sıra ile cümle
sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sırada beklemeyi sevmiyorum.I don't like waiting in line.
Tom ve Mary köpeği sırayla yürüyüşe götürdüler.Tom and Mary took turns taking the dog for a walk.
Bu Tom'un sırası olabilir.This might be Tom's desk.
Bu oldukça sıra dışı.This is rather unusual.
Bu epeyce sıra dışı.This is highly unusual.
Şimdi sıra bizde.Now it's our turn.
Tom akşam yemeği sırasında asla telefonuna cevap vermez.Tom never answers his phone during dinner.
Tom ve Mary sıra ile yaptı.Tom and Mary took turns.
Tom sıra dışı bir kazada öldürüldü.Tom got killed in a freak accident.
Noel tatili sırasında giriş ücretsizdir.Admission is free during Christmas break.
Tom sırasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk.
Tom sırasının arkasına oturdu.Tom sat behind his desk.
O sıra dışı bir kadındı.She was an extraordinary woman.
Mary sıradışı bir kadındı.Mary was an extraordinary woman.
Ben Şiraz'da büyüdüm.I grew up in Shiraz.
Kelime sırası değiştirilmek zorunda.The word order has to be changed.
Kelime sırasını değiştirmek zorundasın.You have to change the word order.
Sıra ile yapabiliriz.We could take turns.
Galiba sıra bende.I think it's my turn.
Kağıtları karma sırası sende.It's your turn to shuffle.
Tom ikinci sırada tamamladı.Tom ended up in second place.
Tom iş çıkış saatleri sırasında metroya binmeyi sevmez.Tom doesn't like to ride the subway during rush hour.
Tom oyun sırasında Tom sağ dizini yaraladı.Tom injured his right knee during the game.
Sırası gelmişken, kaç yaşındasın?How old are you, anyway?
Sırası gelmişken, kaç yaşındasınız?How old are you, anyway?
Pencerenin yanında olan ön sırada Tom'un yanına oturmayı tercih ediyorumI prefer to sit in the front row near the window next to Tom.
Tom, savaş sırasındaki eylemleri için pişmanlık duymaya başladı.Tom began to experience remorse for his actions during the war.
Tom sıradan görünümlü bir adam.Tom is an ordinary-looking guy.
Tutukluluğu sırasında Tom hücrede birkaç ay geçirdi.During his detention, Tom spent several months in the hole.
Makyajsız sıradan bir kız görmeniz belki tuhaf.Perhaps it's strange for you to see an ordinary girl without makeup?
Shepard Dünya Savaşı sırasında bir destroyerde görev yaptı.Shepard served on a destroyer during World War II.
Toplam tutulma sırasında ay tamamen güneş görüşümüzü örter.During a total eclipse, the Moon completely covers our view of the Sun.
O her zaman çok sıradan giyinir ve renk veya stille ilgilenmez.He always dresses very casually, and doesn't care about color or style.
Tom Dünya Kupası finali sırasında TV'sine yapıştı.Tom was glued to his TV during the World Cup final.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına sindi.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Dan sırasını bile beklemedi.Dan didn't even wait for his turn.
Dan yarışta ikinci sırada yer aldı.Dan scored second place in the race.
Sıradan bir kızım sadece.I am just an ordinary girl.
Tom ara sıra beni ziyaret etmeye gelir.Tom comes to visit me every once in a while.
Gelecek sefer, senin sıran.Next time, it's your turn.
Onun hakkında ne sıradışı?What's unusual about that?
Programda sırada ne var?What's next on the schedule?
İkici sırada yer alan kimdi?Who was in second place?
Sırası gelmişken, dün gece neredeydin?By the way, where were you last night?
Listende birinci sırada kim var?Who's first on your list?
Tom ve Mary arabayı sırayla sürdü.Tom and Mary took turns driving.
Tom ve Mary araba sürmeyi sırayla yaptılar.Tom and Mary took turns with the driving.
Odayı sırayla temizledik.We took turns cleaning the room.
En ön sırada oturma şerefine nail oldum.I had the honor to sit in the first row.
O sıradan görünümlü.That is ordinary-looking.
Ben sıradan bir kişiyim.I am an ordinary person.
Sen ara sıra ziyaret edeceğiz.We will visit you occasionally.
Şehir savaş sırasında tahrip edildi.The city was destroyed during the war.
Şehir savaş sırasında hasar gördü.The city was damaged during the war.
Bana sıradan bir insan gibi davranma.Don't treat me as common people.
Ben altmışıncı boşanma krizim sırasında Vancouver'da yaşadım.I lived in Vancouver during my sixty divorce crisis.
Winston Churchill İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'nin başbakanıydı.Winston Churchil was the Prime Minister of Britain during the Second World War.
Sınav sırasında konuşmak yok millet.No talking during the test, people.
İş görüşmesi sırasında sinirli miydin?Were you nervous during the job interview?