sıklıkla ile cümle
sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pelo contrário, às vezes até se atrapalha muito.
Vitrektomi sıklıkla diğer tedavi yöntemleriyle birleştirilir.Em geral, a fisioterapia é simultaneamente combinada com outras modalidades de tratamento.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.As caracterizações eram frequentemente rasas.
Genellikle lateral stabilize sorunları sıklıkla görülmektedir.Endósporos laterais são vistos ocasionalmente.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Muitas vezes pode resultar em obstrução.
Modern sanatta sıklıkla kullanılırlar.Na música moderna são encontrados com frequência.
Çoğunlukla yer ve zamanda oryantasyon bozuklukları görülür ve/veya sıklıkla hafıza kaybı vardır.As vogais átonas orais /i/ e /u/ desaparecem frequentemente.
Sıklıkla, ikisi birlikte gerçekleşir.As duas quase sempre andam juntas.
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Ana precisava da sua ajuda.
Atipik yemek yeme gibi diğer özelliklere sıklıkla rastlanır ama tanı koymak için gerekli değildir.Outros aspectos, como comer atípico também são comuns, mas não são essenciais para o diagnóstico.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Olivia quase nunca os vê.
Kafa filmlerinde sıklıkla görülebilir ve genellikle kalsifiyedir.Sua imagem podia ser frequentemente encontrada em moedas.
Beraber sıklıkla konserlere, tiyatrolara ve konferanslara katıldılar.Eles iam para todos os lugares juntos, freqüentavam o teatro e restaurantes juntos.
Sıklıkla birbirleriyle karıştırılırlar.Os dois são frequentemente confundidos.
Yukarıdaki örnekte her bir ayrı kelimenin terim sıklıklarını şu iki listeyi oluşturarak kaydedebiliriz.Levanta-se também, com frequência, a questão sobre como se pronunciar essas duas novas letras.
Fotomaskeler fotolitografide sıklıkla kullanılırlar.Estes artefactos são por vezes apresentados na forma de gráficos.
Dolaylı da olsa önceki filmleri ile sıklıkla bağlantılar kurar.Exemplo: Conheço até os filmes antigos.
Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır.Muitas vezes ele se rompe durante a relação sexual.
Sadece ABD'de bulunur ve Amerikan timsahı ile sıklıkla karıştırılır.Ele não é tão conhecido nos Estados Unidos, onde é freqüentemente confundido com Mac Mônei.
Boz ayıların postları sıklıkla tam olarak kahverengi değildir.Além disso, as bordas dos batter's boxes muitas vezes não são colocadas com giz.
GLUT2 proteini bu işlem için daha sıklıkla kullanılır.MoS2 é mais vulgarmente usado em tais aplicações.
Bu sıklıkla prokaryotik kromozoma karşılık olarak kullanılır.É comumente referido como um cromossomo procariótico.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.Apesar de frequentemente doente, foi um aluno brilhante.
Bu yüzden, gürültüyü azaltmaya çalışmak sıklıkla bir titreşimi azaltma problemidir.Desta forma normalmente é desejável utilizar algum método para redução de ruído.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.A doença pode provocar problemas psicológicos e sociais.
Parti sıklıkla bölgedeki ABD politikalarını eleştirir.De partij bekritiseert vaak de politiek van de Verenigde Staten in de regio.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Ze komt vaak erg verlegen over.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Jicht komt vaak voor in combinatie met andere medische problemen.
Albüm yapımcıları tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.Dit wordt vaak gedaan door BIOS-fabrikanten.
Büyük Balık filminin müzikleri Burton'ın sıklıkla birlikte çalıştığı Danny Elfman tarafından bestelendi.De muziek voor de film werd gecomponeerd door Danny Elfman, die al vaker met Tim Burton samenwerkte.
Almeida, üzerine resim çalışmaları eklediği panjur gibi materyalleri sıklıkla eserlerinde kullandı.Heda gebruikte vaak dezelfde voorwerpen in zijn schilderijen.
Sıklıkla yaşadığı akciğer kanamaları sebebiyle çalışamaz ve evden dışarı çıkamaz duruma geliyordu.Hij had regelmatig longbloedingen en was vaak niet in staat om te werken of zijn huis te verlaten.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.Het gaat vaak gepaard met grondstoffen delven.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Hij werkte vaak 17 uur per dag.
Tibetçe'deki karşılığı dorje`dir ki bu Tibet ve Butan'da sıklıkla kullanılan bir erkek ismidir.In het Tibetaans luidt het gelijknamig woord dorje dat ook veel als mannennaam voor komt in Tibet en Bhutan.
Kendisinden sıklıkla "alternatif tarihin ustası" olarak bahsedilir.Hij noemt zich 'historicus van Vergeten Zaken'.
Yahudiler sıklıkla birçok Avrupa ülkesinde katledilmiş ve buralardan sürülmüştür.Joden werden vaak vervolgd of werden verbannen uit diverse Europese landen.
Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır.Het is een zeldzame aandoening wereldwijd.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Om deze reden is hij weleens de Byzantijnse Marcus Aurelius genoemd.
Bunun için kervanlar sıklıkla ticaret yapmaktadırlar.Er wordt dan vaak handel in gedreven.
Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.Hierdoor treedt er vaak bewustzijnsverlies op.
Bu durumda da muharebe sırasında sıklıkla tutukluk yapıyorlardı.Ook ontsnappen ze hem vaak bij een arrestatiepoging.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Hij probeert altijd iets te stelen of anderen in gevaar te brengen.
Romantizm sıklıkla kullanılır.Het zijn vaak romantici.
Sıklıkla uygulanan tedavi yöntemleri; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir.Gebruikelijke behandelingen zijn onder meer chirurgie, chemotherapie en radiotherapie.
Fotomaskeler fotolitografide sıklıkla kullanılırlar.Valse kleuren worden vaak gebruikt in satellietfoto's.
Novo, nükteleriyle sıklıkla dikkat çekerdi.Sijnde genaempt griffeendt ofte cermes gaensen.
Özellikle Kuzey Amerika'da yetişkinler ve çocuklar tarafından sıklıkla tüketilmektedir.Hij wordt met name in de Maghreb-landen door mannen en vrouwen gedragen.
Ranger'ler western film ve çizgiromanlarında sıklıkla konu edilir.De postkoets figureert daardoor vaak in westernfilms en -boeken.
Bu ritmi, diğer marşlarında da sıklıkla kullandı.Dat deed hij bijna altijd, ook in veel kortere races.
Geçişlerdeki enerji düzeyleri çok büyük mesafeli sıklıklarda emisyona neden olur.De doorgelaten energie neemt per frequentie exponentieel af met de afstand.
Maskotlar sıklıkla spor kulüplerinin lakaplarıyla karıştırılır.Funsport wordt vaak verward met extreme sporten.
Bok böceği türlerinin sıklıkla oldukça özgün ekolojik gereksinimleri vardır.Nauw verwante soorten hebben vaak verschillende ecologische niche.
Güç ve enerji, sıklıkla karıştırılır.De begrippen spanning en stroom worden vaak met elkaar verward.
Grup teorisi, kriptografide sıklıkla kullanılır.Deze techniek wordt veelvuldig toegepast binnen de cryptografie.
Jeff Hardy bu hareketi sıklıkla uygulamaktadır.De beroemde Harry Houdini deed dit veelvuldig.
Açıkça ifade ettiği eşcinsel eğilimleriyle tanınırdı ve sıklıkla uyuşturucularla ilgili deneyimlerini yazardı.Hij is vooral bekend door zijn tangofilms, die dikwijls seksueel getint waren.
Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru.Meestal worden er twee jongen grootgebracht, soms één of soms drie.
Fakat bu işaretler, teşhis konulmuş yetişkinlerin hayat hikâyelerinde sıklıkla bulunmaktadır.De verhalen gaan vaak over het leven van de opvoerende mensen.
Amor fati, Friedrich Nietzsche'nin eserlerinde sıklıkla kullandığı bir terimdir.Haar denkbeeldige reizen hebben vaak hun oorsprong in de brieven van Friedrich Nietzsche.