sıklıkla ile cümle

sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.Sandstormar förekommer ofta.
Mach bir mikrokernelin en eski örneklerinden biri olarak sıklıkla bahsedilir.Mach är en av de tidigaste exemplen på en mikrokärna.
Sıklıkla id est yani i.e. ile karıştırılır.Elektronen betecknas ofta med symbolen e−.
Sıklıkla süsler veya diğer sanatsal heykeller içerir.De syftar ofta på handverktyg och andra artefakter.
Günümüzde soğuk meze yapımında sıklıkla kullanılır.Idag fryser man ofta kött.
Modern müzikte sıklıkla dakikadaki vuruş sayısı (İngilizcede bpm veya beats per minute) ile belirlenir.Tempot mäts ofta med taktslag per minut (bpm, beats per minute).
Sıklıkla yenilenen web sitelerini değişme sıklıklarınıa bağlı olarak tarar , değişikleri kontrol eder.Den besöker enskilda webbsidor beroende på hur mycket de ändras.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Under perimenopaus blir symtomen ofta värre innan de minskar i svårighetsgrad.
Profesyonel ve teknik dalışta sıklıkla kullanılmaktadır.I matematiska och tekniska sammanhang används ofta radianer.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Sin far såg de sällan.
Pnömoni sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp alt solunum yoluna geçer.Lunginflammation börjar ofta som en övre luftvägsinfektion, som förflyttar sig till de nedre luftvägarna.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Kort efter domen gjorde hon en uppmärksammad intervju i The Phil Donahue Show.
Oyunlarda sıklıkla Mario'nun kardeşi Luigi ve Mario karakter ailesinin diğer üyeleri de görünür.Trots organisationens storlek blir den ofta besegrad av Mario och Luigi.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Även änterhaken förekommer ofta.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.De utsätts ofta för rasism.
Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.Paronomasin förekommer ofta i reklam och propaganda.
Tasarımcılar sıklıkla farklı renkleri kullanırlar.Anvisningsmärken kan ofta ha olika färger.
Bu biçim, sıklıkla bir rol yapma oyunu olarak basit bir biçimde atfedilir.Uppfattas ofta som ett väldigt starkt spel.
Tayyör sıklıkla topuklu ayakkabı ve bluz ile birlikte giyilir.Batist används ofta till näsdukar och blusar.
Eserlerinde sıklıkla Marksizm eleştirisi yaptığından ötürü Soğuk Savaş liberali olarak adlandırılmıştır.Den politiska situationen sedan delningen brukar betecknas som ett kallt krig.
Resmi dil Malayca olmasına rağmen İngilizce sıklıkla konuşulan bir dildir.Engelska är officiellt språk, även om få talar det.
Çağdaş doğum günü kutlamalarında mumlarla süslenmiş yaş pastaya sıklıkla rastlanır.Födelsedagar brukar firas med tårta.
Kiliseler, din adamları ve cemaatler de sıklıkla demiryolu faaliyetlerinde rol almaktaydılar.Politiker, affärsmän med fler gjorde ofta upp affärer där.
Struve fonksiyonunun düzeni'nde α birkarmaşık sayı'dır ve sıklıkla tam sayıdır.Det komplexa talet α är ordningen av Struves funktion och är ofta ett heltal.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.Ofta äter eller fikar de tillsammans.
Beşeri hekimlikte sıklıkla isimlendirme kısaca yapılır, yani -it eki getirilir.Trouts berättelser brukar ofta "citeras" eller hänvisas till.
Sufi literatürde sıklıkla Allah'ı kastetmek için kullanılır.Lichun har ofta omnämnts i litteraturen.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Han blir ofta retad för sin övervikt.
Pampero, Arjantin'in pampalarında sıklıkla fırtına kuvvetinde esen güneybatı rüzgârıdır.På Pampas och i nordöst blåser ibland Pampero, som är kraftiga stormar.
Kentte sıklıkla popüler müzik gruplarının veya sanatçılarının konserleri düzenlenmektedir.Under marknaden pågår ofta något folkmusikarrangemang.
Bir çifte füg sıklıkla aynı anda gelişme gösteren iki konuya sahip olur.Observera att det ofta finns två likvärdiga lösningar till problemet.
Gradaşçeviç, sıklıkla "Bosna Ejderi" (Boşnakça: Zmaj od Bosne) olarak bilinmekteydi.Den mest kända var Husein-Kapetan Gradaščević, även känd som "Zmaj od Bosne" (sv: Draken av Bosnien).
Bireylerin doğum sırasına göre farklılık gösterdikleri sıklıkla belirtilen bir görüştür.Det är ofta möjligt att identifiera personers modersmål genom deras brytning.
Fakat genelde çok düz olan bu adalar sıklıkla sular altında kalır.Men mycket torra områden undviker de vanligtvis.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Dessa är ofta skyddade av patent.
Eser sıklıkla tıp tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır.Denna citeras ofta som det äldsta kända belägget för en krigshandling.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Подагра дуже часто трапляється разом з іншими медичними проблемами.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.В реальному світі докази часто складні та змішані.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Говорили, що він часто працює по 18 годин на добу.
Lovecraft; karanlık, ilkel barbarlıkla mücadele eden medeniyet fikrini sıklıkla ele aldı.Цивілізація під загрозою Лавкрафт часто розглядає ідею боротьби цивілізації з примітивним варварством.
Dişi kondor sıklıkla tek bir beyaz yumurta bırakır.Самки каліфорнійського кондора відкладають зазвичай по одному білому яйцю.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Дитинство Рассела було дуже самотнім, і він часто серйозно задумувався про самогубство.
Sıklıkla, hastalığa ağrı eşlik eder.Часто вона болюча.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Це викликає соціальні та психологічні проблеми.
Yazılım geliştirmeye genel yaklaşım sıklıkla ne zaman ve nasıl testin yürütüldüğünü belirlemektir.Процес розробки зазвичай передбачає коли та як буде відбуватися тестування.
Yurtsuzlar sıklıkla sınır dışı edilebilirler.Іноземці можуть бути навіть депортовані.
Kurallar sıklıkla stokastiktir.Ці правила часто є стохастичними.
Günümüzde sıklıkla bu iki method bir arada kullanılmaktadır.Однак, часто ці два методи взаємопов'язані.
Sıklıkla asılı kalarak, bazen süzülerek avlanır.Вони вміють обманювати і навіть іноді полюють.
Şive kavramı ile lehçe ve ağız kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır.Нудні і старі мнемоніки часто забуваються.
Alfa ve beta erkek terimleri de sıklıkla kullanılır.Також часто використовуються терміни «альфа-самець» і «бета-самець».
Sıklıkla bir derginin kendi alanındaki önemi açısından görece bir gösterge olarak kullanılır.Часто використовується як оцінка важливості журналу в певній галузі.
Kırıntılı kayaçlarda da sıklıkla gözlenir.Спостерігається в рудах досить часто.
Fakat terim sıklıkları illa ki en iyi metin temsili değildir.Таким чином, дуже високий рівень мотивації не завжди є найкращим.
Tasarımcılar sıklıkla farklı renkleri kullanırlar.Зазвичай використовують напівмотузки різних кольорів.
Cebel Ali, Birleşik Devletler donanmasının kendi ülke sınırları dışında en sıklıkla uğradığı limandır.Найчастіше порт Джебель-Алі відвідують судна ВМС США, що перебувають поза межами Сполучених Штатів.
Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır.Часто трапляється разом зі ставковою бодягою.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Однак, батьків вона бачила досить рідко.
Sıklıkla, bu bir Bakanlar kurulunun yemin törenini de içerir.На жаль, цей документ ще й досі знаходиться на розгляді комітету.
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Їх сім'ї потребують допомоги.

İlgili Sayfalar