sıra ile cümle

sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, sadece sıradan bir kişidir.He is just an ordinary person.
Bay Miyake Kurashiki'de kaldığım sırada bana bir sürü yer gösterdi.Mr Miyake showed me lots of places during my stay in Kurashiki.
Ara sıra oğlum beni ziyarete geliyordu.My son came to see me from time to time.
Taksiler sağanak sırasında seyrekti.Taxis are few and far between during a rainstorm.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Uzun süredir seni görmedim. Ara sıra beni görmeye gel.I haven't seen you for a long time. Come and see me once in a while.
Bu sıradışı.That's unusual.
O günlerde ara sıra roman okurdum.I used to read novels at random in those days.
İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi.While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.
Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce.
Müşteriler sırada bekledi.The shoppers stood in a line.
Onun öyle söylemesi çok sıradandır.It is quite common for him to say so.
Onun erken kalkması sıra dışıdır.It's unusual for him to get up early.
Onun hakkında sıra dışı bir şey var.There's something unusual about him.
Tatil sırasında onun nereye gitmeyi planladığını ona soracağım.I'll ask him where he is planning to go during the vacation.
Onun konuşması sırasında garip bir olay oldu.A strange incident happened during his speech.
Onun konuşması sırasında öğrenciler istekli olarak dinlediler.The pupils listened eagerly during his speech.
İngilizcenin yanı sıra Tay dili de konuşabiliyor.He can speak Thai as well as English.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
Ara sıra plaja gitmeyi sever.He likes to go to the beach now and then.
Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
O sadece sıradan bir öğrencidir.He's just an ordinary student.
Kağıtları sıraya koymayı denemekten vazgeçti.He has given up trying to put the papers in order.
Onunla Meksika'da kaldığım sırada tanıştım.I met her during my stay in Mexico.
Bir doktor olmasının yanı sıra o iyi bir piyanistti.In addition to being a physician, he was a master pianist.
Bir doktor olmanın yanı sıra, o bir yazardır.In addition to being a doctor, he is a writer.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.He can speak German, not to mention English and French.
İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.He teaches mathematics as well as English.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
Müziğin yanı sıra o sporları da sever.He likes sports as well as music.
O yaz sıcağı sırasında bir kravat takmaktan nefret eder.He hates wearing a tie during the summer heat.
Konferans sırasında şirketimizi temsil etti.He represented our company at the conference.
O, ara sıra toplantılara katılır.He attends meetings off and on.
Bir cerrah olmanın yanı sıra, o ünlü bir yazardı.Besides being a surgeon, he was a famous writer.
Sıradışı deneyimlerini anlattı.He recounted his unusual experiences.
O, tatili sırasında günden güne golf oynadı.He played golf day after day during his vacation.
O sıradan bir öğrenci değil.He is no ordinary student.
O hâlâ ara sıra beni görmeye gelir.He still comes to see me now and then.
O, ara sıra bana yazacağına söz verdi.He promised that he would write to me once in a while.
O bize tatil sırasında yazmamız için bir kompozisyon verdi.He gave us an essay to write during the vacation.
Oyun sırasında kolunu kırdı.He had his arm broken during the game.
O, arada sırada oraya gider.He goes there now and again.
Ara sıra gelip beni görür.He comes and sees me once in a while.
Ara sıra oğlumu görmek için gelir.He comes to see my son now and then.
Ara sıra beni arar.He gives me a phone call every now and then.
O, ara sıra annesine yazar.He writes to his mother every now and then.
O sırasını bekledi.He waited his turn.
O, işlerini sıraya koydu.He put his affairs in order.
O, ders sırasında uyuyordu.He was asleep during the lesson.
Savaş sırasında Doğuda yakalandığı sıtmayı asla gerçekten atlatamadı.He has never really got over malaria he caught in the East during the war.
O, öykülerini çok sıra dışı bir şekilde anlattı.He told his stories in a very unusual way.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
Hastalığı sırasında büyük cesaret gösterdi.He showed great courage during his illness.
O, sadece sıradan bir büro çalışanıdır.He's just an ordinary office worker.
Onun gücü, sıradan bir insanınkinden çok daha büyüktür.His strength is much greater than that of an ordinary man.
O sadece sıradan bir insan.He's just an ordinary man.
O, seyahatleri sırasında çok sayıda etkileyici insanlarla tanıştı.He met many fascinating people in the course of his travels.
O, yolculuk sırasında hastalandı.He got sick during the trip.
Sıranın sonunda durdu.He stood at the end of the line.

İlgili Sayfalar