Ana içeriğe geç
Sözlük

sıklık ile cümle

sıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yani sıklıkla, haftanın yedi günü.So often, seven days a week.
- Sıklıkla 'boşluk' kelimesini kullanıyorsunuz, ama çoğu sefer Tanrı'dan bahsediyorsunuz.[Interviewer:] You often use the word 'emptiness', but also many times, you speak about God.
Bu kanun maddelerinin sağladıkları haklar ne sıklıkla kullanılıyor diye bir baktım. ..And just so you have a sense of how often this occurs, I looked this up a little bit earlier.
Sizce böyle bir günü ne sıklıkta yaşıyorum?How often do you think I have that day?
"Ne kadar sıklıkla?""How often?"
Ve doktorlar Tanrı kompleksinden sıklıkla çekerler.And doctors suffer from the God complex a lot.
Size gösterebileceğim başka bir şey de doktorlar sıklıkla hastaların röntgenleriyle muhatap olurlar.Another thing I can show you is, more often than not, doctors get to meet patients in X-ray form.
Ne kadar sıklıkla büyük bir bilimsel projeye katılma şansınız oluyor?How often do you get to participate in a big scientific project?
Ama diyebilirsiniz ki ben bu sayıların ne sıklıkta çıktığını b iliyorum.But what you can do is if you said wow, I know the frequency of the numbers.
Sıfır bizim değişkenimizde % 0.01563 sıklıkta çıkıyor.0 will show up in our random variable 0.01563% of the time.
Altı atıştan beş tura gelmesi %9.375 sıklıktaI get 5 heads after 6 tosses 9.375% of the time.
Aslında bu aynalarla günlük hayatta sıklıkla karşılaşıyoruz,And you see this type of mirrors all the time, especially around corners
Yani neoplazm ve tümör terimleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılır.So the term neoplasm and tumor are often used interchangeably.
Doğrusu, sıklıklar YZ robotik ile birlikte tek bir disiplin olarak çalışılmıştır.In fact, often AI has been studied together with robotics, as one discipline.
Sıklıkla oyunlarda karakterler vardır ve bu karakterlerin bir şekilde oynarlar (act)So very often games have characters inside, and these characters act in some way.
Ve kesinlikle her bir harf eşit sıklıkta gelir.And obviously, each of these letters comes off about roughly equally frequent.
Bu talimatlardan her biri yaklaşık olarak eşit sıklıkta görünür.Each of these instructions appears with roughly the equal frequency.
Aslında, burada eşit bir sıklıkta meydana gelen komutların olduğu yaşamsız bir ortam vardır.Here, that's the lifeless environment where each instruction occurs at an equal frequency.
İnsanlar sıklıkla o zamanlardan neler öğrendiğimi soruyor.People often ask me what I learned from that time.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.And Aristotle said often in dealing with other people, we need to bend the rules.
Sıklıkla dışarıda gezen biriydim.And very often I've been an outsider.
Buradaki her bir pencere bir çizim ve sıklıkla seyahat ettiğim bir dünya.So each window is an image and is a world that I often revisit.
Hastane çok zayıf bir elektrik şebekesine bağlı ve bu da sıklıkla kesiliyor.This hospital is connected to a very weak power grid, one that goes down frequently.
Sıklıkla, a'dan b'ye kapalı bir aralık, deriz.So you'll often say, on a closed interval from a to b.
Birçok hükümet sıklıkla Internet'teki içeriği filtrelemek, sansürlemek ve bloklamak ister.Governments everywhere are often trying to block and filter and censor content on the Internet.
Sıklıkla uzun kuyruklar oluşur gişelerde.Quite often queues happen at the tolls.
İşletme modeline şirket karar verir. Hangi sıklıkla ürünümüzü yenilemek istiyoruz?Kompanija poslovnim planom utvr�uje koliko �esto mi �elimo obnavljati svoje proizvode.
Ve bu özellikle sıklıkla birbiriyle alakasız ve IQ'dan bağımsızdır.And these traits are often unrelated and uncorrelated with IQ.
Biliyorsunuz sıklıkla insanlarla konuşuyorum ve onlar diyorlar ki: " Sizce, seçim şansımız var mı?You know, a lot of times people, I talk with people and they say:
Sıklıkla da insanları şaka yaparak kovardı.And he'd quite often fire people with a joke.
Ve bunun ne sıklıkta olduğunu merak ediyorum.And I wonder how often that happens.
Doğrusu, sıklıkla, insanlar para işleminin yapılmadığı şeyleri düşünmüyorlar bile.In fact, often times, people don't even consider things that aren't being transacted money.
Bilirsiniz, sıklıkla maddi zamanlarda yaşadığımız söylenir, hepimizin açgözlü olduğu.You know, we're often told that we live in very materialistic times, that we're all greedy people.
Sadece, üç şeyi sıklıkla kontrol etmenizi... ...öneriyoruz.So we just kind of have you constantly checking about three things.
Daha silik bir parmak izi, harf sıklıklarının dağılımını düzleştirmeyle olur.To make a lighter fingerprint is to flatten this distribution of letter frequencies.
Ne zaman harf sıklıklarında bir farklılık olursa, Bilgi sızması gözlemlenir.Any time there's a differential in letter frequencies, a leak of information occurs.
Gerçek ve güzellik bilimle ilgisi olmayanlar için sıklıkla anlamsızdır.Truth and beauty are things that are often opaque to people who are not in the sciences.
Bunlar sıklıkla reçetelendirilen antidepresanlardır.These are commonly prescribed antidepressants.
Nesnel veriye ulaşmak için yüksek sıklıklı gözetim yapabiliriz.We can do high-frequency monitoring to get objective data.
Ancak bundan sonraki birkaç videoda, bunda bile sıklıkla olan özel durumlar göreceksiniz.But you'll see that in the next few videos, that there are often special cases even to this.
Şimdi, ben bunlar hakkında konuştuğum zaman, insanlar bana sıklıkla soruyor cevap boş değil mi?Now, when I talk about this, people often tell me,
Tam ekran yapmayla ilgili sıklıkla soru alıyoruz.There's - people consistently ask about full screen.
Bilirsiniz, bilim ve mühendislikte sıklıkla acımasızca düşünürüz.You all know that so often in science and engineering we tend to think cutthroat.
Burada da ne sıklıkta dua ettikleri--Bu doz bilgisi.Here is the schedule of how frequently they -- it's a dose.
Sıklıkla bir şehrin bir çok açıdan yaşayan bir organizmaya benzediği söylenir.It's often been said that a city is like a living organism in many ways.
Frekans, ismin de söylediği üzere, dalgaların ne sıklıkta olduğunu söyler.Frequency, as the name suggest, tells you how frequent the waves are.
İnsanların hiç de umursamadığını ne sıklıkta duyarız?How often do we hear that people just don't care?
Onları ne sıklıkta arayıp, e-posta atıyorsunuz?How many coffees do you have? How often are you calling them, emailing them?
Ve gruplar sıklıkla hemen terörist olarak adlandırılıyor.And groups are very often immediately label terrorists.
Bunu son zamanlarda sıklıkla düşünüyorum.I think about it often, lately.
Yani sıklıkla safra olarak su alıyorlar.So quite often you load water for ballast.
Biz sıklıkla küçük filmler yapıyoruz.We quite often make little movies.
Sıklıkla söylüyorum:I say quite often
Sıklıkla Capgras sendromunun sonu trajiktir.Now often, a result of Capgras syndrome is tragic.
İyi işçilerdir, eşek ve atın özelliklerini taşırlar fakat daha az sıklıkta görülürlerAnd then you would actually produce something called a hinny, which isn't as common as a mule.
"Sıklık" derken işte bunu kastediyoruz. Histogram da bir grafik türüdür.So let me draw some axes here.
Düşey eksende de sıklıklarını yerleştireceğiz.So 0 shows up four times. So we'll draw a little bar graph here. 0 shows up four times.
Bu sıklıkla kullanılmaz.This isn't used so frequently.
Bunların fosillerinden sıklıkla bulmak mümkünAnd you could actually find full fossil evidence of these.
Hayatınızda ne sıklıkta yargısız, tamamen özüne dayanarak arkadaşlık kurarsınız?How often in life do you get to make friendships, judgment-free, purely based on spirit?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod