Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Ekkor még eléggé hátul állt összetettben.
Ayrıca bir sırt yüzgeçleri ve bir kuyrukları vardı.Egy keresztvitorlával és egy evezősorral is rendelkezett.
Bunlar zirveyle hemen hemen aynı sırtta olurlar.Ezek nagyjából azonos távolságban sorakoznak.
Vücudunun sırt kısmı gri tüylerle kaplıdır.Testét szürke szőrzet borítja.
Sırt yüzgeci oldukça belirgindir.A hátsó láb teljesen függőleges.
Devitt’e sırt dönmüşlerdir.Ezután turnéztak a Deafheavennel.
Kent, sonraları sırtını kaleye dayayarak, güneye doğru yayıldı.A frank front lassan de biztosan terjedt ki dél felé.
Günümüzde neslini koruyabilmiş 4 sırtlan türü kalmıştır.A barlangban eddig megfigyelt denevérek közül négy faj fokozottan védett.
Okyanusta rengi yanlarda gümüşî, sırtı koyu mavi renktedir.Teste mindenütt ezüstös, háta kissé kékes.
İki adet sırt yüzgeci vardır.Hátul két hosszú méregfoga van.
Kitabın sırt kesimi başka bir makinede yapılır.A test hátsó végét egy páros furca alkotja.
En yaygın sırtta taşınma biçimi taşıyıcının omzunda taşınmadır.A rézcsövek leggyakoribb kötésmódja az épületgépészetben a kapilláris forrasztás.
Ayrıca sırtında da bir ejder dövmesi vardır.A hátán több korbácsnyom is található.
Sırt kabuğunun iki yanında 9'ar adet diken bulunur.A fejek kilenc-kilenc tollal vannak körülvéve.
Fakat sırtındaki yara izi ona her gün bir nöbet geçirtmektedir.A fertőzés nyomait a mai napig a kezén viseli.
Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.Négy egymást követő hónapban maradt ágyban ezután.
Sırtları mavimsi-gridir.Szárnyfedői kékes-szürkék.
Gerçek balina liman yunusunun hatta hiç sırt yüzgeci yoktur.A farok alatti úszón és a farokúszón nincsen folt.
Adanın Orta Atlantik Sırtında bulunması denizin çok derin olduğunu gösterir.Scott näyttää etelänavalla otetuissa kuvissa selvästi pettyneeltä.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Tätä aikaa hän myöhemmällä iällään katui syvästi.
Sırtı düzdür.Selkä suora.
Sırtlangiller eski bir memeli familyasıdır.Kekkoset ovat vanha savolainen suku.
Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.Hän oli levännyt vuoteellaan kuolleena kuusi vuotta.
Atların sırtlarına keçeden yapılmış örtü konmuştur.Vaatteet hän jättää hevosen selkään.
Beraber çıktıkları bir av partisinde, Hagen, Siegfried'i sırtından bıçaklayarak öldürür.Metsästysseurue kokoontuu ja Hagen tappaa kylmäverisesti Siegfriedin.
Sırtının üzerinden genelde zayıf olarak fark edilen koyu bir şerit geçer.Selkäevässä on usein tumma täplä.
Uzun içbükey sırt yüzgeci de koyu gri renktedir.Juovamaakäen pyrstö on pitkä ja väriltään tumman vihreä.
Bu insanlara sırt çevir."Tuo kaverit mukaan."
Yüzgeçlerinin rengi sırtından biraz daha koyudur.Kyljet ovat hieman selkää vaaleammat.
Sırt boyunca uzanır ve vücuda destek sağlar.Selkäevä kaartuu taaksepäin ja sijaitsee ruumiin takapuolella.
Atlantik Ortası Sırtı, 1872 yılında HMS Challenger gemisinin keşif gezisinde keşfedildi.Selänne löydettiin Challenger-tutkimusmatkalla vuonna 1872..
Sırtında jet motorları şeklinde parçalar ile uçabilmektedir.Moottorissa on rattailla toteutettu nokka-akselien voimansiirto.
Fakat sırtındaki yara izi ona her gün bir nöbet geçirtmektedir.Tästä haavasta jäi hänelle arpi loppuelämäksi.
Sırtında her zaman çantası vardır.Selkänojan takana on toisinaan suuri tavaralaatikko.
Kent, sonraları sırtını kaleye dayayarak, güneye doğru yayıldı.Junnu osti aina takakontin täyteen ja vei etelään."
Genellikle sırtlan ve kartalların saldırılarına kurban giderler.Yleensä he taistelivat secutoreja ja murmilloja vastaan.
Uzun, hilal şeklinde olan sırt yüzgeçleri uzunluklarının üçte ikisi kadar uzaklığından başlamaktadır.Selkäevistä etummainen on korkeampi ja takimmainen evistä on noin kaksi kolmasosaa etummaisen korkeudesta.
Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.Takaharjun Ankkalampi on syntynyt veden täyttämään suppaan.
Çünkü göğün altına geçen kişi her kimse göğü sırtlama zorunluluğu vardır.Sanonnan mukaan joka hallitsee taivasta, hallitsee taistelukenttää.
Sırt: Güçlü ve kısa.Selkä on suora, lyhyt ja vahva.
Birisi sırtıma vurdu.Yksi heistä löi minua selkään.
2011-12 sezonunun başını sırtındaki sakatlık nedeniyle kaçırdı.Έχασε το σύνολο της σεζόν 2011–12, λόγω τραυματισμού του στον αστράγαλο.
Her bir yarışmacı sırtında 3.5 kg ağırlığında bir tüfek taşır.Αναφορικά με τη σκοποβολή, ο διαθλητής φέρει κοντόκανη καραμπίνα, με βάρος τουλάχιστον 3,5 κιλά.
Sonraki günlerde Rothen, bu kez diz ve sırt ağrısından şikayetçiydi.Στην τελευταίες εβδομάδες του ο Αλβέρτος υπέφερε από πόνους στην πλάτη και τα πόδια.
Bütün köşeler sırt haricinde üç bıçakla kesilir.Στα πλάγια υπάρχουν τρία παρεκκλήσια πίσω από αψίδες.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Έκτοτε έχει υποστεί μεγάλης έκτασης αναστηλώσεις.
Sırtları hafif kahverengimsi olur.Η πλάτη είναι ελαφρώς κοίλη.
Aynı zamanda göğsünde ve sırtında da uzun tüyler görülür.Του ίδιου χρώματος φτερά εμφανίζονται και στην πλάτη και το στήθος.
Sırt omurlarının üç ya da dördü kaynaşmıştır.Τα πόδια έχουν ταρσούς με τρία ή τέσσερα ταρσομερή.
Onun dizilerinden biri iki motor arasındaki sırt iğnelerine eklemlenmiştir.Δυο από τα κομμάτια περιείχαν στο υπόβαθρο υπόηχους.
Sırtın öbür tarafına düşmüş" dedi.Το πόδι του γυρίζει προς τα πίσω.»
Birincisi, Atlas Okyanusu'nun ortalarındaki okyanus ortası sırtının genişlemesidir.Το πρώτο είναι η διεύρυνση της μεσοωκεάνιας κορυφογραμμής στο μέσο του Ατλαντικού Ωκεανού .
Sırtı düzdür.En skarp bagkant.
Ön planda genç bir adam kayalık bir uçurum kenarında, sırtı izleyiciye dönük biçimde dikilmektedir.På et klippefremspring i forgrunden står en ung mand med ryggen til.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Nu begynder gryden at skryde som et æsel.
Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı.Skatterne for landbefolkningen blev reduceret.
Sırtlarında kanatları bulunan Şekilsiz askerlerdir.Altså bortset fra, at hun har vinger på ryggen.
Atların sırtlarına keçeden yapılmış örtü konmuştur.Mennesker med en hestebagkrop fra hofterne.
Sırtında ayrıca bazen farklı şekillerde kahverengi gölgeler vardır.Herudover har den ofte sorte pletter bagtil på forvingerne.
Hekla uzun bir volkanik sırt parçasıdır.Pimpsten er en vulkansk stenart.