Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.Permaneció en el destierro durante seis años.
Sırt yüzgeçleri ile ağızları da çok belirgin değildir.Sus costas no presentan una inclinación muy pronunciada.
Bu nedenle dövüşürken asla sırtlarını düşmanlarına dönmezler.2) Nunca mostrar tu espalda al enemigo.
Bunlar zirveyle hemen hemen aynı sırtta olurlar.Muy cerca veréis al mismo Becerra.
Saat 18:00 dolaylarında taarruz, Kılıçbayır sırtlarına ulaşmıştır.A las 18:00 la Escuadra llegó al fondeadero.
Bazen sırt biraz açık renkli olur.La parte inferior es a menudo de color más claro.
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.Ellos se dejan sin volver la vista atrás, sin preguntarse sus nombres.
Hıçkıdık ejderhanın sırtına binmek için bir de eyer yapmıştır.Prometió retirarse en el Dragón.
Agar-Dag-Tayga adındaki sırt dağları çok dik olmayacak şekilde çevrelemiştir.El contacto entre la depresión y los montes Jamar-Dabán no es tan marcada.
Sırt: Düz, güçlü, sağlamdır.Fuerte: Espalda : Corta, recta y fuerte.
Baş düşmanları aslan ve sırtlanlardır.Sus principales depredadores son los leones y las hienas.
223 maçta attığı 67 gol ile takımını sırtlamıştır.Llegó a marcar 36 goles en 223 partidos jugados.
Bekir'in günahını yıllarca sırtında taşır.Durante años el abuelo de Bahar es atormentado por la culpa.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.En Asia Central se domestica el caballo.
Ancak bu çitler sırtlanlar için aşılamayacak güçlükte değillerdir.Las morrenas no son las únicas formas depositadas por los glaciares.
Sol tarafta ise sırtına yüklediği yatağı ile yürüyen bir başka figür görülmektedir.Al lado izquierdo se ve a un hombre se marcha llevando una cama sobre sus hombros.
Sırtındaki sarılık türüne göre değişir.Pase cambiado por la espalda.
Timur Sırt.Oriente Baja.
Keseden tamamen ayrıldıktan sonra annesinin sırtına tutunur ve dalları kavrayarak tırmanmayı öğrenmeye başlar.Cuando ella me vio completamente desnudo comenzó a llorar y a tratar de correr escaleras abajo.
Radar, uçağın gövdesine ya da sırt tarafında küçük bir radar kubbesi içine yarleştirilebilir.Estos radares pueden ser montados sobre el fuselaje de un avión o sobre un pequeño domo superior.
Sırtının üst bölümü ve kanatlar yeşildir.La espalda y las coberteras de las alas son verdes.
Sırtı pıçılarla doludur.Los tallos tienen finos pelos.
Sırtım hala ağrıyor.Mi fa ancora male la schiena.
Bu sırt çantası ona mı aittir?Questo zaino appartiene a lui?
1939 - 1941 Habitat, odun parçası için mağara Kütüphanesi, Bruno Sirtori, Sondrio ile.1939 - 1941 Habitat, Biblioteca della grotta per un pezzo di legno, con Bruno Sirtori, Sondrio.
Numarası omur boyun ve sırt toplamları yirmi iki.Il numero di vertebre del collo e della schiena è pari a ventidue.
Üd veya Üde dağının sırtında ise Kara-Büren akarsuyu kaynağını alır.Altari nele case o nelle colline (kure o murgul), con candele e offerte di latte.
Bu familya ait balıkların iki adet sırt yüzgeçleri vardır.Caratteristica di questi pesci è una doppia pinna dorsale.
Hıçkıdık ejderhanın sırtına binmek için bir de eyer yapmıştır.Inoltre, si sposta a dorso di un drago.
Sırtı düzdür.Embree di schiena.
Sırtı pıçılarla doludur.Il muso è cosparso di peli.
Ardahan batısında, sırtını Yalnızçam Dağları'na yaslamış, vadi arasındadır.Ad ovest l'ultima cima della catena è considerata il Monte Scalambra, presso Roiate e Serrone.
Uzun zaman sırt üstü yüzülmeye devam edildi.La schiena si inarca continuamente.
Gerçek balina liman yunusunun hatta hiç sırt yüzgeci yoktur.A valle di Forno il corso del torrente non presenta affluenti di particolare rilievo.
Koca tanrı, Atlas'a büyük bir ceza verdi; Atlas, sonsuza kadar Gök Kubbe'yi sırtında taşımalıydı!Però Zeus mandò in esilio Menezio e condannò Atlante a portare il Cielo sulle spalle per sempre.
20 Ekim 2011 tarihinde Sirte'de ele geçirilen Muammer Kaddafi yakalanıp öldürüldü.Il 20 ottobre 2011 Gheddafi venne catturato e ucciso vicino Sirte.
Dolaşım sistemi, sırtta bir yürek ve ana damardan meydana gelir.Mancano elementi di raccordo fra il corpo principale e la spalla.
Bu nedenle dövüşürken asla sırtlarını düşmanlarına dönmezler.Mai voltare le spalle all'avversario.
Lester Halbert Germer (10 Ekim 1896, Chicago - 3 Ekim 1971, Shawangunk Sırtı), Amerikalı fizikçidir.Lester Halbert Germer (Chicago, 10 ottobre 1896 – Gardiner, 3 ottobre 1971) è stato un fisico statunitense.
Sırtları mavimsi-gridir.Le pinne sono grigio-azzurre.
Hareket halinde sırt düz ve nispeten sabittir.Nel movimento il suo dorso rimane fermo e piuttosto saldo.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.Gli scarabei adulti, viste le loro dimensioni e le loro vistose corna, non hanno molti nemici naturali.
Ama hendeğe ulaşamadan sırtından vurulur.Spalle al muro Senza via d'uscita.
Sırtında siyah bir şeridi, bazen de siyah arka bacakları olur.Sono presenti tenui bande sui fianchi ed a volte anche puntini neri sul dorso.
Böylesi bir sırtın varlığı 1925 yılında yapılan sonar ile doğrulandı.L'esistenza fu poi confermata da rilevazioni sonar nel 1925.
Dodig, Ben McLachlan ile birlikte oynamayı planladı, ancak sırtındaki sakatlığı nedeniyle çekildi.Dodig ha fatto coppia con Ben McLachlan, ma si è ritirato prima dell'inizio del torneo per un infortunio.
Sol ve sağ omuz kaplamlarıyla ve sırtında çeşitli dövmeleri vardır.La collana (in perle e zaffiro) con la coppia di orecchini.
İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir.Gli occhi sono posti sulla superficie dorsale della testa.
Timur Sırt.Lato orientale.
Sırt yüzgeçlerinden kuyruklarına doğru uzanan iki beyaz çizgi bulunur.Due striature di colore bianco corrono sul dorso dalla pinna dorsale alla coda.
Madalya sırtında beyaz emaye vardı.Il retro della medaglia era di smalto bianco.
Rakip sırtını eğmiş durumda ama hala ayaktayken yapılan bir hareket.Il suo nemico va a fondo, però è rimasto qualcosa sulle onde.
Bütün köşeler sırt haricinde üç bıçakla kesilir.I margini non presentano particolari spine eccetto tre nella parte posteriore.
Papua taipanı siyah veya morumsu gridir ve sırtında bakır renkli bir çizgi bulunur.Il Papuan taipan è nero o violaceo-grigio, con una striscia color rame sulla schiena.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Nella caduta si infortunò seriamente alla schiena.
"Sanki sırtımda iki tane el!".Posso farlo con due dita"...
Sırt çantasında komprime yiyecek ve içecek de bulunur.Nel box si trova tipicamente una mangiatoia e una beverina.
Annesiz ve babasız büyüyen Sürreya genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış iken karşısına Faruk çıkar.Immatura e schivante ogni responsabilità cerca di vivere una vita giovane quando lei non lo è più.
Sırtında ayrıca bazen farklı şekillerde kahverengi gölgeler vardır.Sulla gola, sono spesso presenti vaste macchie scure.
O, sırtında bir ağrı hissetti.Он чувствовал боль в спине.