Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Când se salută, cimpanzeii se îmbrățișează. De asemenea, se sărută, se țin de mână, se bat pe spate.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Chúng cũng hôn, bắt tay, vỗ vào lưng nhau.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Eles também beijam, dão as mãos, dão palmadinhas nas costas uns aos outros.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.키스하고, 악수하고, 등을 두들겨줍니다.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Los chimpancés al saludar se abrazan. También se besan, se toman de las manos, se dan palmadas en la espalda.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Ölelkeznek, csókolóznak, fogják egymás kezét, és simogatják egymás hátát.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Si baciano, si tengono per mano, si danno pacche sulla schiena.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Ze begroeten elkaar met een omhelzing. Ook kussen ze, houden elkaars hand vast en kloppen elkaar op de rug .
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Επίσης ανταλάσσουν φιλιά, κρατιούνται από το χέρι και κτυπούν ελαφρά ο ένας την πλάτη του άλλου.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Вони також цілуються, тримаються за руки і поплескують один одного по спині.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Они также целуются, держатся за руки и хлопают друг друга по спине.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.Те също така се целуват, държат се за ръка, потупват се по гърба.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.הם גם מתנשקים, מחזיקים ידיים, וטופחים זה לזה על הגב.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.إنها أيضا تُقبل، تمسك اليدين، يربت كل واحد منها على ظهر الآخر.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.威張ったり石を投げつけたりもするんですよ
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Aztán vannak érzékelők a hátán, amivel tudja mennyi csillagfény, vagy holdvilág éri a hátát.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.E tem detetores nas costas, por isso sente quanta luz do céu lhe está a iluminar as costas.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Hij heeft ook detectoren op zijn rug waarmee hij kan waarnemen hoe licht het boven hem is.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Na hrbtu ima senzorje za določanje jakosti zvezdne ali lunine svetlobe na njem.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Nó có các bộ phận dò trên lưng vì thế có thể cảm nhận được lượng ánh sáng của mặt trăng và sao chiếu vào lưng.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Potom má také detektory na zádech, takže umí vycítit kolik světla z hvězd a měsíce na ni dopadá.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Poza tym, na plecach ma detektory wyczuwające ilość światła gwiazd i księżyca docierającego do jego pleców.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Sen har den detektorer på ryggen så den kan avgöra hur mycket stjärn- eller månsken som träffar ryggen.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Sepia are detectori pe spate prin care simte câtă lumină de la Lună și stele ajunge pe spatele său.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Έπειτα έχει αισθητήρες στην πλάτη του ώστε να αισθάνεται πόσο φυσικό φως δέχεται σε εκείνο το σημείο.
Ayrıca, sırtında da detektörler var. Bu sayede, sırtına ne kadar ayışığı vurduğunu anlayabiliyor.Освен това на гърба си има детектор, който чувства колко светлина от звездите и луната стига до него.
Ayrıca, sırtında da detektörler var.등에 있는 감지기를 통해
Ayrıca, sırtında da detektörler var.על גב הדיונון ישנם גלאים,
Ayrıca, sırtında da detektörler var.ثم يوجد على ظهره مجسات
Ayrıca, sırtında da detektörler var.月や星の光がどれくらい背中に当たっているかを感知し
Ayrıca, sırtınızda gittikçe artan bir de borç var. Yani artan borç ve daha az iş.Περισσότερα χρέη και λιγότερες δουλειές.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Credo di aver proiettato le spalle di papā sul signor Hughes.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Jag kanske projicerade pappas rygg på mr Hughes.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Jeg projicerede måske fars ryg på mr. Hughes.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Może plecy pana Hughesa były dla mnie plecami taty.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Penso que projectei o meu pai no Mr. Hughes.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Supongo que el Sr. Hughes me recordaba a mi padre.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Taisin kuvitella isän selän Hughesille.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Είδα τον πατέρα μου στον κ. Χιουζ.
Babamın sırtını Bay Hughes'da görmüş olabilirim.Наверное, в мистере Хьюзе я видела своего папу.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Mám zlomenou nohu. A mám něco se zádama!
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.- Pozwól mi z nimi porozmawiać.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var. Seni buradan götürmeliyiz.أنت تدرك بأنهّ ليس بامكاني اخبارك متى سيصل الدعم,ربما يأخذ فتره
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Tengo la pierna rota y mi espalda se siente rara.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Tenho a perna partida e as costas estão esquisitas.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Tudi jaz sem vesel, da te vidim. - Kakšno je stanje? Obe nogi imam polomljeni, in McField izgleda čudno.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Το πόδι μου είναι σπασμένο και νιώθω παράξενα τη μέση μου.
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.Кракът ми е счупен. А в гърба имам странна болка!
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var.הרגל שלי שבורה .ויש לי כאב משונה בגב
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Det liknar en brännblåsa-
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Het ziet eruit als een hitteblaar en de mid-oceanische rug moet een koelcurve zijn."
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Ini nampak seperti luka karena panas, dan pegunungan di dasar laut ini kurva pendinginannya".
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Me parece una burbuja térmica, la dorsal oceánica debe ser una curva de refrigeración".
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."내눈엔 그게 열 기포같아, 그리고 미드 오션 산맥(Mid Ocean Ridge)는
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Mi se pare că arată precum o zonă termală, iar riftul mid-oceanic trebuie să fie o curbă de răcire.
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Pripadá mi to ako termálny pľuzgier a Stredooceánsky chrbát musí byť chladiaca krivka." Povedali sme:
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."Это похоже на горячий пузырь, а срединно-океанический хребет выполняет роль охлаждающей изогнутой трубки".
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."זה נראה לי כמו בליטה תרמלית, והרכס המרכז אוקייני
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı."أنى أرى أنها مثل فقاعة حرارة و نتوء منتصف المحيط
"Bana termal kabarma gibi görünüyor ve okyanus ortası sırt bölgesi soğuyan bir dönemeç olmalı.冷却中なんだろう」 私は言いました:「じゃあ見に行こうぜ」