Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler.And they say: "This is nothing but a fabricated lie."
Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir.Whoever grows in goodness does so for himself.
Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar.They say this only for disputing.
Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir.These are only names which you and your fathers have invented.
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.Remind them; you are surely a reminder.
Biz seni sırf Kur'ân’la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
İbrâhim şöyle cevap verdi: “Elbette inandım, lâkin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim.”Do you not believe?"
Sırf fesat çıkarmak için dünyanın her tarafında koşup dururlar.As often as they ignite the fires of war they are extinguished by God.
Sabah akşam Rab'lerine, sırf O’nun cemaline ve rızasına müştak olarak niyaz edenleri yanından kovma.Do not turn away those who supplicate their Lord morning and evening, seeking His magnificence.
Veya hiçbir gerçeğe tekabül etmeksizin sırf boş laf mı edeceksiniz?”Or is it only empty talk?
Ama böyle yapmayıp Kur'ân âyetlerini muhafaza etmesi, sırf Rabbinin ihsanının sonucudur.Unless your Lord have mercy.
Ağızlarından çıkan o söz ne dehşetli bir söz!Ama onların iddia ettikleri, sırf yalandan ibaret!How terrible are the words they utter! They speak nothing but lies.
De ki: “Ey insanlar! Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Haberiniz olsun ki onlar sırf iftira ederek “Allah doğurdu” derler."God has begotten (children)?"
Bu sırf bir uydurma!”It is surely a fabrication.
Onlar sırf kafadan atıyorlar.They only make up lies.
Bunu, sırf bir münâkaşa olsun diye sana misal verdiler.They say this only for disputing.
Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım.I have not created the jinns and men but to worship Me.
Biz, sırf senin sözünle dinimizi bırakacak değiliz, sana inanacak değiliz."We shall not abandon our gods because you say so, nor believe in you.
Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.Yet they did not differ about it until knowledge came to them, through rivalries among themselves.
İmran'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım.(Remember) When the wife of Imran said, “My Lord!
Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur.They did not say this to you except to unjustly argue; in fact they are a quarrelsome people.
Bunu, sırf bir münâkaşa olsun diye sana misal verdiler. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur.They did not say this to you except to unjustly argue; in fact they are a quarrelsome people.
Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öc aldılar.They took revenge on them only because they believed in the All-mighty, the Al-laudable,
Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.They took revenge on them only because they believed in the All-mighty, the Al-laudable,
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.They would trick God and the believers, and only themselves they deceive, and they are not aware.
“Doğrusu biz bu tevhid inancını son dinde de görmedik. Bu sırf bir uydurma!”We have not heard of this in the last religion; this is surely an invention.
Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır.And whosoever becometh clean becometh clean only for himself; and Unto Allah is the return.
Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir.I am unto you only a warner manifest.
Allah bu(yardım va'di)ni sırf size müjde olsun ve kalbleriniz bununla güven bulsun diye yaptı.Allah made it not but as a message of good news for you and as an assurance to your hearts.
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı.Allah made it not but as a message of good news for you and as an assurance to your hearts.
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı.Allah made it not but as a message of good news for you and as an assurance to your hearts.
Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın.And by the Mercy of Allah, you dealt with them gently.
Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı.Allah made it only as glad tidings, and that your hearts be at rest therewith.
Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir.Whoever goes right, then he goes right only for the benefit of his ownself.
"Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz.(Saying): "We feed you seeking Allah's Countenance only.
Allah bu imdadı sırf size müjde olsun ve kalpleriniz bununla müsterih olsun diye yaptı.Allah made it not but as a message of good news for you and as an assurance to your hearts.
Kim günah kazanırsa, onu sırf kendi aleyhine kazanır.And whoever earns sin, he earns it only against himself.
Sırf Allah ve Elçisi, Allah'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (şimdi) öc almağa kalktılar.And they plotted what they could not attain.
Onlar, sırf kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibisini bekliyorlar. De ki: "Bekleyin!Do they expect anything but the likes of the days of those who passed away before them?
Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir.Any charity you give is for your own good.
Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar.And he who strays in error does so to its detriment.
Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım.Behold, unto You do I vow that the child in my womb is to be devoted to Your exclusive service.
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır.Will you punish us just because we believed in the signs of our Lord when they came to us?
Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir.Lo! whoso cometh guilty unto his Lord, verily for him is hell.
Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Sırf fesat çıkarmak için dünyanın her tarafında koşup dururlar. Allah müfsitleri sevmez.Whenever they kindle the fire of war, God extinguishes it.
Artık kim doğru yolu bulursa sırf kendisi için bulmuş olur.To Him belong all things.
Sırf bir tesadüf, birçok benzer tesadüfler arasında bir tesadüf.It was a pure coincidence, among so many other similar coincidences.
Sırf askeri veya güvenlikle ilgili olmaktan çok çoğunlukla siyasi sorunlar var.There are mostly political rather than pure military or security issues.
Sırf 330 sandalyeye ulaşmadık diye, anayasa konusunda kapılarımızı kapatmayacağız."We will not close our doors regarding the constitution just because we haven't reached 330 seats."
Belgrad'da bazıları onları sırf Arnavut oldukları için hain veya başka bir şey olarak görebilir.In Belgrade, some might see them as traitors or something else just because they are Albanians.
Ancak grubun gündeminde sırf çalışmak yok.The group's agenda is not all work however.
Biri sırf turizm açısından, zira bu gençler geldiklerinde Sırbistan'da para harcayacak.One aspect is purely that of tourism, for these young people will also spend money in Serbia.
Yetkilinin şu sözleri kaydedildi: "Sırf satın aldık diye bütün sistemi kullanmak şart değil."It's not necessary to use all the equipment simply because you bought it.
TRT 1 ekranlarında yayınlanan Kalk Gidelim adlı dizide Yasemin Sırfbaş karakteriyle yer aldı.She appeared as Yasemin Sırfbaş in the TV series Kalk Gidelim, which was broadcast on TRT 1 screens.
Sırf zevk, daha az hiçbir şey. " [1]Sheer delight, nothing less."[1]
Kur'an, onların sırf Allah'a inandıkları için öldürüldüğünü belirtir.Then the Qur'an adds that they were killed in this way only because they believed in Allah.
Sırf bilmek için bilmek isteyen birine neden cinselliğimi anlatayım ki?Why should I tell someone about my sexuality who just wants to know, for the sake of knowing?