Ana içeriğe geç
Sözlük

saçan ile cümle

saçan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
19.yüzyılın sonlarına doğru ,ışık saçan ether terimi ortaya çıktı.世紀末爆弾 真・伝承奥義。
Birden gökyüzünde ışıltılar saçan, kocaman bir uzay gemisi belirir.此時,忽然有一巨大天體直衝宇宙船而來。
Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür.謂生緣老死,如是乃至無明緣行,應知亦爾。
Ateş saçan bir yılan şeklinde görünür.有著像是蛇的髮形。
Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.有必宜改者,則以漸移變,使無跡可尋。
Khimaira önü arslan arkası yılan, ortası keçi olan ve ağzından alevler saçan garip bir yaratıktır.키마이라는 호머의 일리아스에서 앞은 사자 중간은 염소, 뒤는 뱀으로 이루어져있으며 입에서 불을 내뿜는다고 묘사된다.
Tlepş büyük çekici ile taşı kırar, içinden ateş saçan, kor halindeki Sosrıkua çıkar.Кремъка изсича искра, при удара си в оребрена (грапава, насечена) стоманена пластина (огниво).
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Brandon Soo Hoo kao Tran: mladi vođa Plamtećih zmajeva.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.1880년대와 1890년대에 많은 과학자들과 연구자들이 원자들로부터 나오는 빛을 연구했습니다.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.Az 1880-as, 1890-es években sok tudós, sok megfigyelő, vizsgálta a fényt, amit az atomok bocsájtanak ki.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.Vedeţi, prin anii 1880, 1890 mulţi oameni de ştiinţă, mulţi observatori, analizau lumina emanată de atomi,
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.Viete, v 80., 90. rokoch 19. storočia mnoho vedcov a výskumníkov pozorovalo svetlo, ktoré vydávajú atómy.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.Víte, tenkrát v letech 1880 a 1890 se mnoho vědců, mnoho pozorovatelů dívali na světlo unikající z atomů.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.W latach 80 i 90 XIX w, wielu naukowców i obserwatorów przyglądało się światłu atomów.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.Видите-ли, раньше в 1880-х и 1890-х многие учёные и натуралисты смотрели на свет, излучаемый атомами.
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.תראו, אז בשנים 1880, 1890 מדענים רבים, צופים רבים הביטו באור הנפלט מאטומים
1880 ve 1890'larda bir çok gözlemci ve bilim adamı atomlar saçan ışığı gözlemledi.たくさんの科学者や観測者が 原子から出る光を観察し こんな奇妙な写真が撮れました
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Aber ich bemerkte, dass ich die Tiere anhand des Lichts, identifizieren konnte, das sie produzierten.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Ale dochádzalo mi, že vlastne viem identifikovať živočíchy podľa druhu svetla, ktoré produkujú.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Dar mi-am dat seama că pot chiar să identific animalele după tipul de lumină produs.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.그런데 여기 찍힌 섬광의 모양을 가지고 동물의 종을 구분할 수 있단 걸 깨달았죠.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Maar ik begon te beseffen dat ik dieren kon identificeren door de soort flitsen die ze produceerden.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Ma cominciai a pensare che potevo anche identificare gli animali in base al tipo di emissioni che producevano.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Но започнах да осъзнавам, че всъщност бих могла да идентифицирам животните по типа проблясъци, които излъчват.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.Но я начала понимать, что я могла даже идентифицировать животных по типу вспышек, которые они производили.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.אבל התחלתי להבין שאני יכולה ממש לזהות יצורים לפי סוגי ההבזקים שהם יצרו.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.لكني بدات ادرك اني في الواقع استطعت تمييز الحيوانات من خلال نوع الومضات التي تحدثها.
Ancak bir süre sonra aslında ışık saçan hayvanları saçtıkları ışığın şeklinden tanıyabildiğimi fark ettim.生じる閃光のタイプからわかります これはメイン湾の水深 220メートル
Bu, bütün maddesini etrafa saçan bir yıldızın yan ürünleridir.Ale to podwójny produkt gwiazd rozsiewających dookoła całą materię zewnętrzną.
Bu, bütün maddesini etrafa saçan bir yıldızın yan ürünleridir.Takto to vypadá, když se hvězda zbavuje veškerého svého vnějšího materiálu.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludur그곳은 최소 2마일의 어두운 바다에서만 사는 반짝이는 생명체들로 꽉 차있습니다.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludurLleno de criaturas luminosas, que viven en aguas oscuras de dos millas de profundidad.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludurמלאה ביצורים מאירים, חיים במים חשוכים שעומקם הממוצע הוא 6 ק"מ.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludurممتلئ بالمخلوقات المضيئة، تعيش في المياة المظلمة في متوسط عمق ميلين.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludur平均すると深さ3キロの暗い海にいます 閃光のように 花火のように
"Effulgent" demek ışık saçan mı demek?Bedeutet 'effulgent' selbstleuchtend?
"Effulgent" demek ışık saçan mı demek?Radieux signifie rayonnant-en soi ?
"Effulgent" demek ışık saçan mı demek?¿Refulgente significa que irradia por sí mismo?
Işık saçan.Que irradia por sí mismo.
Işık saçan.Rayonnant-en soi.
Işık saçan.Selbstleuchtend.
O halde eğer kendinden ışık saçan bir ışıktan bahsediyorsa, bu Öz için ancak bir metafor/benzetme olabilir.Entonces, si él habla de luz que irradia por sí misma, entonces sólo puede ser una metáfora para el Ser.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.A vravel: S kráľovstvom Božím je to tak, ako keby človek hodil semä na zem
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Diceva: «Il regno di Dio è come un uomo che getta il seme nella terra
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Disse também: O reino de Deus é assim como se um homem lançasse semente � terra,
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.El a mai zis: ,,Cu Împărăţia lui Dumnezeu este ca atunci cînd aruncă un om sămînţa în pămînt;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.És monda: Úgy van az Isten országa, mint mikor az ember beveti a magot a földbe.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Het Koninkrijk van God kan vergeleken worden met een boer, die zijn land inzaaide.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Il dit encore: Il en est du royaume de Dieu comme quand un homme jette de la semence en terre;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.I mówił: Takie jest królestwo Boże, jako gdyby człowiek wrzucił nasienie w ziemię;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.In reče: Tako je s kraljestvom Božjim, kakor če človek vrže seme v zemljo,
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.I pravil jim: Tak jest království Boží, jako kdyby člověk uvrhl símě v zemi.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Ja hän sanoi: "Niin on Jumalan valtakunta, kuin jos mies kylvää siemenen maahan;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.또 가라사대 하나님의 나라는 사람이 씨를 땅에 뿌림과 같으니
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Ngài lại phán rằng : Nước_Ðức_Chúa_Trời cũng_như một người vải giống xuống đất ;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Ngài lại phán rằng: Nước Ðức Chúa Trời cũng như một người vải giống xuống đất;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Och han sade: »Så är det med Guds rike, som när en man sår säd i jorden;
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Og han sagde: "Med Guds Rige er det således, som når en Mand har lagt Sæden i Jorden
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.Og han sa: Med Guds rike er det således som når et menneske kaster sæden i jorden
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.También decía: "Así es el reino de Dios, como cuando un hombre echa semilla en la tierra
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod