sıra ile cümle

sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, savaş sırasında pek çok korkunç şeyler gördü.She saw many terrible things during the war.
Kadınlar da savaş sırasında önemli bir rol oynadı.Women also played an important role during the war.
Biz onu dışarı sıralayacağız.We'll sort it out.
Louis XVI Fransız Devrimi sırasında idam edildi.Louis XVI was executed during the French Revolution.
Mary 16 saatlik bir kıtalararası uçuş sırasında, zamanından önce doğdu.Mary was born prematurely during a 16 hour transcontinental flight.
Sıra ile yapmayı kabul ettin.You agreed to take turns.
Bu sabah bana sıra dışı bir şey oldu.Something extraordinary happened to me this morning.
Tecavüzcü, yargılanması sırasında hiçbir pişmanlık işareti göstermedi.The rapist showed no signs of remorse during his trial.
Her şeyin bir sırası var.First things first.
Arabayı sırayla sürelim.Let's take turns driving.
Rönesans sırasında, Floransa dünyadaki en büyük kentlerden biriydi.During the Renaissance, Florence was one of the greatest cities in the world.
Bu çok sıradışı.This is very unusual.
Sıramı ne zaman alırım?When do I get my turn?
Tom ara sıra uğrar.Tom comes around now and then.
Tom ameliyat sırasında öldü.Tom died during surgery.
Ödeme sırası bende mi?Is it my turn to pay?
Biz üniversitede ara sıra çıktık.We dated on and off through college.
Öğrenciler tek sıra halinde yürüdüler.The students walked in a single file.
Tom çöpü çıkarma sırası senin diyor.Tom says it's your turn to take out the garbage.
Tom sıradan olmak için çok çalışıyor.Tom is trying very hard to be casual.
Tom sırada üçüncü.Tom is the third one in line.
Bu işler parayla değil sırayla.Turnabout is fair play.
Tom toplantı sırasında sessiz kaldı.Tom remained silent during the meeting.
Tom yemek sırasında görünmedi.Tom didn't appear during the meal.
Tom sınıftaki bütün boş sıralara bakındı.Tom looked around at all the empty desks in the classroom.
Siraküza, Sicilya'nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biridir.Syracuse is one of the biggest and most beautiful cities of Sicily.
Tom sıranın sonunda duruyordu.Tom was standing at the end of the line.
Tom sıranın sonuna yakın duruyordu.Tom was standing near the end of the line.
Devrim sırasında hapsedilip öldürüldü.He was imprisoned and killed during the revolution.
Tom sıradan görünmeye başladı.Tom tried to sound casual.
Çöpü çıkarmak için Tom'un sırası.It's Tom's turn to take out the garbage.
Kartları dağıtmak için Tom'un sırası.It's Tom's turn to deal the cards.
Tom sırasını alsın.Let Tom have his turn.
Sıradışı bir şey bulunmadı.Nothing unusual was found.
Bu sıra dışı bir istek.That's an unusual request.
Ara sıra Tom'a rastlarım.I run into Tom occasionally.
Şimdi, sıra sizde.Now, it's your turn.
Şimdi, bu o kadar sıra dışı değil.Now, that's not so unusual.
Şimdi, size yardım etmek için benim sıram.Now, it's my turn to help you.
Cinayet sırasında nerede olduğunuzu bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me where you were at the time of the murder?
Sırayı kaçırdım mı?Did I miss the turn?
Hey, bu benim sıram.Hey, that's my line.
Tom film sırasında Mary'yi öptü.Tom kissed Mary during the movie.
İsimler alfabetik olarak sıralanır.The names are sorted alphabetically.
Kiralık arabamız yolculuk sırasında bozuldu.Our rented car broke drown during the journey.
Bugünkü hava, ara sıra bulutlu güneşli.Today's weather is sunny with occasional clouds.
Tom her zamankinden biraz daha sıradan giyinmiş.Tom is dressed a little more casually than usual.
Sıra dışı konuşursam üzgünüm.I'm sorry if I spoke out of turn.
Tom üç saattir sırada bekliyor.Tom has been waiting in line for three hours.
Bu yer savaş sırasında bombalandı.This place was bombed during the war.
Öpüşme sırasında bulaşan bakteriler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.The bacteria that are transferred during a kiss help improve your immune system.
Bütün çocuklar yüzlerini boyatmak için sıraya girdiler.All the kids lined up to have their faces painted.
Tom sadece sıradan bir erkek.Tom is just an average guy.
Mary sadece sıradan bir kız.Mary is just an average girl.
Ne zaman sıra dışı bir şey olsa, ben suçlanırım.Every time something unusual happens, I get blamed.
Bunlar sadece herkese sorduğumuz sıradan sorular.These are just routine questions we ask everyone.
Gerçekten Tom'la sırayla araba kullanma anlaşması yapmamalıydık.We really shouldn't have carpooled with Tom.
Tom sadece sıradan bir insan.Tom is just an ordinary person.
Bu sıra dışı bir isim.That's an unusual name.
Tom nihayet öğle yemeği sırasında buraya geldi.Tom finally got here around lunch time.

İlgili Sayfalar