Onun fiziksel görünümü Marilyn Monroe ile sıklıkla karşılaştırmalar yapmıştır.Výrobu komplikovali spory medzi ním a Marilyn Monroe.
Romanslarsa sıklıkla fantastik maceralarla dolu uzun kurgusal çalışmalardı.Ostatní kresťania mali často pozitívne skúsenosti z interakcií s progresívnymi adventistami.
Hitchcock'un bu iki filmi sıklıkla birbirleriyle karıştırılmaktadır.V topografických mapách sa oba systémy často kombinujú.
Mello sıklıkla duygularının onu mutlu etmesine izin verir.Napriek tomu má Amélia niekoľko vecí, ktoré jej spôsobujú radosť.
Bu sırada yazılı ve görsel medyada sıklıkla yer aldı.Kedy a ako často bol návštevník na webe.
Nusayrî nüfus içerisinde değişik mezheplerden olan kişilere de sıklıkla rastlamak mümkündür.V jednotlivých oblastiach možno okrem nepriateľských jednotiek naraziť aj na večne hladných mutantov.
Sıklıkla diğer yazarlarla birlikte çalışmanın hikâyeleri için yeni ve ilginç fikirler doğurduğunu söyler.Pogosto reče da sodelovanje z drugimi avtorji večkrat prinese nove in zanimive ideje k njegovim zgodbam.
Mükemmel okuma ve yazma beceri ve belagat sahipleri sıklıkla yüksek seviyede memurluk statüsünü kazanırlardı.Odlične bralne in pisateljske sposobnosti ter elokvenca so vodile pogosto do visokega uradniškega statusa.
Yumuşatıcılar sıklıkla hidrofobik olduğundan, genellikle bir emülsiyon formunda meydana gelirler.Ker so mehčalci sami pogosto hidrofobne narave, se pogosto pojavljajo v obliki emulzije.
Hastalığın ilk yılı boyunca romatoid faktör sıklıkla negatiftir.V prvem letu bolezni je RF pogosteje negativen.
Meclis en az kırk kez olmak üzere yıl boyu sıklıkla toplanıyordu.Sestajala se je zelo pogosto, okoli štiridesetkrat letno.
Palladio, villalarının cephelerini sıklıkla Roma tapınağı cephelerinin üzerine tasarladı.Palladio je pogosto modeliral svoje vile po fasadah rimskega templja.
Lovecraft; karanlık, ilkel barbarlıkla mücadele eden medeniyet fikrini sıklıkla ele aldı.Lovecraft se je pogosto ukvarjal z idejo o civilizaciji, ki se upira bolj barbarskim in primitivnim elementom.
Sıklıkla, posttravmatik stres bozukluğu ve depresyon birlikte vuku bulmaktadır.Posttravmatska stresna motnja in depresija se pogosto pojavljata sočasno.
Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.Redko izgubijo zavest.
Büyük şiddette depremler az sıklıkla gerçekleşir.Veliki potresi se pojavljajo redko.
Değişkenler, sıklıkla bilinen ve sabit olan değerlerle mukayase edilir.Nasprotje spremenljivk so konstante, ki imajo znano in nespremenljivo vrednost.
Bileşik sıklıkla Lewis asiti olarak anılır.Spojina se pogosto uporablja kot Lewisova kislina.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Vojvodinja je imenovala župane in pogosto naročala kovanje denarja meščanom.
Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır.Je bolezen, ki se pojavlja po vsem svetu.
Bu üç çalgıya ek olarak piyano veya org gibi klavyeler ve synthesizer’lar da sıklıkla kullanılır.V veliko podzvrsteh so pogosto uporabljeni tudi instrumenti s tipkami, npr. klavir in sintetizator.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Protin se pogosto pojavlja v kombinaciji z drugimi zdravstvenimi težavami.
Sıklıkla uygulanan tedavi yöntemleri; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir.Zdravljenje pogosto vključuje operacijo, kemoterapijo in radioterapijo.
Şempanzeler popüler kültürde sıklıka kişileştirilirler.Hutculu so bili pogosto prikazani v popularni kulturi.
Enerji spektrumları sıklıkla astrofizik ile ilgili spektroskopide kullanılır.Spektroskopija se pogosto uporablja tudi v astrofiziki.
Sıklıkla id est yani i.e. ile karıştırılır.Elektron se navadno označuje z oznako e-.
Hava hattı kablolarıyla temas sıklıkla yaralanma ve ölüme sebep olur.Stik z daljnovodnimi vodniki je pogosto vzrok hudih poškodb ali smrti.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pri tem ga imajo velikokrat za neumnega.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Neuradni viri jo pogosto imenujejo "živ fosil".
Bu tip düzenekleri sıklıkla şov programlarında ve reklamlarda görülür.Pogosto se je pojavljala na televiziji v raznih predstavah ali reklamah.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Igral je sicer bolj malo in večino časa prebil na klopi.
Ciğer kebabında sıklıkla maydanoz ve soğan kullanılır.V svojih jedeh pogosto uporabljajo banane in mušnice.
Uygulamalarda olduğu gibi işletim sistemlerinde de sıklıkla yamalar sağlanmaktadır.Pogosto so v operacijskih sistemih tudi luknje.
Bir silikon yağı olan dimetikon düşük yan etki riski nedeniyle sıklıkla tercih edilir.Dimetikon, to je silikonsko olje, se pogosto raje uporablja, ker ima nizko tveganje za neželene učinke.
Epilepsi nöbetleri sıklıkla eşlik eder.Pogosti so tudi epileptični napadi.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.Pogosto pa se hrani tudi z mrhovino.
Helis, 2003'ten bu yana internette sıklıkla "Tanrı'nın gözü" olarak anılır.Nuo maždaug 2003 m. Internete vadinamas „dievo akimi“.
Sıklıkla İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak anılır.Dažnai vadinamas Anglijos nacionaliniu poetu ir „Avon bardu“.
Savaş zamanında savaş gemisi ile ticari gemi arasındaki fark sıklıkla bulanıktır.Karo metu skirtumai tarp karo ir prekybinių laivų dažnai beveik išnykdavo.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Raselo paauglystė buvo labai vieniša, ir jis dažnai mąstydavo apie savižudybę.
Lozan'dan sıklıkla bahsedilmiştir.Dažnai vadinamas Loganu.
Ancak bu rota sıklıkla parabolik uçuş ile karıştırılır.Parasparnis dažnai painiojamas su parašiutu.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Nugarėlė ties smaigaliu dažnai irgi išgaląsta.
Fotomaskeler fotolitografide sıklıkla kullanılırlar.Tokios lempos dažnai naudojamos fotoliuminescencijos efektams sukelti.
Sıcak günlerde sıklıkla olmasa da dağların yüksek kesimlerine kar yağmaktadır.Žiemą gan dažnai kalno viršūnę dengia sniegas.
Mayınlar sıklıkla karmaşık düzenlemeler ile döşenir.Urvai dažnai būna sudėtingos konstrukcijos.
Kesme hatası, sıklıkla ayrıklaştırma hatasını da içerir.Ši klaida dažnai daroma kartu su apibrėžimo klaidomis.
Üzerinde sönmüş volkanlar bulundurur ve hâlâ daha sıklıkla depremler meydana gelmektedir.Čia dažnai veržiasi ugnikalniai, vyksta žemės drebėjimai.
Tarihsel olarak, ölüm cezaları sıklıkla işkence eşliğinde infaz edilmiş ve halka açık olarak yapılmıştır.Senderistai dažnai būdavo žiauriai žudomi, atliekamos viešos mirties bausmės.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.Tačiau neretai jis auginamas ir kaip vaistinė žaliava.
Siklen, siklik poliaminler sınıfının temel yapıtaşı olarak görülmektedir.Cyklenas yra pagrindinis ciklinių poliaminų klasės atstovas.
Para Para dansı hayranları sıklıkla kendilerine "Paralists" adını verirler.Turistai parko kraštovaizdžius neretai pavadina „marsietiškais“.
Güç ve enerji, sıklıkla karıştırılır.Galios ir energijos sąvokos kasdieninėje vartosenoje yra dažnai painiojamos.
Ayrıca Hubei sıklıkla Balık ve Pirinç memleketi olarak da anılır.Provincija tradiciškai žinoma kaip „žuvies ir ryžių“ kraštas.
Thomalla ayrıca tv reklamlarındada sıklıkla görünmektedir.Taip pat jis dažnai filmuodavosi televizijos reklamų klipuose.
Halperin sıklıkla, kardeşi Edward ile ortak çalışmalarda yer aldı.Dažnai Kay teigia, jog vis dar jaučia dvasinį ryšį su savo broliu.
Yamyamlık, akreplerde sıklıkla görülmektedir.Aktyvus dieną, dažnai galima aptikti besiilsintį ant akmenų.
Fillerin insanlara da bu şekilde davranmalarına Afrika'da sıklıkla rastlanır.Manoma, kad afrikiečiai su šiais žvėrimis susiduria nuo seno.
Kavram sıklıkla radikalizm=köktencilikle karıştırıldı.Tai yra paranormalus reiškinys, dažnai siejamas su reinkarnacija.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Pasala neretai derinama su kitokiais taktiniais metodais.