Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Lại thường dùng phối hợp với nhiều vị thuốc khác.
Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru.Thường đẻ một con, ít khi hai.
Bu yüzden, gürültüyü azaltmaya çalışmak sıklıkla bir titreşimi azaltma problemidir.Do đó, các nỗ lực giảm tiếng ồn thường liên quan đến các vấn đề rung động.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Móng nên được cắt thường xuyên.
Sıklık bozağını çıktıktan sonra sağ tarafa ayrılan yoldan gidilir.左右の図柄が停止した後に右側の図柄がすべる。
Bu yüzden, İran'da sıklıkla yıkıcı depremler yaşanır.これによって、イランにはたびたび地震が発生し、破壊的となる。
Fin politikacıları sıklıkla diğer Kuzey Avrupa ülkelerini ve İskandinav ülkelerini taklit ettiler.フィンランドの政治家はしばしば他の北欧諸国やノルディックモデルを模倣している。
Dünyada enfeksiyonun yaygın olduğu yerlerde sıklıkla herkes aynı anda ve düzenli olarak tedavi edilir.世界中の感染が一般的な地域では、人口全体が定期的にまとめて治療を受けることがよくある。
Başlangıçta, alan sıklıkla askerleri eğitmek amaçlı kullanılmıştı.当初はこの場所で兵士が頻繁に訓練を行っていた。
Örneğin NGC 3593 gökadsı da sıklıkla bu grubun üyesi olarak gösterilmektedir.例えばNGC 3593は、この銀河群に含められることがある。
Cebel Ali, Birleşik Devletler donanmasının kendi ülke sınırları dışında en sıklıkla uğradığı limandır.ジュベル・アリ港はアメリカ海軍の艦船がアメリカ国外で最も頻繁に訪れる港湾でもある。
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.これらはよく生きている化石といわれる。
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.修道院院長は市長を任命し、彼女は街の市民に硬貨の鋳造をしばしば委任した。
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.30代に見られることもしばしば。
Yük kapasiteleri ve serbest konumlandırılması sıklıkla tercih edilmektedir.それらの負荷容量と自由な位置決めがしばしば用いられる。
İzlandalılar tarafından sıklıkla "Njála" olarak kısaltılır.「イズレール」と略されることが多い。
Sıklıkla birbirleriyle karıştırılırlar.両者はしばしば混同される。
İki yolda geliş gidişlidir ve sıklıkla çalışır.バスは2路線あり、頻繁にやってくる。
Kesme hatası, sıklıkla ayrıklaştırma hatasını da içerir.要領が良く、自分の失態を秀作になすりつけることもしばしば。
Filistin'in bundan sonraki tarihi incelenirken sıklıkla Kitabı Mukaddes'e başvurulur.論文をフィリップに提出するためにしばしばビアギッテ達の家に訪れる。
Terim, telif hakkı bağlamında sıklıkla kullanılmaktadır.彼自身は地上権をよく使う。
Siklodekstrin Siklik dekstrinler, siklodekstrinler olarak bilinirler.遠山馬籠左馬介、遠山馬籠右馬介らが知られる。
Hristiyanlığı sıklıkla köle ayaklanmasına benzetir.奴隷達が反乱を起こすことを常に心配している。
Daha az sıklıkla da olsa Azorların ve Kanarya Adaları'nın açıklarında da görülürler.もっと東のアゾレス諸島やカナリア諸島で見られることはあまり頻繁ではない。
Kuzey Amerika'da sıklıkla yetişmektedir.主に欧米でよく栽培される。
Sadece ABD'de bulunur ve Amerikan timsahı ile sıklıkla karıştırılır.常にSIが使用され、しばしば米国慣用単位と組み合わせられる。
Çoğunlukla balık ile beslenir ve sıklıkla grup halinde avlanırlar.釣りが好きで、ある地域でよく魚釣りをしている。
Sıcak günlerde sıklıkla olmasa da dağların yüksek kesimlerine kar yağmaktadır.山間部では標高が高いためしばしば積雪がみられる。
Argumentum ad nauseam (ya da sıklıkla sadece Ad nauseam) bir safsatadır. (logical fallacy.)扶律談常(ふりつだんじょう)あるいは扶律説常(ふりつせつじょう)ともいう。
Öyle olsa da, bu öyküde yer alan birçok unsura, Poe'nun daha sonraki eserlerinde sıklıkla rastlanacaktır.しかしながら多くのものはこの作品をポターの幸せな日々と重ねて見ている。
Hikâye sıklıkla sadece Maymun (Monkey) veya Maymun Kral (Monkey King) olarak da anılır.ここに書いたほかにも、大聖翁、猴仔公、心猿などと呼ばれている。
Genel bir kural olarak tümöral olgular sıklıkla yaşlı bireylerde gözlenir.緊急避難の一環として古今東西しばしば見られる。
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.しばしば、政治・社会風刺ネタを行う。
Seçilim deneyleri ve deneysel evrim yaklaşımları sıklıkla kullanılmaktadır.行動経済学と実験経済学は本来は全く異なるものである。
Eserlerinin bir kısmı bugün de sıklıkla sahnelenir.今日でもたびたび上演される人気演目のひとつである。
Palladio, villalarının cephelerini sıklıkla Roma tapınağı cephelerinin üzerine tasarladı.パッラーディオはそのヴィラの立面に古代ローマの神殿のファサードをモデルにすることが多かった。
Epidemiyoloji ve birçok sosyal tıp biliminde sıklıkla kullanılır.医学や社会科学でもよく使われる。
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.喫煙家であり作中度々タバコを咥えている。
Sıklıkla uygulanan tedavi yöntemleri; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir.普通実施される治療は、外科手術、化学療法そして放射線療法である。
Fotomaskeler fotolitografide sıklıkla kullanılırlar.たびたびドラマの撮影に使われる。
Çağdaş doğum günü kutlamalarında mumlarla süslenmiş yaş pastaya sıklıkla rastlanır.誕生日のケーキを食べている写真にワンカップが写ってしまったことがある。
Novo, nükteleriyle sıklıkla dikkat çekerdi.e o がつねに長いことに注意。
Hepsi etçildir ve sıklıkla balık ve mürekkep balığı ile beslenirler.料理はうまいが、しょっちゅう鍋や魚を焦がす。
McMurdo istasyonundaki bilim insanları sıklıkla yalancı güneş görürler.在麥克默多站的科學家經常看見幻日。
Anlatıcı, yaşlı adamın hizmetkârı, ya da daha sıklıkla varsayıldığı üzere oğlu olabilir.叙述者也许是老人的一个仆人,或者更通常地被认为是他的儿子。
Oyunlar farklı PLATO sistemleri arasında sıklıkla paylaşılırdı.不同PLATO系統間遊戲常常交流。
Hatta bu yaklaşım Web 2.0 ve açık kaynak yazılım üreticileri tarafından da sıklıkla kullanılmaktadır.同样,它现在也经常被Web 2.0和开源公司所使用。
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.但經常很忙碌的樣子。
Yahudiler sıklıkla birçok Avrupa ülkesinde katledilmiş ve buralardan sürülmüştür.犹太人经常在欧洲各国被屠杀,流亡。
Beş boyutlu uzay fikri, matematikte sıklıkla ortaya çıkan soyut bir terim.五維空間是一種經常在數學中出現的抽象概念。
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.女院长指定市长,她还经常把造币的工作委派给市民。
Linux üniversitelerin ve araştırma merkezlerinin teknik disiplinlerinde sıklıkla kullanılmaktadır.Linux經常在大學的科技相關學科以及研究中心使用。
200 seneyi aşkın bir zamandır, Rothschild ailesi sıklıkla komplo teorilerinin hedefinde olmuştur.因此在兩個多世紀以來,羅斯柴爾德家族經常成為陰謀論的主題。
Günlük kullanımda kütle ve ağırlık sıklıkla karıştırabilmektedir.不過在日常用語中,重量和質量常常會混。
Saygın mağazalar için hediye sertifikaları sıklıkla Japonya'da resmî hediye olarak verilir.來自高級百貨公司的禮券經常被當作正式的禮物來贈送。
Eser sıklıkla tıp tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır.他的《医学正典》有时候被认为是医学史上最著名的书。
Yurtsuzlar sıklıkla sınır dışı edilebilirler.持不同政见者往往会被放逐。
Vanilyalı dondurma, özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa'da dondurmayı lezzetlendirmek için sıklıkla kullanılır.香草(Vanilla)是冰淇淋常見的口味之一,在北美及歐洲更常見。
Oyunlarda sıklıkla Mario'nun kardeşi Luigi ve Mario karakter ailesinin diğer üyeleri de görünür.同行的一般还有其弟路易吉,偶尔或是其它马里奥角色。
Onun ekibi elektronik bağ yapısının, Raman dağılımı ve karbon nano yapıların fotofiziği’ni sıklıkla kullandı.她的研究团队经常使用电子能带结构,碳纳米结构的拉曼散射与光物理。