sıra ile cümle

sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sıkıcı bir konser sırasında, kahve benim uyanık kalmamı sağladı.The coffee enabled me to stay awake during the dull concert.
Ken'in sırası geldi.Ken's turn came.
Ders sırasında Tanrı aşkına lütfen sessiz olun.Please be quiet for mercy's sake during the lesson.
Sıra dışı bir şey yapmadım.I did nothing out of the ordinary.
Hindistan'da kaldığım sırada param bitti.I ran out of money during my stay in India.
Sonunda onun sırasıydı.It was her turn at last.
Sandalyeyi sıraya yaklaştırın.Move the chair nearer to the desk.
Niçin sıraya giriyorsun.What are you lining up for?
Ne için sıraya giriyorsun?What are you lining up for?
Deney sırasında yaralandım ve yara oldukça ciddiydi.I got hurt during an experiment, and the injury was pretty serious.
Onun karısı İngilizcenin yanı sıra İspanyolca konuşur.His wife speaks Spanish as well as English.
O takım her zaman alt sıralarda.That team is always in the cellar.
Hem onlar hemde siz sıradan insanlarsınız.They as well as you are ordinary people.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.
Senin yanın sıra o da bu işten bıktı.He as well as you is tired of this work.
Bilet almak için sırada durmalısınız.You must stand in a line to buy the ticket.
Senin adın listede ilk sırada bulunuyor.Your name stands first in the list.
Senin sıran. Lütfen bu tarafa gel.It's your turn. Please come this way.
Şarkı söyleme sırası senin.It's your turn to sing.
Soruyu cevaplamak için senin sıran.It's your turn to answer the question.
Atlanta ziyaretim sırasında harcadığın zaman için size teşekkür ederim.Thank you for the time you spent with me during my visit to Atlanta.
O sıradan bir adam değil.He is no ordinary man.
Saat altıdan beri bekliyordum ve yine de sıram gelmedi.I've been waiting since six o'clock and still my turn hasn't come.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
"Ara sıra onu boşamayı düşünüyorum." "Dalga geçiyor olmalısın!""Now and then I think of divorcing him." "You must be kidding!"
Benim sıradan insanlara hiç ilgim yok.I have no interest in ordinary people.
Hepinizi sırayla dinleyeceğim.I'll hear all of you in turn.
O sıradan bir partiydi.That was just another party.
Konuşmacı ara sıra notlarına başvurdu.The speaker occasionally referred to his notes.
Konuşmacı konuşma sırasında notlarına bakmadı.The speaker did not refer to his notes during his talk.
Ders sırasında çok sıkıldı.She was very bored during the lecture.
Bu sabahtan beri ara sıra yağmur yağıyor.It has been raining on and off since this morning.
Sürme sırası senin.It's your turn to drive.
Gülme sırası bizde.It is our turn to laugh.
Şimdi servis sırası sende.Now it's your serve.
Gelecek sefer sürme sırası benim.It's my turn to drive next.
Bugün ara sıra yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It will rain on and off today, so you'd better take your umbrella.
Bugün hava sıradışıdır.The weather is unusual today.
İlk sırada resim çizen kız benim yeğenim.The girl drawing a picture in the first row is my niece.
Dün sert rüzgarların yanı sıra, yoğun yağmur yağdı.Not only were there strong winds yesterday, but also it rained heavily.
Dün geceden beri ara sıra yağmur yağıyor.It has been raining on and off since last night.
Dün geceden beri ara sıra kar yağıyor.It has been snowing off and on since last night.
Çocuklar otobüs için sıraya girdiler.The children are lined up for the bus.
Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.The children went upstairs in single file.
Odayı temizleme sırası benimdi.It was my turn to clean the room.
Odayı temizlemek için benim sıramdı.It was my turn to clean the room.
Ara sıra beraber filme gideriz.We go to the movies together once in a while.
Biz otobüs için sıraya girdik.We queued up for the bus.
Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.We had a casual meeting on the crowded street.
Ara sıra beraber balığa gideriz.We go fishing together once in a while.
Biz kasıtlı olarak onun sırasını atladık.We skipped his turn on purpose.
Birbirimizi ara sıra süpermarkette görüyoruz.We see each other at the supermarket now and then.
Ara sıra ondan haber alıyorum.I hear from him every now and then.
Amcam ara sıra beni görmeye gelir.My uncle comes to see me from time to time.
Tom sırada bir sonraki.In my opinion, it would be difficult to solve this problem.
Büyük babam savaş sırasında bir askerdi.My grandfather was a soldier during the war.
Dedem 2. Dünya Savaşı sırasında öldürüldü.My grandfather was killed in World War II.
Bildiğim kadarıyla, ilk dönem sırasında hiçbir sorun yoktu.As far as I am aware, there were no problems during the first semester.
Annem yokluğum sırasında öldü.My mother died during my absence.
Senin sıranın geleceğinden eminim.I firmly believe that your time will come.

İlgili Sayfalar