Okyanusta rengi yanlarda gümüşî, sırtı koyu mavi renktedir.De op zee verblijvende zalm is zilverkleurig met een groenblauwe rug.
Sazın sırtında ses çıkması için küçük bir delik bulunur.Op de heup wees een wat kleiner paar puntig schuin naar achteren.
Bazı bireylerde sırtta ve kanatlarda beyaz lekeler bulunur.Sommige vogels hebben witte vlekken op de rug en vleugels.
Kurogane için en değerli şeyi kılıcı Ginryū, Fay için de büyüsünün kontrolünü sağlayan sırtındaki dövmedir.Kurogane levert zijn zwaard Ginryu in, Fye zijn tatoeage op zijn rug, wat hem helpt bij zijn magie.
Taarruz, zorunlu olarak bu sırttan yapılacaktır.De decoratie was ondergeschikt aan deze vorm.
Sırtı kemik ve plakalarla kaplıdır.Het legsel wordt met zijde en bladdeeltjes bedekt.
Beykoz çok uzun bir tarihsel geçmişe sırtını dayamaktadır.Rhienderen heeft dan ook een lange geschiedenis achter de rug.
Ayrıca neredeyse tüm sırtını kaplayan devasa büyüklükte bir ejderha dövmesi de vardır.Er is een enorm schuin naar achteren liggend neusgat met een grote omringende uitholling.
Bazıları yüzükoyun, bazıları sırt üstüydü.Alle opvarenden, op enkele na gered.
Sırt ve kuyruk yüzgeçleri birleşiktir.De rug en flanken zijn ook bepantserd.
Yaşlının sırtı ağrıyordu.De bejaarde had pijn aan de rug.
Sırtım hâlâ acıyor.Mijn rug doet nog steeds pijn.
Sırtım hala ağrıyor.Mijn rug doet nog steeds pijn.
Tom'un sırt ağrısı var.Tom heeft rugpijn.
Sırt ağrısı ile yıllardır sorun yaşıyor.Ze heeft al jaren problemen met rugpijn.
Tom sırt üstü uzanıyor.Tom ligt op zijn rug.
Örneğin 1997 yılında Marmara'da ağlara takılan Deri sırtlı deniz kaplumbağası.Innym przykładem była sytuacja podczas pomoru świń w 1997 r.
Rollins'in Jinder Mahal ile olan maçından sonra Elias, bir gitarla Rollins'in sırtına vurdu.Po walce Rollinsa z Jinderem Mahalem, Elias uderzył gitarą w plecy celebrującego Rollinsa.
Çünkü göğün altına geçen kişi her kimse göğü sırtlama zorunluluğu vardır.Każdy człowiek przez przyjściem na Ziemię jest duchem w niebie.
Atlantik Ortası Sırtı, 1872 yılında HMS Challenger gemisinin keşif gezisinde keşfedildi.Później był badany przez ekspedycję HMS „Challengera” w 1872.
Erkeklerin baş ve boğazı siyah, boyun yakalığı beyaz, alt tarafları ve sırt kısmı kahverengidir.Głowa jej jest czarna z białymi nadustkiem i wargą górną, gęsto i grubo punktowana.
Sırtında bir kartal taşır.Nosi na plecach miecz.
Kesede geçen zamanın ardından genç yavrular, geceleyin anne besin ararken annelerinin sırtına tutunurlar.Przez całe lato, młode podążają za matką.
Kampta bir poker oyunu sırasında Wild Bill Hickok, Jack McCall tarafından sırtından vurularak öldürülür.Został zabity strzałem w tył głowy podczas gry w pokera przez lokalnego watażkę Jacka McCalla.
Sonraki günlerde Rothen, bu kez diz ve sırt ağrısından şikayetçiydi.Niedługo potem, Barnes doznał kolejnej kontuzji, tym razem kolana.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.Za plecami Włocha jechał Trulli.
Sırtındaki çanta ile iki ya da üç saat yürürdü.Przy kącie tylnym skrzyła mogą występować jeszcze 2 – 3 plamki.
Ancak sırtüstü yüzerek bunu aşarlar.Umożliwia ona pływanie do tyłu.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Uwielbia jazdę konną.
Sırt çıkıntısı ise arkaya doğru 3/4 baş kadardır.Święta zwrócona jest w 3/4 w lewo.
Sonra cesedi sırtına alarak götürür.Następnie wyrzuca do przodu resztę ciała.
Gönderilen metinde, hareket tarzı hakkında bilgi verilmekte ve “Düşman Arıburnu sırtlarını işgal etmiştir.Trwa wzajemne obrzucanie się oskarżeniami: Wróg was szkolił!
Anne yavrularını bazen sırtında taşır ve ara sıra süt ile beslemeye devam eder.Malce zazwyczaj piją mleko matki leżąc na plecach.
Sırtı pıçılarla doludur.Lica ozdobione rzeźbami.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.Dzięki twardej skorupie żółwie szylkretowe nie mają wielu naturalnych wrogów.
Sırtında iki yüzgeci ve dikenleri vardır.Posiada dwa pokłady (sterownia i ładownia).
Sırtın öbür tarafına düşmüş" dedi.Został postrzelony w tył głowy”.
Sırtında ayrıca bazen farklı şekillerde kahverengi gölgeler vardır.Na odwłoku ponadto często występują brązowe kropki boczne.
En üstte, sırt koyu gridir.Na ogonie poprzeczne, ciemne prążkowanie.
Askerler atlarını sırtlayarak ırmağı geçti.Konie pozapadały się po brzuchy strącając jeźdźców.
20 Ekim 2011 tarihinde, memleketi Sirte'de, Ulusal Geçiş Konseyi askerleri tarafından yakalandı.8 września 2011 został osadzony w areszcie domowym w Trypolisie przez siły Narodowej Rady Tymczasowej.
Sırt ve karın bölgesi kestane rengindedir.Czoło i ciemię mają barwę kasztanową.
Ayrıca sırtında da bir ejder dövmesi vardır.Ma również tatuaż na pośladku.
Belbek deresi güneyindeki sırtlar alındı.Wydrążone dziury można znaleźć w Big Sur.
Bugünkü Çiftlik Sırtı mevkisi olarak biliniyor.Wysypka grudkowa jest obecnie znana jako naczyniakowłókniak twarzy.
Sırt ve yanlarında bantlar bulunur.Na tylnej krawędzi klapy i lotki.
Ichigo zanpakutousunu sapına sarılmış bir kumaşla sırtında taşır.Ichigo nosi swój zanpakutō na plecach na materiale przypominającym bandaż, owiniętym wokół rękojeści.
Sırtlar, parmağın ortasındaki bir noktanın etrafında daire biçiminde oluyor.Do podłoża przyrasta uczepem znajdującym się mniej więcej na środku plechy.
İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir.Duże oczy osadzone blisko wierzchołka głowy.
1989 yılında 100 metre sırtüstünde 1 dakikanın altında yüzen ilk ve tek Türk yüzücüsü oldu.Był pierwszym polskim pływakiem który przepłynął 100 m stylem dowolnym w czasie poniżej jednej minuty.
Yaşam destek sırt çantası kapakta mevcuttu.Drugie drzwi znajdowały się w tylnej płycie kadłuba.
Vücut ortasında 29–41 sıra sırt pulu bulunur.På mellankroppen sitter 29-41 rader av ryggfjäll.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Ryggsäck är en väska som bärs på ryggen.
Sırtı düzdür.Ryggen är tegelröd.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.På grund av sitt speciella sätt att försvara sig har dessa bältdjur nästan inga naturliga fiender.
Wild Bill Hickok ona yardım eder ama sırtından vurularak öldürülür.Wild Bill Hickok hade blivit skjuten bakifrån under ett pokerparti.
Şu an hala sırtında kemer izleri vardır.På bakbenen finns fortfarande alla tår.
Ayrıca sırtında da bir ejder dövmesi vardır.Dessutom har några arter strimmor på ryggen.
Ve sırtındaki yaralar görünüyor.Vissa ryggskador.
Bu familya ait balıkların iki adet sırt yüzgeçleri vardır.Arterna i familjen har två från varandra skilda ryggfenor.