That's ridiculous!
Ya anne saçmalama, aç ţu kapýyý!Mom, don't be silly, open the door
Hiç bir ţey... Hiç bir ţey, saçmalýyorum. Çok gerginim.Nothing, I am just tired, can we talk later?
Olağanüstüden saçmaya kadar tasarımlarımız var, ama işe yaradılar.We had from the sublime to the ridiculous, but they worked.
"Ve durumlarda kesinlikle noktası -" "Saçma" dedi Görünmez"And circumstances certainly point--" "Stuff and nonsense!" said the Invisible
Ben tabii bu saçma inanamıyorum - görünmezlik hikaye "I cannot of course believe in this absurd invisibility story--"
O, boş bir şerit üzerinde saçma yayılan üç erkek kaydetmek görmek için şaşırdı zemin.He was astonished to see the lane empty save for three men sprawling absurdly on the ground.
"Ama bu saçmalıktır."But this is nonsense.
"Ya da saçma" dedi Kemp ve gözlerini boğumlu."Or silly," said Kemp, and knuckled his eyes.
"Saçma," dedi ses."Nonsense," said the Voice.
Ve tüm o soğuk füzyon saçmalıklarına rağmen masa üstünde füzyon yapamadığımızı görüyoruz.It turns out you can't do fusion on a table top despite all that cold fusion nonsense.
Ama kulağa saçma geldiği kadar, şu an da sınıflarımızda olan şey de bu.But as ridiculous as that sounds, that's exactly what's happening in our classrooms right now.
Çocukların maruz kaldığı tüm saçmasapan şeyleri düşünün.Imagine all the ridiculous things that children are exposed to.
Fazla zamanımız yok. Bu saçma sapan konuşmaları bırakıp sadede geleceğim. İyi!We do not have that much time, let's go straight into the lessons.
Çok saçma.It was so shocking.
Bu fonksiyonlar trigonometrik yada başka saçma fonksiyonlar olabilir.They could be trigonometric functions; they might be some other type of wacky function.
Gelmiş geçmiş en saçma fikir.Dumbest idea ever.
Nitekim, Wikipedia o kadar saçma bir fikir ki Jimbo'nun bile aklına gelmemişti.In fact, Wikipedia is an idea so profoundly stupid that even Jimbo never had it.
Ve kesinlikle saçma gözüküyorlar.And sure they look silly.
Her türlü saçma projelerden çıkıyorlar.They start off on all sorts of goofy projects.
Bu en favori saçma blog örneğim:This is my favorite goofy blog:
Prenses, bu saçmalığı dinlemeyin. saçmalık? hadi sudan bir yudum alsana !Princess, don't listen to this nonsense. Nonsense? You could have a sip of the Water first.
Pekala Danny, saçma sapan değerlendirmeler istemiyorum.Motherfucker.
Bunlar çok saçma fonksiyonlar diyebilirsiniz. .So you might say, hey Sal, these are kind of silly functions.
Ve saçmasapan bir yerdeyiz! ...Kraliyet Teknoloji Enstitüsü'nün standart seçim süreci.And we're back on this! ...the standard selection process at the Royal Institute of Technology.
-Ve siktiğimin saçmalığından!-And fucking bullshit! -Sit here anyway.
Hala bunun saçmalık olduğunu söyleyen bazı bilim adamları var.There are still some scientists who would say, hogwash.
--ki bu bana bazen saçma da gelmektedir.-- which I find is somewhat ironic.
"Çok saçma" diyebilirsiniz.Now you might say, "Okay, that's silly."
Tamam sen iyice saçmalamaya başladın.All right, now you're just acting silly.
Matematikteki arkadaşlarıma ilk söylediğimde "Saçmalama.When I first told it to my friends in mathematics they said, "Don't be silly.
Sadece [saçma] bir şey." dediler.It's just something [silly]."
Aslında saçmalamamıştım.Well actually, I was not silly.
Bana göre, bu saçmalıkta çok ileriye gittik ve notlandırma aşağılayıcı hâle geldi.Well, in my opinion, we went too far with this nonsense, and grading became degrading.
Kesin şu sapma saçmalığını! - Nedir bu şey?Enough with this anomaly horseshit!
Niye böyle saçmaladığımı bilmiyorum.I don't know why I thought of that.
Nedir bu saçmalık?And where'd this come from?
Bu saçma bir iş, altın iş var.It's an absurd business, the gold business.
Tabii ki kahrolası bir evet, fakat bu çok saçma.Well of course it bloody does, that was irrelevant.
"kidults" (çocutişkin) gibi saçma kelimeler uyduruyorlar.like "twixters" and "kidults."
Tamam, bu biraz saçma oldu.Well, okay, that's a crazy thought.