sıklıkla ile cümle

sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirilerek soğuması sağlanmalıdır.Bij het schieten wordt de loop erg heet en moet daarom regelmatig gewisseld worden.
Sıklıkla, hatalı bir şekilde, harfin işaret ettiği ses ka denilerek isimlendirilir.Het nummer wordt ten onrechte vaak Haat genoemd.
Bu durum sıklıkla öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir şekilde gerçekleşmektedir.In zijn verhalen beschrijft hij vaak een onvoorspelbare en oncontroleerbare werkelijkheid.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Deze soort wordt hierom soms wel als levend fossiel gezien.
Sıklıkla heykeli kaideden indirme yeniliği ile anılır.Vaak wordt dit verward met het begrip noodlanding.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.Gamal was als kind zwak en ziekelijk, en bijgevolg las hij veel met zijn vader.
Yanı sıra, bilgisayar grafik uygulamalarında lineer interpolasyon sıklıkla kullanılır.Dat is de reden dat percentielen vaak via lineaire interpolatie worden berekend.
Albümün teklileri "There There", "Go to Sleep" ve "2+2=5" radyolarda sıklıkla çalındı.Van het album werden drie singles getrokken, There There, Go to Sleep en 2+2=5.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Sommige nummers werden vaak gecoverd.
Sıklıkla kilim ile karıştırılır.Het wordt vaak verward met stibniet.
Yerel dolandırıcılıklar sıklıkla çevrimiçi çöpçatanlık servislerinde birisiyle tanışmayı içerir.Vaak treden de stadsbeiaardiers bij elkaar op in een soort uitwissellingsronde.
Passé composé Fransızca'da geçmiş zamanı ifade ederken sıklıkla kullanılan bir zaman biçimidir.De passé composé is een werkwoordsvorm in de Franse taal.
Fakat genelde çok düz olan bu adalar sıklıkla sular altında kalır.Nadeel was wel dat deze weilanden vaak onder water stonden.
Sıklıkla çiğ balık yeriz.Wij eten dikwijls rauwe vis.
Çocuklar sıklıkla ıspanaktan nefret ederler.Kinderen hebben vaak een hekel aan spinazie.
Helis, 2003'ten bu yana internette sıklıkla "Tanrı'nın gözü" olarak anılır.Od 2003 w internecie czasem nazywano tę mgławicę „Okiem Bożym”.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.W rzeczywistym świecie dowody są często skomplikowane i wieloaspektowe.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Przez resztę życia Ryan często pojawiał się w programie Phila Donahue.
İdrar yolu enfeksiyonları yaşlılarda sıklıkla belirti vermez.Objawy zakażenia dróg moczowych często nie występują u osób starszych.
Bu fobi sıklıkla genç yaşta ortaya çıkmasına rağmen, daha sonradan da gelişebilir.Chociaż ta fobia jest często doświadczana w młodym wieku, może rozwinąć się w późniejszym życiu.
Sıklıkla türbin ve kompresör tek bir şaft vasıtasıyla mekanik olarak bağlanır.Często turbina i sprężarka są mechanicznie sprzężone ze sobą pojedynczym wałem.
Anlatıcı, yaşlı adamın hizmetkârı, ya da daha sıklıkla varsayıldığı üzere oğlu olabilir.Narrator może być służącym starca, lub - co bardziej prawdopodobne - jego synem.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Często zakłada się także drenaż.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Dna często występuje w połączeniu z innymi problemami zdrowotnymi.
Keşkek düğünlerde sıklıkla yapılır.Modlitwa jest dość często wykonywana podczas ślubów.
Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır.Jest to choroba powszechnie występująca na całym świecie.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Z tego powodu był nazywany bizantyńskim Markiem Aureliuszem.
Fusang (扶桑), sıklıkla Japonya olarak yorumlanan, mitik bir ada.Fusang (扶桑 Fúsāng), mityczna wyspa, często interpretowana jako Japonia.
Bu eser sıklıkla yazarın en etkili ve en kolay anlaşılan eseri olarak gösterilir.Jest prawdopodobnie najczęściej czytaną i najbardziej lubianą pracą autora.
Davranışlar sıklıkla tekrarlanır ve alışkanlık haline getirilir.Gdy zachowania przystosowawcze powtarzają się, stają się nawykami.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Zawiera dużo paradoksalnych, nielogicznych lub zabawnych w jakiś inny sposób zdań.
Hemoglobin A1c sıklıkla HbA1c olarak da kısaltılır.Zbyt niska wartość HbA1c sugeruje częste hipoglikemie.
Hitchcock'un bu iki filmi sıklıkla birbirleriyle karıştırılmaktadır.Powieści Vonneguta często wiążą się ze sobą.
Kapsüllerde sıklıkla kullanılır.Umieszczane są często w kapliczkach.
Sıklıkla, hastalığa ağrı eşlik eder.Często bólowi towarzyszą mdłości.
Big Show, boyutları dolayısıyla sıklıkla André ile karşılaştırılıyordu.Najar, za sprawą nieprzeciętnego talentu, jest często porównywany do Freddy'ego Adu.
Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıksa da yetişkinlerde de izlenebilir.Najczęściej pojawiają się w okresie dojrzewania, ale również mogą powstawać u dzieci i dorosłych.
Bu yaşadığı olaylar, sanatçının sonraki eserlerinde sıklıkla belirtildi.Efekt ten będzie często powracał w późniejszych pracach artysty.
Rock müziğin, alternatif rock adlı alt türünde sıklıkla kullanılır.Indie rock niekiedy określa się jako podgatunek rocka alternatywnego.
Bu sebeple sıklıkla “Genel Sistemler Araştırması” (General System Research) olarak da adlandırılmıştır.Uznaje się ją często za jeden z nurtów w tzw. badaniach systemowych.
Taş çıkarmak için zaman zaman kazı yapılmakta ve sıklıkla mezarlara girilmektedir.Często zakłada się nakrycie głowy, lub przynajmniej wkłada się je do trumny.
Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.Ta technika druku jest bardzo często wykorzystywana w branży reklamowej.
Sıklıkla teller ya da alçak ağaçlar üzerinde bulunur.Zazwyczaj znajduje się w zaroślach lub na małych drzewach.
Passé composé Fransızca'da geçmiş zamanı ifade ederken sıklıkla kullanılan bir zaman biçimidir.Jest to najczęściej używana forma czasu przeszłego w języku niemieckim.
Bok böceği türlerinin sıklıkla oldukça özgün ekolojik gereksinimleri vardır.Jednak różne gatunki pasożyta zwykle wykazują pewną swoistość gatunkową.
Dövizler sıklıkla fiyat belleği olarak kullanılır.Bardzo często jest stosowany przy prezentacji cen.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Marzy o zajęciu miejsca dyrektora, dlatego często wysyła anonimy do kuratorium.
Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.W niektórych przypadkach stosuje się również antybiotyki w celu uniknięcia wtórnych zakażeń bakteryjnych.
Yine de etkin bir dış politika sürdürmektedir ve sıklıkla dünya çapında barış kurma girişimlerine katılır.Będziemy walczyć wytrwale dla Pokoju, Razem z postępowymi siłami świata!
Ev baklavası ve kabak tatlısı da sıklıkla yapılır.Bardzo często piecze ciasta i inne słodycze.
Daha az sıklıkla da olsa kurbağalar, su omurgasızları ve küçük kuşlarla da beslenebilir.Czasem zjada żaby, małe ssaki a nawet ptaki wodne.
Oksimoronlara sıklıkla sıfat tamlamalarında rastlanır.Często występują w nich oksymorony.
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Czasem pomagała rodzina żony.
Bizans edebiyatı sıklıkla beş grupta kategorilendirilir.Wielobiegunowa równowaga sił w klasycznym znaczeniu jest złożona z pięciu państw.
Sıklıkla beyaz renkli olup, yumuşak ve işlenebilir yapıdadırlar.Często mają białą barwę i są trwałe.
Günlük hayatta da sıklıkla kullanılmaktadır.Także ci częściej wybierają Życie.
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.Det sägs att han ofta besöktes av änkan till den man han sköt, och att hon lämnade böcker till honom.
Sıklıkla ondan sadece yedi yıl once ilan edilen İngilizlerin Magna Carta’sı ile karşılaştırılır.Den jämförs ofta med Englands Magna Charta, som daterades endast sju år tidigare.
Destiny's Child sıklıkla Amerikalı 1960'lar kız grubu The Supremes ile mukayese edildi.Destiny's Child jämfördes med den amerikanska tjejgruppen The Supremes vilka var verksamma under 1960-talet.
Palladio, villalarının cephelerini sıklıkla Roma tapınağı cephelerinin üzerine tasarladı.Palladio utgick ofta från romerska tempel i sina fasader.

İlgili Sayfalar