Büyük şiddette depremler az sıklıkla gerçekleşir.大规模逃跑事件很少发生。
Sezar'ın Galya Savaşı Üstüne Yorumlar adli eserinde kendilerinden sıklıkla bahsedilmiştir.凯撒的《高卢战记》中提到过他们。
İttifaklar sıklıkla yer değiştiriyordu.人们常用 Y 来代替 Þ。
Trilineer interpolasyon, sıklıkla, nümerik analiz, veri analizi ve bilgisayar grafiklerinde kullanılır.三线性插值经常用于数值分析、数据分析以及计算机图形学等领域。
Dünya insanları sıklıkla Goa'uld ve Jaffa tarafından "Tau'ri" olarak anılır.常常因此被「傑德」跟「特洛伊」說教。
14/88, neo-Nazilerin sıklıkla kullandığı bir fonetik selamlaşmadır.14和88就成為了新納粹主義的代名詞。
Sıklıkla, ikisi birlikte gerçekleşir.兩人常常一起出現。
Argumentum ad nauseam (ya da sıklıkla sadece Ad nauseam) bir safsatadır. (logical fallacy.)常滑線(日语:常滑線/とこなめせん Tokoname sen */?
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.그의 여생 동안, 그는 필 도나휴의 토크쇼에 자주 출현했었다.
Buradaki başarılı performansı ile San Francisco'da sıklıkla konuk sanatçı olarak sahne almıştır.이 공연의 성공으로, 그녀는 샌프란시스코에 자주 초대되는 가수가 되었다.
Albümün teklileri "There There", "Go to Sleep" ve "2+2=5" radyolarda sıklıkla çalındı.이 앨범의 싱글들은 〈There There〉, 〈Go to Sleep〉, 그리고 〈2 + 2 = 5〉가 있다.
Grup 1993 başlarında Amerika turnesine çıktığında "Creep"in klibi MTV'de sıklıkla yayınlanıyordu.라디오헤드가 1993년 북미 투어를 시작하면서부터 Creep의 뮤직비디오는 미국의 방송국 MTV에서 자주 방영됐다.
Sitenin anonim topluluğu ve kültürü sıklıkla medyanın dikkatini çekmektedir.이 익명의 커뮤니티와 문화는 가끔 미디어의 주목을 받기도 한다.
Fakat duygular sıklıkla korundu.그러나 관용명은 종종 보존된다.
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.30대의 나이로 요절한 것으로 알려져 있다.
Bu yıllarda sıklıkla alkol almaktaydı.그는 자주 술에 취해 있었다.
Hitchcock'un bu iki filmi sıklıkla birbirleriyle karıştırılmaktadır.드레이크는 이 둘을 자주 헷갈린다.
Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru.새끼는 보통 1마리를 낳지만, 2마리 또는 3마리를 낳는 경우도 많다.
Hat, yaklaşık olarak 3 dakikada bir sıklıkla çalışır.이것은 보통 각각 1분에서 3분 사이로 취해진다.
Nümerik analiz sıklıkla bilimsel hesaplama matematiği olarak adlandırılır.과학적 유물론은 흔히 과학주의(scientism)라고 불린다.
Düşük seviye radyasyonun sonuçları sıklıkla radyolojik olma yerine psikolojiktir.저수준 방사선은 방사성 물질에 의한 것보다는 종종 심리적인 면에 영향을 준다.
Lazerler, günlük yaşamda sıklıkla kullanılmaktadırlar.로망스어가 대중 매체나 일상 생활에서 일반적으로 사용된다.
Pasaportun yeni güvenlik özellikleri 2001 yılından bu yana artan sıklıkta eklendi.새 문제를 2001년부터 주기적으로 추가하고 있다.
Oyunlar farklı PLATO sistemleri arasında sıklıkla paylaşılırdı.המשחקים שפותחו הופצו לעיתים רבות בקרב מערכות ה-PLATO השונות.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.לעיתים הקדיש ללימודים 18 שעות ביממה.
Orkideler sıklıkla bu şekilde çoğalırlar.הדולפינים נצפים פעמים רבות באופן זה.
Frank ve Lillian kobay olarak deneylerinde sıklıkla kendi geniş ailelerini kullandılar.פרנק וליליאן השתמשו פעמים רבות במשפחתם הגדולה (ובפרנק עצמו) כעכברי מעבדה בניסויים שונים.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.היא ויזהר רבים לעיתים קרובות.
Forty'lerden hip hop ve rap kültüründe sıklıkla bahsedilir.פעמים רבות התקשרו הכתובות לתרבות מוזיקת ההיפ הופ והראפ.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.הוא מעשן גראס בקביעות, אפילו בנוכחות בנו.
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.הקיסרות הייתה לעיתים קשוחה ואכזרית ביחסה לנתינייה היהודים.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.במצבים בעולם אמיתי, ראיות הם לעיתים מורכבות ומעורבת.
Sonraki başkanlar az sıklıkta olmasına rağmen ayrıca göründü.אחרי זה הוא הופיע בציבור לעיתים נדירות.
Ek olarak sıklıkla bir barbitürat ya da opiat da verilir.לעיתים נלוו ללחם גם תאנים או זיתים.
Bronz ve pirinç alaşımları da sıklıkla kullanılmaktadır.גם תבשיל "אורז ושעועית" (arroz e feijão) נאכל לעיתים קרובות.
Kirk tutkulu ve sıklıkla agresifdir.הפנדה ביישנית ולעיתים נדירות תוקפנית.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.בהתבגרותו היה ראסל בודד מאוד, והוא סיפר שלעיתים קרובות שקל להתאבד.
Dövizler sıklıkla fiyat belleği olarak kullanılır.מקלחות שימשו לפעמים כאמצעי ענישה.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.לעיתים קרובות לא נראה קשוב כאשר פונים אליו בדברים.
Güneş tanrısı Ra'ya sıklıkla bir altın dağı olarak gönderme yapılırdı.את בורא העולם מסמלת לעיתים קרובות קשת בענן.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.פעמים רבות הבעיות שהציג עוסקות בענייני רפואה.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.לעיתים ניזון גם מעקרבים.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.כמו האדומים, הם מקושרים לעיתים גם עם בריאות.
Siklik AMP bazı protein kinazların işlevinde yer alır.חומצה אמינית זו נמצאת באתר הפעיל של חלבונים רבים.
Soğan ve semizotu sıklıkla eklenir.לעיתים מוסיפים אגוזים ופירות יבשים.
Bu kanatlar sıklıkla revaklar ve alınlıklarla süslendi.לעיתים המתחמים האלה סגורים ושמורים.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Подаграта често се появява в комбинация с други медицински проблеми.
Sıklıkla İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak anılır.Той е наричан често „национален поет на Англия“ и „Ейвънския бард“.
14/88, neo-Nazilerin sıklıkla kullandığı bir fonetik selamlaşmadır.18 е число, използвано често от неонацистки банди.
Büyük şiddette depremler az sıklıkla gerçekleşir.По-големите земетресения се случват по-рядко.
Sıklıkla sinirlendiğinde Andy'yi sakinleştirir.Понякога тормози Анди.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.По време на перименопаузата симптомите често се влошават, преди да намалее тежкият им характер.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Коаните често са парадоксални или езиково безсмислени диалози или въпроси.
Sıklıkla kullanılan tedaviler arasında nitrofurantoin ve trimetoprim/sülfametaksazol sayılabilir.Често използваните лекарства включват нитрофурантоин и триметоприм/сулфаметоксазол.
Hamur ve benzeri malzemeler kil animasyonunda sıklıkla kullanılır.Пластилинът и подобни продукти често се използват в пластилиновата анимация.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Излъчва по 18 часа на ден.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Често страда от депресия.
Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru.Обикновено се раждат по две малки, по-рядко едно или три.
Sıklıkla anglesit ve selestit mineralleriyle birlikte bulunur.Често се свързва с минералите англезит и целестин.
Sıklıkla zoomorfik ve antropomorfik formların kombinasyonundan oluşan ilah betimlemeleri görülebilir.Често срещани са изображения със смесени антропозооморфни черти.