sıtma ile cümle

sıtma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sıtma paraziti tarafından üretiliyor.It's produced by the malaria parasite and it's a very interesting crystalline substance.
Bu sıtma'nın Madagaskar'da yayılışını gösteriyor.This is malaria spreading across Madagascar.
Klinikler sıtmalı insanlarla dolu.Clinics are full of people that have malaria.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.We failed against malaria, yellow fever and yaws.
Raymond çocukken bir sıtma nöbetinden sonra sağır olmuş.Raymond became deaf as a child after a bout of malaria.
Sıtma için, orak hücreler için, kanser için bir şeyler bulmaya başladık.And we're beginning to find these little things for malaria, for sickle cell, for cancers.
Sekiz yıl gibi kısa bir sürede HIV ve sıtma gibi sorunlar düzeltildi.In eight short years -- we're here talking about HlV, malaria, which is all good.
Sıtmayla ve HIV'le ilgili yaptığımız yanlışları tekrarlayamayız.We cannot make the mistakes we've made with malaria and HlV.
Sıtma ilaçlarına karşı direnç vardı, ta ki yeni ilaçlar elimize geçene kadar.There was resistance for the old malaria drugs, until we got the new drugs.
İçme suları temizlendi, sıtmanın kökü kurutuldu.And they got safer water, they eradicated malaria.
Mesele şu, sıtma hastalığını merak ediyorsanız, sıtma hastalıkları uzmanına danışırsınız.The point is, of course, if you want to know about malaria, you ask a malaria expert.
Dikkate alınması gereken öncelikli dördüncü sorun sıtma - sıtmayla başa çıkma.The fourth best problem is malaria -- dealing with malaria.
Sıtma, dünyada her yıl milyonlarca insanın yakalandığı bir hastalık.The incidence of malaria is about a couple of [million] people get infected every year.
Onu sıtmayı tedavi etmesi için getirdiler ve o kolerayı getirdi.They called him in to cure the plague, and he brought cholera.
Davit 40 yaşında sıtmadan ölmüştür.David died of malaria at the age of 40.
Tifüs, çiçek ve sarıhumma hastalıkları bitirildi ve sıtma önemli ölçüde azaldı.Typhus, smallpox, and yellow fever were eradicated, and malaria was significantly reduced.
Bu program kapsamında sıtma kurutuldu.Under this program, malaria was eradicated.
Tifüs ve sıtma salgınları da yaygındı.Epidemics of typhus and malaria were also widespread.
Bu yeni oluşan lagünde sıtma sivrisinekleri tutuldu ve Castiglione nüfusunu azalttı.In this newformed lagoon, malaria mosquitoes took hold, weakening the population of Castiglione.
Ancak Forsskål, Commiphora'yı Linnaeus'a teslim edemeden 11 Temmuz 1763'te sıtmadan öldü.However, Forsskål died of malaria on 11 July 1763 before he could deliver Commiphora to Linnaeus.
Örneğin sıtmaya bir bakterinin neden olduğuna inanıyordu.He believed, for example, that malaria was caused by a bacterium.
Enfekte tavşanların sıtmanın özellikleri olan ateş ve genişlemiş dalak geliştirdiğini gözlemlediler.They observed that infected rabbits developed fever and enlarged spleen, characteristics of malaria.
29 Ağustos 1880'de Gifford, sıtma teşhisi konulduktan sonra New York'ta öldü.On August 29, 1880, Gifford died in New York City, after having been diagnosed with malarial fever.
Ancak salgın hastalıklar (özelikle sıtma) ve soğuktan 600 kişinin yarıya yakını ölmüşler.Infolge der Kältewelle starben mehr als 600 Menschen (direkte Kälteopfer).
Ancak, Caillie Sıtma olmuştu.Nun wurde Jekyll aber krank.
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.Combattre le sida, le paludisme et les autres épidémies.
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.Objetivo 6: Combatir el VIH/SIDA, el paludismo y otras enfermedades.
Dâhiliye Hastalıkları ve Sıtma mütehassısıdr.Resistencia a las enfermedades y plagas.
Yinelenen sıtmanın en sık ve en yaygın nedenidir.Enfermedad de Graves, lo más frecuente.
Sıtmalı hasta devamlı yatakta bulundurulmalıdır.Tiene una enfermedad que provoca que esté en cama constantemente.
Sıtma hastalığına yakalandıktan sonra 1943 yılında taburcu edildi.Dopo il secondo ferimento, nel 1944 venne congedato.
Ancak, Caillie Sıtma olmuştu.Leyli è malata di depressione.
Sivrisinekler sıtma taşırlar.Комары переносят малярию.
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.Эта задача обусловлена борьбой с распространением ВИЧ и других инфекций.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Зачастую это существа, испускающие жар.
Sıtma hastalığına yakalandıktan sonra 1943 yılında taburcu edildi.После тяжёлого ранения был демобилизован в 1943 году .
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.6-مكافحة فايرس نقص المناعة البشرية و الملاريا و أمراض أخرى.
Sıtma, ihbarı mecbûri bir hastalıktır.و يعدّ اللون مؤشراً على حالة مرضية.
Altı hafta sonra Gandi ağır bir sıtma krizi geçirdi.توفى هايدن بعد عناء طويل من مرض الورم النقوي المتعدد .
Genellikle bataklıklar sıtma vb. hastalık kaynağıdır.في الكلاب، غالباً ما يكون الصرع وراثيًا.
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.«6 - combater a AIDS, a malária e outras doenças».
Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.Para prevenir o paludismo, Nero recolheu os entulhos do incêndio.
1946 yılında Dünyâ Sağlık Teşkilâtı sıtma eradikasyonunu geniş çaplı olarak ele almıştır.Omtrent 1964 beschreef hij de strijd tegen de een ernstige huidziekte aldaar.
Ayrıca milyonlarca insan, veba, sıtma, grip ve tüberküloz gibi hastalıklardan öldü.Daarnaast stierven ook veel mensen aan Europese ziektes zoals griep, dysenterie en mazelen.
Ancak salgın hastalıklar (özelikle sıtma) ve soğuktan 600 kişinin yarıya yakını ölmüşler.Velen van hen (circa 6.000) stierven aan ziekten en uitputting.
Zehirli sıtma hastalığına yakalanınca çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.Toen hij een voedselvergiftiging opliep, moest hij echter stoppen.
Nakledildikleri yerde çoğu sıtma ve tüberkülozdan öldü.Veel landverhuizers stierven door ontbering en ziektes.
Henüz iki hafta geçmişti ki, Burton ve Speke sıtmaya yakalandılar.Jeden z członków ekspedycji został zabity, a Burton i Speke odnieśli rany.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Częste opady deszczy sprzyjają takim infekcjom.
Sıtma nöbetleri 48 ya da 72 saat aralıklarla devam eder.Objawy ustępują samoistnie w czasie 48–72 godzin.
Altı hafta sonra Gandi ağır bir sıtma krizi geçirdi.Sex veckor senare drabbades Gandhi en svårartad malariaattack.
Roma Sıtma Mektebinde İhtisas yapmıştır.Rom drabbas av pesten.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.Schistosomiasis är den parasitsjukdom som har näst störst ekonomisk inverkan efter malaria.
Yeni Gine, Salomon Adaları ve Yeni Hebrides adalarının alçak topraklarını sıtma kırıp geçirir.Hans verksamhetsområde omfattade Nya Hebriderna och Salomonöarna.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Värmeböljor går ofta hand i hand med torka.
Sıtma hastalığına yakalanmıştır, bu yüzden asıl amacını hiçbir zaman yapamaz.Вона є навколополюсним об'єктом, тобто вона ніколи не заходить за обрій.
Sıtma hastası olduğu için kimse işe almaz.Про харчування хворих ніхто не дбав.
Dâhiliye Hastalıkları ve Sıtma mütehassısıdr.Останнє протистояння Костянтина і Ліцинія.
25 Nisan Dünya Sıtma Günü'dür.25 квітня - всесвітній день боротьби проти малярії.
HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.Bojovat s HIV/AIDS, malárií a dalšími nemocemi.
İlgili Sayfalar