sıra ile cümle

sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom iki sıra önümde oturdu.Tom sat two rows ahead of me.
Tom İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşabilir.Tom can speak German as well as English.
Sırası gelmişken, nerelisiniz?By the way, where are you from?
Sırası gelmişken, annemi görmek için gelmek ister misin?By the way, would you like to come and see my mother?
Her yazar kasada uzun bir sıra vardır.There's a long line at every cash register.
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
O, ofisten eve giderken ara sıra bu kitapçıya uğrar.Every now and then he drops in at this bookstore on his way home from the office.
Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?Let me hear from you now and again, will you?
Ara sıra sıcak ve baharatlı yemek yemeyi seviyorum.Every now and then I like to have hot and spicy food.
Ara sıra uğra.Drop in now and again.
Ara sıra eğlence için tenis oynarım.Every now and then, I play tennis for recreation.
Ara sıra iş için Londra'ya gideriz.Now and then, we go to London on business.
Ara sıra ondan haber alırım.I hear from him once in a while.
Neden sıranın altındasın?Why are you under the desk?
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Yoruluyorum. Araba sürme sırası sende.I'm getting tired. It's your turn to drive.
Tur sırasında gruptan ayrıldı ve kendi yolunu buldu.During the tour he broke apart from the group and found his own way.
Tam o sırada o odama geldi.Just then she came into my room.
Tam o sırada, otobüs durdu.Just then, the bus stopped.
Tam o sırada, telefon çaldı.Just then, the telephone rang.
Herkes ara sıra karamsar olma hakkına sahiptir.Everyone is entitled to be moody once in a while.
Ara sıra beni görmek için gel.Come and see me once in a while.
Birçok kişi sırada bekliyordu.Many people were waiting in line.
Pek çok hastanede klinik kayıtları alfabetik sıraya göre tutulur.The clinical records in most hospitals are kept in alphabetical order.
1912'de Titanik ilk yolculuğu sırasında battı.It was in 1912 that the Titanic sank during her first voyage.
Chris'in kabaca davranması sıradışı idi.It was out of the ordinary for Chris to behave so roughly.
O benim sıram değil.That is not my line.
O, sıradan bir fırtına değildi.That was no ordinary storm.
Bu, şeylerin mantık sırasını ters çevirmedir.That's reversing the logical order of things.
Desenin renkleri çok sıradandır.The colors of the pattern are very ordinary.
Asker, operasyon sırasında öldürüldü.The soldier was killed in action.
Sekreter güzel olmasının yanı sıra İngilizcede iyidir.The secretary is good at English in addition to being beautiful.
Elektrikli cihaz, taşınma sırasında hasar görmüş olmalıdır.The electrical appliance must have been damaged in transit.
Kasaba savaş sırasında tahrip edildi.The town was destroyed during the war.
Birçok insan o savaş sırasında açlıktan öldü.A lot of people starved during that war.
Yemek, içeceğin yanı sıra tatlı da içeriyor.The meal includes dessert as well as beverage.
Ders sırasında Japonca konuşmamalısın.You must not speak Japanese during the class.
Ders sırasında Japonca konuşmamalısınız.You must not speak Japanese during the class.
Arabanın üç sıra koltuğu vardır ve sekiz yolcu taşıma kapasitesine sahiptir.The car has three rows of seats and is capable of carrying eight passengers.
Ordu savaş sırasında bir dizi görkemli eylemlerde yer aldı.The army was involved in a number of brilliant actions during the battle.
Müzisyen Japonya'nın yanı sıra yurtdışında da ünlüdür.The musician is famous abroad as well as in Japan.
Salgın hastalık sırasında binlerce insan öldü.Thousands of people died during the plague.
Ucuz bir restoranda sıradan bir akşam yemeği yedik.We had a dinner of a kind at the cheap restaurant.
Tekne fırtına sırasında battı.The boat sank during the storm.
Piyanistin sıradışı bir yeteneği var.The pianist is endowed with extraordinary talent.
Oraya giderken arabamızı sırayla sürdük.We took turns driving our car on our way there.
Sporun yanı sıra müziği de severim.I love music as well as sports.
Jane sırası geldiğinde, ve sırasını kaçırdığında çok sinirlenir.Jane got too nervous when her turn came, and she blew her lines.
Jane gitarın yanı sıra keman çalabilir.Jane can play the violin, not to mention the guitar.
Şimdi benim sıram.It's now my turn.
Bunun kadar sıra dışı bir şey asla tatmadım.I've never tasted anything as unusual as this.
Bir sonraki kimin sırası?Whose turn is it next?
Bu sıradan bir yetenek değildir.This isn't any ordinary ability.
Bu benim sıram.This is my desk.
Lütfen sırada yerimi tutun.Please keep my place in this line.
Bu kitap, İç Savaş sırasında Amerika'daki yaşamın iyi bir resmini verir.This book gives a good picture of life in America during the Civil War.
Bu tartışma sırasında o sessiz kaldı.He remained dumb during this discussion.
Bu sıranın sonu neresi?Where is the end of this line?
Biz bu yaz tatili sırasında Nikko'yu ziyaret etmek istiyoruz.We would like to visit Nikko during this summer vacation.
Koko sıradan bir goril değil.Koko is not an ordinary gorilla.

İlgili Sayfalar