Neşe saçan görünüyorsun.You look radiant.
Tom çok yemek saçan biri.Tom is a very fussy eater.
Tom neşe saçan kişidir.Tom is the life of the party.
"Saçan'a 'Fethullahçı polisler' soruldu"."Saçan'a 'Fethullahçı polisler' soruldu".
"Adil Serdar Saçan kazada yaralandı"."Adil Serdar Saçan kazada yaralandı".
Reggie Lee ; Byong: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin ikinci komutanıdır.Reggie Lee as Byong: The second-in-command of the Flaming Dragon gang.
Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür.Casualty (person) – death (or injury) in wartime.
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Brandon Soo Hoo as Tran: The 12-year-old young leader of the Flaming Dragon gang.
"Effulgent" demek ışık saçan mı demek?Effulgent means self-radiating?
Işık saçan.Self-radiating.
Burası ışık saçan ve ortalama 4 kilometre derinlikte yaşayan yaratıklarla doludurliving in dark waters that average two miles deep.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.He said, "The Kingdom of God is as if a man should cast seed on the earth,
Ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara,Then those striking sparks of fire,
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;So, I warn you of the blazing Fire.
And olsun kıvılcımlar saçanlara;Then those striking sparks of fire,
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.Then those striking sparks of fire,
Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak...And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak (gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
(Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,Then those striking sparks of fire,
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Ve hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil (olarak gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.And placed a lamp therein brightly burning.
İşte Ben, sizi alev saçan bir ateşe karşı uyarıyorum.So, I warn you of the blazing Fire.
Koşarken tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan,Then those striking sparks of fire,
Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.Blessed is He who appointed houses in the sky and set in it a lamp and a shining moon.
Çalışmalarım sonucunda, Marksizmin ölüm saçan bir ideoloji olduğu sonucuna vardım.As a result of my studies, I have come to believe that Marxism is a murderous ideology.
New Mexico bayrağının üzerinde etrafa ışık saçan kırmızı bir güneş görürüz.Das rote Symbol wird hier auf der Flagge New Mexicos gezeigt.
Sirac-ün nur ışık saçan nur anlamına gelmektedir.La voix de sifflet est une chose qui leur est propre.
Erişim tarihi: 22 Mart 2009. ^ "Adil Serdar Saçan gözaltında".Consulté le 22 mars 2009. ↑ « L'humeur de...
19.yüzyılın sonlarına doğru ,ışık saçan ether terimi ortaya çıktı.Desde finales del siglo XIX es obvia la pretensión erótico-morbosa.
"Adil Serdar Saçan kazada yaralandı".«Amor resulta herido muy grave en un accidente de tráfico».
Bu asa ışık saçan ve müthiş güçler barındıran bir asadır.Debe ser emocionante y lleno de energía con una forma hermosa.
Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.Contiene: L'oppressore e l'oppresso.
Reggie Lee ; Byong: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin ikinci komutanıdır.Reggie Lee è Byong: comandante in seconda della Flaming Dragon Gang.
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Brandon Soo Hoo è Tran: giovanissimo capo dei Flaming Dragon gang.
Neşe saçan Beatrice oradaydı, Dante de; Beatrice ona ayın üzerinde görülen karaltıları açıkladı bir bir.C'era Beatrice colma di beatitudine, ed anche Dante, e lei gli spiegava le macchie lunari.
Bu dalgaboyu gün ışığından filtre edilir veya tek dalgaboyunda ışık saçan diyot (LED) tarafından üretilir.Questa è sia filtrata dalla luce del giorno sia generata con un diodo emettitore di luce monocromatica (LED).
Ateş saçan bir yılan şeklinde görünür.Обычно является в виде огненного змея.
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Брэндон Су Ху в роли Трана, молодого лидера группировки «Огненный дракон».
Kalbinin yerine ışın saçan sibernetik bir implant bulunmaktadır.Вместо левого глаза у него кибернетический имплантат.
Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür.Өфө мосолман зыяраты) — одно из самых старых и известных мест погребения усопших в Уфе.
Birden gökyüzünde ışıltılar saçan, kocaman bir uzay gemisi belirir.Внезапно в небе появляется инопланетный космический корабль, видимо, терпящий крушение.
Neşe saçan Beatrice oradaydı, Dante de; Beatrice ona ayın üzerinde görülen karaltıları açıkladı bir bir.كانت بياتريس هناك، و دانتي أيضًا، وكانت توضح له ماهية النقاط (المواضع) علي القمر.
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Brandon Soo Hoo como Tran: o jovem líder dos Dragões Flamejantes e o antagonista principal do filme.
Reggie Lee ; Byong: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin ikinci komutanıdır.Reggie Lee como Byong: o número dois dos Dragões Flamejantes.
New Mexico bayrağının üzerinde etrafa ışık saçan kırmızı bir güneş görürüz.Na fladze Nowego Meksyku widzimy czerwone słońce z promieniami wychodzącymi od niego.
Birinin adı Hürmüzdür, bereket ve ışık saçan anlamına gelmektedir.Namnet är sammansatt av ord som betyder ädel och ljus.
Bu asa ışık saçan ve müthiş güçler barındıran bir asadır.«Це місце енергетично наповнене силою.
Birden gökyüzünde ışıltılar saçan, kocaman bir uzay gemisi belirir.Najednou se na obloze objeví kosmická loď.
Ateş saçan bir yılan şeklinde görünür.Jedná se o vejcoživorodý druh hada.
Bu dalgaboyu gün ışığından filtre edilir veya tek dalgaboyunda ışık saçan diyot (LED) tarafından üretilir.Ezt a napfényből szűrik ki, vagy monokróm fénykibocsátó diódával (LED) állítják elő.
Reggie Lee ; Byong: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin ikinci komutanıdır.Reggie Lee, mint Byong, a Tüzes Sárkány banda másodszámú vezetője.
Brandon Soo Hoo ; Tran: Ateş Saçan Ejderhalar çetesinin genç lideridir.Brandon Soo Hoo, mint Tran, a Tüzes Sárkány banda fiatal vezetője, és a film fő antihőse.
"Saçan'a 'Fethullahçı polisler' soruldu".Első nevezetes viszotagságokat szenyvede Ottokártól, a’ ki által elpusztíttatott.
Bu canavar ağzından ateş saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu bir yaratıktır.Loài vật này thở ra lửa, có đầu và thân của sư tử, đuôi là một con rắn.
Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür.しかし、白衣を想うあまり死をも乗り越えて仙人(尸解仙〔しかいせん〕)となった。
Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.前編(罪)と後編(罰)とで別の人物。