Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Cea mai bună metodă prin care învăț este experiența practică, ceva care mă poate scoate din sala de clasă.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Il modo migliore per imparare è l'esperienza concreta, pratica, qualcosa che mi tiri fuori dall'aula.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.저는 실제 체험이나, 저를 교실 밖으로 이끄는 것들을 통해 가장 잘 배웁니다.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Mi mejor manera de aprender es con experiencias reales, prácticas, algo que me pueda sacar del aula.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Najlepiej uczyć się przez praktykę, poprzez rzeczy, dzięki którym wynosi się coś poza klasę.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Лучший способ обучения для меня - практический опыт, что-то, что влечёт меня за пределы класса.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.Най-добрият начин да се уча е чрез реален, практически опит, нещо, което може да ме изведе от класната стая.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.הדרך הטובה ביותר בה אני לומדת היא נסיון מעשי, משהו שיכול להוציא אותי מחוץ לכיתה.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.أفضل طريقة لكي أتعلم هي، التدريب العملي على الخبرة، وهو الأمر الذي يمكنه أن يبعدني عن الفصل.
Aslında öğrendiğim en iyi yol, kolları sıvayıp işe girişmektir beni sınıfın dışına çıkarabilecek bir şey.教室の外へと 私を連れ出してくれるものです 最高の教育というのは
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.A jednocześnie, chwalił mnie również, dodając mi otuchy za to, że nie płaczę.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Ao mesmo tempo, estava a felicitar-me, a elogiar-me, por eu não chorar.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.A zároveň ma podporoval, vyzdvihoval za to, že neplačem.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Dan pada saat yang sama, ayah juga membiarkan saya bersandar, menyanjung saya, karena tidak menangis.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Ed allo stesso tempo, mi stava anche mostrando il suo rispetto, per non aver pianto.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.És ugyanakkor megdicsért, elismerését fejezte ki azért, hogy én nem sírok.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Et en même temps, il me donnait son soutien, me remontait le moral, pour que je ne pleure pas.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.그러면서 아버지는 저를 격려해주셨고, 울지 않도록 힘을 북돋아주셨습니다.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Och att han samtidigt berömde mig rosade mig, för att jag inte grät.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Şi în acelaşi timp, mă sprijinea, încurajându-mă, pentru că nu plângeam.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Tegelijk gaf hij mij steun, hij tilde me op, omdat ik niet huilde.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Und gleichzeitig dankte er mir und lobte mich, weil ich nicht weinte.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Và cùng lúc, ông ấy khen tôi, nâng cao, đề cao tôi lên, vì tôi không khóc.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Y al mismo tiempo, me felicitaba, me alababa, por no llorar.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.Και την ίδια στιγμή, μου έλεγε μπράβο, με ανέβαζε, επειδή δεν έκλαιγα.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.И в същото време, той също така ме подкрепяше, повдигаше ме, за да не плача.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.И в то же время, он не забывал подбадривать меня, стараясь меня воодушевить, чтобы я тоже не расплакался.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.І в той самий час він також підтримував мене, підбадьорюючи, щоб і я не розплакався.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.ובאותו זמן ממש, הוא גם תמך בי ושיבח אותי על כך שאני לא בכיתי
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.وفي نفس الوقت ، كان أيضاً يقدم لي الدعم ، ويشجعني ، على عدم البكاء .
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.私が泣かないように 抱え上げてくれました このように男性は
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Całują się, trzymają za ręce, klepią nawzajem po plecach.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Când se salută, cimpanzeii se îmbrățișează. De asemenea, se sărută, se țin de mână, se bat pe spate.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Chúng cũng hôn, bắt tay, vỗ vào lưng nhau.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Eles também beijam, dão as mãos, dão palmadinhas nas costas uns aos outros.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.키스하고, 악수하고, 등을 두들겨줍니다.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Los chimpancés al saludar se abrazan. También se besan, se toman de las manos, se dan palmadas en la espalda.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Ölelkeznek, csókolóznak, fogják egymás kezét, és simogatják egymás hátát.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Si baciano, si tengono per mano, si danno pacche sulla schiena.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Ze begroeten elkaar met een omhelzing. Ook kussen ze, houden elkaars hand vast en kloppen elkaar op de rug .
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Επίσης ανταλάσσουν φιλιά, κρατιούνται από το χέρι και κτυπούν ελαφρά ο ένας την πλάτη του άλλου.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Вони також цілуються, тримаються за руки і поплескують один одного по спині.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Они также целуются, держатся за руки и хлопают друг друга по спине.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Те също така се целуват, държат се за ръка, потупват се по гърба.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.הם גם מתנשקים, מחזיקים ידיים, וטופחים זה לזה על הגב.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.إنها أيضا تُقبل، تمسك اليدين، يربت كل واحد منها على ظهر الآخر.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.威張ったり石を投げつけたりもするんですよ
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Au-delà de cette main c'est un monde de vaseline.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Bortanför den här handen är allt suddigt.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Dincolo de această mână este o lume de vaselină.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Hinter dieser Hand ist eine Welt aus Vaseline.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.이 손을 넘어서는 모든 것이 희미하게 보여요
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Lebih jauh dari tangan ini adalah dunia Vaseline.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Más allá de esta mano hay un mundo de Vaselina.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Minden férfi ebben a teremben - még te is, Steve -
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Oltre questa mano c'è un mondo di vaselina.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Para lá desta mão é um mundo de vaselina.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Phủ bên ngoài bàn tay này là một lớp kem Vaseline.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Poza nią znajduje się świat z wazeliny.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Voorbij deze hand is er een wereld van Vaseline.