-Ha, sırf yemek yemek için onca yolu a,sıp daglara mı gelelim?Θέλεις να κάνουμε τόσο δρόμο απλά για να φάμε μαζί;
-Ha, sırf yemek yemek için onca yolu a,sıp daglara mı gelelim?- Да. - Эй, ты хочешь, чтобы мы перешли горы, только ради ужина?
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.Azt válaszolják, "Hát, ami fémesen csillog, nem biztos, hogy arany." "Meg kell mérni a fajsúlyát."
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor."Dacă e metalic şi luceşte nu înseamnă că-i aur: trebuie să-i măsori greutatea specifică."
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.그 환자들은, "음, 금속이고 반짝인다고 해서, 그게 금은 아니라는거죠. 그 비중을 재어보아야 합니다." 라고 합니다.
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.Zegt hij: "Iets dat metaalachtig glimt, hoeft nog geen goud te zijn. Je moet het soortelijk gewicht bepalen."
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.הוא יאמר "אם זה מתכתי ונוצץ, זה לא אומר שזה זהב, צריך לשקול את זה". אוקיי?
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.المريض يقول، "حسنا إذا كانت معدنية ولامعة، هذا لا يعني أنها من ذهب. عليك أن تقيس ثقلها المحدد، حسنا؟
Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz, özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.その重さを量らなければね」と言います その隠喩的な意味合いを完全に見落としているのです
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diye저의 부모님은 제가 딸이라고 덜 예뻐하시지 않으셨기 때문입니다.
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMit liv er et rent og skært privilege fordi mine forældre ikke elskede mig mindre
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMôj život je čisté privilégium, pretože ma moji rodičia nemilovali menej
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Am reuşit să pun şi un zepelin şi un vapor de ocean din pur entuziasm.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Enfiei ali um zepelim e um transatlântico por simples entusiasmo.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Ich bleibe aus reinem Enthusiasmus bei Zeppelinen und Ozeandampfern.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Ik ben erin geslaagd de zeppelin en een oceaanstomer er in te passen.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.저는 순전히 열정만으로 제플린과 원양 정기선을 받아들일 수 있었습니다.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Me las arreglé para colar un zepelín y un transatlántico por puro entusiasmo.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Na rysunku udało mi się zmieścić zeppelina i horyzont - tak dla pociechy.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Par pur enthousiasme, j'ai réussi à inclure le zeppelin ainsi que le paquebot.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Sono riuscito a infilarci sia uno zeppelin che un transatlantico solo per l'entusiasmo.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Tôi tập trung sự hào hứng của mình vào chiếc tàu bay và tàu thủy .
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Успях да вмъкна цепелина и лайнера от чист ентусиазъм.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.Я умудрился на чистом энтузиазме присобачить и цеппелин, и океанский лайнер.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.רק מההתלהבות הצלחתי להדביק פה גם צפלין וגם ספינת נוסעים.
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.تمكنت من التمسك بكل من المنطاد وعابرة محيطات من الحماس الكبير
Hem zeplin hem de transatlantiği sırf zevkine sokmayı başardım.葉巻も好きです 葉巻の広告があるでしょう
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Chúng ta đều rời khỏi cửa hàng vì âm thanh ở đó quá kinh dị.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Cu toţii am făcut asta, am plecat dintr-un loc pentru că sunetele de acolo erau atât de îngrozitoare.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Iedereen is wel eens ergens weggegaan omwille van het vreselijke lawaai.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Kita semua melakukan hal itu, meninggalkan tempat itu karena suara yang ada di sana sangat buruk.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.실제로 우리 모두도 그렇습니다. 소리가 너무 불쾌하면 그곳을 피하고 싶잖아요.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.L'abbiamo fatto tutti, lasciare un posto perché il rumore dentro è così terribile.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Mind megtettük más, elhagytunk egy helyet, mert a hang annyira rémes volt.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Nous l'avons tous fait, quitter un endroit parce que le son y est tellement épouvantable.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Stalo se to každému, odcházíme odněkud, protože tamní zvuk je prostě příšerný.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Todos lo hemos hecho, retirarnos del área porque el sonido es terrible.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Todos nós já saímos de uma área porque os sons eram terríveis.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Vi har alle gjort det, forlade området fordi lyder derinde er så forfærdelig.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Všetci sme to už urobili, odišli sme odniekiaľ, pretože ten zvuk bol na nevydržanie.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Vsi smo že to storili, zapustili prostor, ker je bil zvok v notranjosti tako grozen.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Wir alle haben das schon mal gemacht: das Feld geräumt, weil der Lärmpegel da drinnen so fürchterlich war.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Wszyscy to robimy, opuszczamy dane miejsce, bo dźwięk tam jest okropny.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Όλοι το έχουμε κάνει, φεύγοντας επειδή ο ήχος εκεί μέσα ήταν τόσο αποκρουστικός.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Всички сме го правили - да напускаме района, защото звукът там е толкова ужасен.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Ми всі так робимо: якщо звук у якомусь місці такий жахливий, ми йдемо з цього місця.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.Мы все это делаем: покидаем помещение, если там неприятный звук.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.כולנו עשינו את זה, עזבנו את המקום מפני שהצלילים שם כה איומים.
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.فجميعنا فعل ذلك وترك المخزن ... بسبب الصوت المروع الذي يكون هناك
Hepimiz yapmışızdır bunu, sırf müzik çok berbat diye alanı terketmişizdir.出て行ってしまうのです ここから少し、我々が開発したモデルを紹介します
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.수소와 헬륨은 한개의 껍질만 가지고 있기 때문에 2개의 전자들만 있으면 충분합니다.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Hidrogênio e hélio, como eles tem uma camada, eles estão felizes só com dois elétrons.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Hidrógeno y helio, sólo porque tienen un shell, están felices con sólo dos electrones.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Vodík a hélium, protože mají jen jednu slupku, jsou spokojení s těmi dvěma elektrony.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Wasserstoff und Helium, weil sie eine Schale haben, sind glücklich mit nur zwei Elektronen.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Wodór i hel, dlatego, że mają jedną powłokę są szczęśliwe z tego powodu, że mają tylko 2 elektrony.
Hidrojen ve helyum, sırf bir kabuk, onlar sadece iki elektron mutluyuz.Водень і гелій мають лише одну оболонку. Тому вони задоволені двома електронами.
İçinde sırf 0 olan bir satırın bulunduğu bir matris birim matrise çevrilemez. -ولهذا, لو كان لديك صف صفري, لن تطون قادرا أبدا على الحصول على مصفوفة الوحدة
Kendinizi bunu sırf yapmış olmak için yapan bu kişi gibi hissedebilirsiniz.Bạn có thể cảm thấy như nhân vật này người cũng chỉ làm như thế vì ý muốn tự phát.
Kendinizi bunu sırf yapmış olmak için yapan bu kişi gibi hissedebilirsiniz.Budete se možná cítit jako tato postava, která to také dělá jen tak pro nic zanic.