Sıklıkla aperatif ya da başlangıç olarak yenilir.Все по-често се публикува преди започването или в началото на курса.
Genç Presley sıklıkla yerel radyo'yu dinlerdi.Trigga Happy Nigga), се върти често в ефира на местното колежанско радио.
İdrar yolu enfeksiyonları yaşlılarda sıklıkla belirti vermez.Симптомите на ИПП често липсват при възрастните.
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.Още на възраст 30 години често боледува.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.Като дете често е боледувал и поради това получава некачествено образование.
Destiny's Child sıklıkla Amerikalı 1960'lar kız grubu The Supremes ile mukayese edildi.Популярната американска чернокожа изпълнителка, през 1960-те е участничка в групата Сюпримс (The Supremes).
Sıklıkla nemli alanlarda bulunurlar .Често обитават неголяма територия.
Bu yıllarda sıklıkla alkol almaktaydı.В последните си години страда от алкохолизъм.
Amerikan İç Savaşı'nda, köleliğin sonunu işaret etmesi nedeniyle sıklıkla toplumsal devrim olarak ele alınır.По време на Американската революция повечето приятели осъждат робството.
Binde bir sıklıkla görülen, müzmin, ilerleyici, tedavisiz iyileşmeyen bir hastalıktır.Касае се за генетично обусловено, наследствено, прогресиращо, нелечимо заболяване.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Кметът има право на вето върху наредбите и често е натоварен с изготвянето на градския бюджет.
Kendisinden sıklıkla "alternatif tarihin ustası" olarak bahsedilir.Често Търтълдоув бива наричан „майсторът на алтернативната история“.
Grup teorisi, kriptografide sıklıkla kullanılır.Това свойство често се използва в дигиталната криптография.
Bazı durumlarda, öksürük görülmeyebilir ve sıklıkla gözlenmeyen bir biçimde rastlanılabilir.В някои случаи кашлицата може да отсъства или да се появява рядко, както и да не е продуктивна.
Şili'de sıklıkla yerba mate ve diğer çaylarla karıştırılarak kullanılır.В Чили често го смесват с „йерба мате“ или други чайове, за да смекчат вкуса му.
Günümüzde soğuk meze yapımında sıklıkla kullanılır.В днешно време особено често за пържене се използва фритюрникът.
Göğüs radyografisi tanı konarken sıklıkla kullanılır.Радиографията на гръдния кош често се използва за поставянето на диагноза.
İkili, sıklıkla DJ Premier ile çalışmalar yapmaktadır.Писал е (предимно заедно с писателя Дж.
Günümüzde ise yapımında metal ve ahşap sıklıkla kullanılır.Все по-рядко днес за направата им се използва дърво.
Dünya mutfaklarında yiyecek olarak sıklıkla tüketilmektedir.Много често краде продукти от кухнята.
Lovecraft; karanlık, ilkel barbarlıkla mücadele eden medeniyet fikrini sıklıkla ele aldı.Lovecraft često koristi zamisao o borbi civilizacije s barbarskim, primitivnijim elementima.
Albümün teklileri "There There", "Go to Sleep" ve "2+2=5" radyolarda sıklıkla çalındı.Singlovi "There There", "Go to Sleep" i "2 + 2 = 5" često su bili puštani na radiopostajama modernog rocka.
Diyabetik retinopatide sıklıkla erken uyarı işaretleri yoktur.Dijabatička retinopatija često nema ranih znakova.
200 seneyi aşkın bir zamandır, Rothschild ailesi sıklıkla komplo teorilerinin hedefinde olmuştur.Tijekom više od dva stoljeća, dinastija Rothschild često je bila predmet teorija zavjere.
Ayrıca Hubei sıklıkla Balık ve Pirinç memleketi olarak da anılır.Hubei se često naziva "zemljom ribe i riže" (kin.
Cinsel saldırıya uğrayan çocuklar sıklıkla sorunlu bir yetişkinlik dönemi yaşarlar.Emotivni problemi mladih ljudi često su problemi odrastanja.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Russell je kao adolescent bio poprilično usamljen, te je često pomišljao na suicid.
Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru.Najčešće se rodi jedan ili dva mala medvjeda, rijetko tri.
Sıklıkla birbirleriyle karıştırılırlar.Često su posjećivali jedan drugog.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Samo su ga rijetki uživo vidjeli.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.Kao dijete često je obolijevao, ali je pokazivao dobar intelektualni kapacitet.
Tören ve kutlama gibi etkinliklerde sıklıkla kullanılmaktadır.Često se koristi i kod vjerskih svečanosti i procesija.
Böylece ortaya çıkan eserler sıklıkla detaylı ve entelektüel olarak karmaşık olmaktadır.Stoga su su njegove ideje često obrađivane u raznim djelima, kako stručnim tako i laičkim.
Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıksa da yetişkinlerde de izlenebilir.Češće se javlja u djece i adolescenata, ali može se pojaviti i u odraslih.
Çekirdek, işlem yöneticisi ile sıklıkla etkileşim kurar.Jezgra često sučeljuje s upraviteljem procesa .
Bu sıklıkla literatürde Einstein halkası olarak geçer.U hrvatskoj ga se literaturi nalazi i u obliku einsteinij.
Deniz mahsülü yemekleri içinde çeşitli balıklar (çoklukla tütsülenmiş), midye ve karides sıklıkla kullanılır.Često tvori plove kojima napada druge ribe (krkuše, bodorke, uklije), ponekad i svoju vrstu.
Hitchcock'un bu iki filmi sıklıkla birbirleriyle karıştırılmaktadır.Neki smatraju kako se Hitchcock u ovom filmu pojavljuje dva puta.
Bu ilanlardan sonra ilçede sıklıkla patlama ve silah sesleri yükselmiştir.Nekoliko sati nakon napada još uvijek se mogu čuti pucnji i eksplozije.
Ayrıca anadili Almanca yerine sıklıkla Fransızca kullanmayı tercih ediyordu.Tada se pokazala potreba da se u nastavi, umjesto njemačkog, uvede materinski jezik.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Ona se primjenjuje često u vezi punjenja protivnika.
Hava sıcaklığı gün içerisinde sıklıkla değişmektedir.Temperatura zraka mijenja se tijekom dana i tijekom godine.
Sonraları flamlar makina damgalarında da sıklıkla kullanılmıştır.Najveći vatrometi su također često na Trgu.
Vitrektomi sıklıkla diğer tedavi yöntemleriyle birleştirilir.Agnosticizam se često preklapa s drugim sustavima vjerovanja.
Üç demo kaydı sıklıkla "Blut der schwarzen Rose" or "The Undead-Trilogy" olarak adlandırılmaktadırlar.Tri demá sú často označované ako Blut der Schwarzen Rose alebo The Undead-Trilogy.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Býva často označovaná ako žijúca fosília.
Tüm üyeleri erkek olan gruplar, sıklıkla, sertleşmiş penisleri ile karşılıklı etkileşirler.Vo všetkých samčích skupinách sa jednotliví členovia často dotýkajú stoporenými penismi.
Sıklıkla birbirleriyle karıştırılırlar.Vzájomne sa často prekrývajú.
İttifaklar sıklıkla yer değiştiriyordu.Miesta pobytu často menil.
E te K dan daha fazla sıklıkta görülür.Flop: v poslednej dobe sa s ním stretávame najčastejšie.
Karakterlerinin konuşmalarında sıklıkla varoluşçu duygulara rastlanır.Jej postavy majú často v konverzáciách existenciálny podtón.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Často je vyschnuté alebo sú na jeho mieste malé mláky.
Grup teorisi, kriptografide sıklıkla kullanılır.Teória čísel sa používa v kryptografii.
Otoriter iktidar biçimleri ve sıklıkla totaliter bir sistem.Majú nepravidelný, často mnohouholníkový tvar.
Anlatıcı, yaşlı adamın hizmetkârı, ya da daha sıklıkla varsayıldığı üzere oğlu olabilir.Bol žiakom a pravdepodobne aj synom Kéfisodota Staršieho.
Sıklıkla Ceres (Yunan mitolojisinde Demeter) ile beraber anılır.Často sa zamieňa s potkanom tmavým (Rattus rattus).
Sonraları flamlar makina damgalarında da sıklıkla kullanılmıştır.Zdvíhacie dvere sa často používajú v garážach.
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.Na Floride sa často vyskytujú hurikány.
Şarap kadehleri sıklıkla uzun bir ayağa sahipti ki bulaşık kabı biçimli sehpa üzerinde duruyordu.Vínové poháre mali často vysoké nohy, ktoré boli zakončené miskovitými podstavcami.
Değiştirilmek üzere seçilen sayfa o an için bellekte en az sıklıkta kullanıldığı belirlenen sayfadır.Pre nahradenie sa vyberá stránka, ktorá je najdlhšie v pamäti.