Ana içeriğe geç
Sözlük

sıklık ile cümle

sıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sıklıkla fedai olarak bilinen suikastçılar ise tarikat tarafından esasiyun olarak adlandırılmıştır.Laikomas autosporto ekspertu, pasisakymai dažnai cituojami.
Yağlı ton eti bu stilde sıklıkla kullanılır.Būtent dėl šios savybės juodoji arbata dažnai būdavo naudojama mainuose.
Tarihçi Festus da sıklıkla kendisinden alıntı yapmıştır.Sageli nimetatakse peripateetikuks ka Aristotelest ennast.
Sıklıkla ruh hali değişimleri yaşarım.Sageli esineb kehamuutusluul.
Çağdaş doğum günü kutlamalarında mumlarla süslenmiş yaş pastaya sıklıkla rastlanır.Tihti pannakse tordile küünlaid, mille arv ühtib sageli sünnipäevalapse vanusega.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Tihti on neil raskusi andestamisega.
Lindström, sıklıkla lakabı olan Linde ile tanınır.Lindströmi kutsutakse enamasti hüüdnimega Linde.
Sonra bu Fransızca kelimenin (porsuk) ikinci anlamında daha sıklıkla kullanıldı.Hiljem on seda terminit kasutatud pisut teises tähenduses.
Sıklıkla kayıplı veri sıkıştırma yöntemiyle birlikte kullanılmaktadır.Nende toimimise täpsus tagatakse tihti tagasisidestusega lülituste kasutamisega.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Seetõttu on Johannest kutsutud Bütsantsi Marcus Aureliuseks.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Sageli tuuakse teda sotsiaalsete probleemide näiteks.
Bu tonalite barok ve klasik dönemlerde de sıklıkla kullanılmıştır.Eriti palju kasutati seda baroki ja klassitsismi ajal.
Genç Presley sıklıkla yerel radyo'yu dinlerdi.Aabel luges ka sageli raadios ette.
Bu yaralanma, dirsek üzerine düşme veya dirseğe direkt travma sonucunda sıklıkla görülür.Isoleeritakse sagedamini inimese hammustuse haavast või rusikavõitluse traumade korral.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Koomiksikarakterid käituvad tihti irratsionaalselt või absurdselt.
Bu amaçla sıklıkla polis ve askeriye tarafından kullanılırlar.Sellepärast antakse seda sageli vanglas ja sõjaväes.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Modellide näod on tihti varjatud.
Günümüz İngilizcesinde bilyon (billion) sıklıkla milyar anlamında kullanılmaktadır.Eesti keeles on inglise keele mõjul miljardit nimetatud ka biljoniks.
Muharebelerde sıklıkla tümenine bizzat komuta ederdi.Sageli ta palus tervendamised salajas hoida.
Bu yüzden günlük yaşamda devrik tümceler sıklıkla kullanılır.Difraktsiooninähtuseid on tihti näha ka igapäevaelus.
Diğer Yahudiler üzerinde söz sahibi olan bu grup sıklıka kollanıyor ve korunuyordu.Sel juhul lubas ta juute tulevikus alati hoida ja kaitsta.
Bu fobi sıklıkla genç yaşta ortaya çıkmasına rağmen, daha sonradan da gelişebilir.See on kõige tavalisem noorukieas, kuid võib toimuda ka hiljem.
Parti sıklıkla bölgedeki ABD politikalarını eleştirir.Maa tasandi poliitika mängib liitvabariigi poliitikas tihti suurt rolli.
Kuvvet ölçüm uygulamalarında da sıklıkla kullanılmaktadır.Liikumisvalikuid tehakse tihti ka harjumusest.
Basında karikatürler sosyal ve siyasi eleştiri yapmak için sıklıkla kullanılırlar.Taagepera on võtnud sageli sõna ajakirjanduses ühiskondlikel ja poliitilistel teemadel.
Sıklıkla, bu iki yolların aynı frekansta olmaları gerekmektedir.Nii saavad paljud kasutada sama sagedusriba.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Ada sisi etnis pada konflik ini seperti yang sering terjadi di Afrika.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.A konfliktusnak volt etnikai aspektusa is, ahogy Afrikában nagyon gyakran.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Có sự mâu thuẫn dân tộc. vốn rất phổ biến ở châu Phi.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Era o parte etnică a acestui conflict cum se întâmplă deseori în Africa.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Es gab einen ethnischen Aspekt in diesem Konflikt, wie so oft in Afrika.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Havia um lado étnico neste conflito, como muitas vezes em África.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Het conflict kent een etnische kant zoals vaak in Afrika het geval is.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Il y avait une composante ethnique dans ce conflit comme c'est très souvent le cas en Afrique.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.이들의 갈등에도 아프리카에서 종종 그렇듯이 민족적인 문제가 있었습니다.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Konflikten hade en etnisk aspekt, som så ofta i Afrika.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Konflikt miał też swoje podłoże etniczne, jak to często zdarza się w Afryce.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Konflikt vyvolaly etnické neshody, jak už to v Africe chodí.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Malo to etnický nádych, ako to často v Afrike býva.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Parte del conflitto era dovuto a motivi etnici come spesso accade in Africa.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Una parte del conflicto era de corte étnico como es frecuente en África.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Υπήρχε μια εθνική πλευρά σ'αυτή τη σύγκρουση όπως συμβαίνει συχνά στην Αφρική.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.За этим конфликтом стояли этнические мотивы, как это часто бывает в Африке.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Имаше етническа страна на този конфликт, както често се случва в Африка.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.Основою цього конфлікту були етнічні мотиви, як часто трапляється в Африці.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.היה צד אתני למחלוקת הזאת כמו שקורה תכופות באפריקה.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.و كان هناك وجها عرقياً لهذا الصراع كالمعتاد في إفريقيا.
Afrika'da sıklıkla görüldüğü gibi bu çatışmanın etnik bir tarafı da vardı.民族問題も含まれてる ドゾン族にも会いに行った
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Akonadi- kontrollprocessen är registrerad av D- Bus, vilket typiskt indikerar att den är operativ.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Akonadi- kontrolprocessen er registreret hos D- Bus, hvilket normalt betyder at den er funktionsdygtig.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Akonadi の制御プロセスが D-Bus に登録されています。これは一般的には Akonadi が使用可能であること意味します。
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Az Akonadi vezérlőfolyamat regisztrálva van a D- Bus- ban, ez általában azt jelenti, hogy működik.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Das Akonadi-Steuerprogramm ist am D-Bus registriert, was normalerweise bedeutet, dass es funktionsfähig ist.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.El proceso de control de Akonadi está registrado en D-Bus lo que generalmente indica que es funcional.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Het Akonadi-beheerproces is geregistreerd op D-Bus wat meestal aangeeft dat het operationeel is.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Il processo di controllo di Akonadi è registrato su D-Bus; questo normalmente indica che è operativo.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Kontrolný proces Akonadi registrovaný na D- Bus čo normálne znamená že môže fungovať.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Le processus de contrôle d'Akonadi est bien enregistré dans D-Bus ce qui indique qu'il est bien opérationnel.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.Nadzorni proces Akondija je registriran pri D- Bus, kar običajno nakazuje, da je je delujoč.
Akonadi kontrol süreci, sıklıkla kontrol sürecinin işlevsel olduğunu bildiren D- Bus' a kayıtlıdır.O processo de controlo do Akonadi está registado no D- Bus, o que significa normalmente que está operacional.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod