Oynamayı ve suda sırtüstü yüzmeyi çok sever.Má rád plavání a aportování z vody.
Ama hendeğe ulaşamadan sırtından vurulur.S želvou nemůžete být napadeni zezadu.
Özellikle sırtında ağrılar mevcut olur.Důvodem jsou bolesti v zádech.
Kullandığı sırt roketi nedeniyle Jet-Man, airman, rocketman ve fusionman gibi lakaplarla anılır.Podle toho způsobu létání přezdíván Airman, Jetman, Rocketman a nebo Fusionman.
Bedel: Sırtındaki dövme.Jóga proti bolestem v zádech.
Bebek sırtlarından Kandilli'nin görünümü.Pohled z průseku na Děčín.
Sırtta, göğüste veya göğsün yan taraflarında olabilir.Ruce mohou být za krkem či vedle něho anebo překřížené na hrudi.
Dodig, Ben McLachlan ile birlikte oynamayı planladı, ancak sırtındaki sakatlığı nedeniyle çekildi.Dodig měl nastoupit s Japoncem Benem McLachlanem, ale dvojice odstoupila pro zádové zranění Chorvata.
Bu özellikler, yüzeyin burkulmasını temsil eder ve denizin parçaları arasında uzun sırtlar oluşturur.Hřebeny představují deformaci povrchu a tvoří dlouhé hřebeny napříč částmi moří.
Sırtı pıçılarla doludur.Dziób je zcela zalesněn smrčinami.
Taarruz, zorunlu olarak bu sırttan yapılacaktır.Václava nad portálem zabudovaném v této fortifikaci.
Alışıldığı üzere saçı uzun, dağınıktır ve sırtına doğru uzanır.Vlasy měla dlouhé, rozpuštěné, po zádech splývající.
Common Garter Snake (Thamnophis sirtalis) Kuzey Amerika'nın yerli yılanlarındandır.Užovka proužkovaná (Thamnophis sirtalis) je nejedovatý severoamerický had.
Birçok maçta Clippers'i sırtladı.Postavy ve hře dokázal Klicpera vykreslit bravurně.
Sırtı düzdür.Záda jsou úzká.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.Tygr vzhledem ke své velikosti a síle nemá téměř žádné přirozené nepřátele.
Madalya sırtında beyaz emaye vardı.Na zadní straně boltců je bílá skvrna.
Sırtında küçük dövmeleri vardır.Tetování má na zádech.
1960'larda Yeni Dalga akımına sırtını dönmesinden bu yana popüler bir başarısı olmamıştır.Od 60. let nepřišel s vlastním úspěšným typem.
Sırtı kemik ve plakalarla kaplıdır.Oddenek je pokrytý šupinami i chlupy.
Daha sonra Kayser beyaz bir atın sırtında şehir turuna devam etti.Kaiserul a vizitat în continuare orașul călare pe un cal alb.
Atlantik Ortası Sırtı, 1872 yılında HMS Challenger gemisinin keşif gezisinde keşfedildi.Dorsala fost descoperită în timpul expediției navei HMS Challenger în 1872.
Sırtında bir kartal taşır.O broască țestoasă întoarsă pe spate.
İki adet sırt yüzgeci vardır.Au două înotătoare dorsale.
Beraber çıktıkları bir av partisinde, Hagen, Siegfried'i sırtından bıçaklayarak öldürür.Dorindu-și inelul, Hagen îl înjunghie pe la spate pe Siegfried.
"O halde niye getirmedin?!" diyen herkese: "Nasıl getirseydim, yunusun sırtındaydı.Toți cei ce le auzeau, le păstrau în inima lor, și ziceau: „Oare ce va fi pruncul acesta?”.
Filin derisi çok dayanıklıdır ve sırt ile başın bazı bölgelerinde 2,5 cm kalınlığa erişir.Pielea unui elefant este, în general, foarte tare, la 2,5 cm grosime pe spate și pe unele părți ale capului.
Üstten beyaz sırtı belirir.Acoperământ alb pe față.
Seiza sırasında omurga ve baş mümkün olduğunca dik tutulur ama sırt kasılmaz.Se usucă la umbră și cât mai rapid, pentru a nu se desface.
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.Ei se întorc teferi și nevătămați și se reunesc cu familiile lor.
Sırtı düzdür.Spatele meu e străpuns.
Gümüş beyazı sırtı sayesinde hemen tanınır.Peștele se poate recunoaște ușor culoarea verzuie-cenușie plumburie a solzilor pe spate.
Bir yamaç paraşütünü sırt çantası gibi alıp taşımak mümkündür.Nu putea fi transportată într-o geantă ca bagaj de mână.
Koalanın kürkü sırtında kalın ve uzun, karnında ise kısa tüylüdür.Părul koalei e mai gros și mai lung pe spate, și mai scurt pe burtă.
Silah olarak sırtına astığı bir sento kullanır.Cei din urmă utilizează compasiunea ca pe o armă.
Bu yüzgeçler hem sırtta, hem anal yüzgecin arkasında bulunur.Uneori în spatele înotătoarei dorsale și anale sunt până la nouă pinule izolate.
Varahi, Çandika'nın sırtından çıkar.Cealaltă mână a lui Danae dispare în spatele coapsei.
Sırtı ve göğsü kahverengidir.Gușa și pieptul sunt de culoare beige.
Birçok öğrenci okula sırt çantası taşır.Cei mai mulți elevi se duc la școală cu ghiozdane.
Gövdeleri ağır ve tıknazdır ve büyük bir sırt yüzgeçlerine sahiplerdir.Lehetnek inlayek (betétek), onlayek (kiterjesztett betétek) és overlayek (borító-betétek).
Boğuşma sırasında aşçı kadın, adamı sırtından birkaç kez bıçaklayarak öldürür.A dulakodás közben a lány egy késsel leszúrja a férfit.
Spinosaurusun yelkeni sırt omurlarından büyüyen oldukça uzun sinirsel dikenlerden oluşur.A Spinosaurus vitorláját nagyon magas hátcsigolyanyúlványok alkották.
2000'de transfer olduğu Rotor Volgograd formasını 3 yıl boyunca sırtında taşıdı.Csupán egy év után, 2000-ben a Rotor Volgográdhoz igazolt, ahol három évet töltött.
Ayrıca canı yarıya inince sırtındaki Imp'i fırlatır.Ezenkívül a hátsó rostjai révén hátrafele is húzza az állkapcsot.
Adanın Orta Atlantik Sırtında bulunması denizin çok derin olduğunu gösterir.A sziget fekvése a Közép-Atlanti-hátságon azt jelenti, hogy a mély vizek nagyon közel vannak.
Kara sırtlı çakallar aile grupları halinde yaşarlar.A madagaszkári ugrópatkányok családi csoportokban élnek.
Yaramaz çocukları sırtında taşıdığı bir çuvalın içine atarak kaçan bir adam olarak tasvir edilir .Egy ismeretlen foglyot visznek akinek zsák van a fején.
Sırtında küçük dövmeleri vardır.Hátán kis púpok vannak.
2008-09 sezonunda birkaç kez sırtından ve kasıklarından sakatlık geçirdi.A 2008-09-es szezonban többször is sérüléssel bajlódott.
Sırtı düzdür.Háta széles.
Bekir'in günahını yıllarca sırtında taşır.Bosszúból Bajazid évekig ostromolta Bizáncot.
Bazı bireylerde sırtta ve kanatlarda beyaz lekeler bulunur.Fehér foltok vannak a mellen és a szárnyakon.
Sırtlarının ön kısmı ile yanları daha açık gridir.Tarkóján és hátának elülső részén nagyobbak a pikkelyek.
Karnında, sırtında ve bileğinde dini dövmeler bulunmaktadır.Nászidőszakban fején, tarkóján, nyakán és hátán lelógó finom dísztollak találhatók.
Sırt üstü yüzerken insanın kendisini rahat bırakması gerekir.Amikor úsznak, lábaikkal egyszerre csapnak hátra.
En üstte, sırt koyu gridir.A hátszíj, sötét csík a gerincen.
Atlanta Chattahoochee Nehri'nin güneyinde bir sırt üzerinde konumlamıştır.Columbus Chattahoochee folyó partján fekszik Alabama határában.
Sıyır sırtı, qoy qoŋaçı.1. hátulsó, hátsó, hátul lévő.
Elmas sırtlılar kötü tırmanıcıdırlar.A csigalépcsők tökéletes csavarfelületek.
Sırtında her zaman çantası vardır.A hátulsó szárnyon mindig van kapcsolósörte.