1980'lerden sonra darbeler daha az sıklıkta görülmeye başlandı.Sedan 1980-talet har statskupper varit mer sällsynta.
Tayyör sıklıkla topuklu ayakkabı ve bluz ile birlikte giyilir.Batist används ofta till näsdukar och blusar.
Eserlerinde sıklıkla Marksizm eleştirisi yaptığından ötürü Soğuk Savaş liberali olarak adlandırılmıştır.Den politiska situationen sedan delningen brukar betecknas som ett kallt krig.
Resmi dil Malayca olmasına rağmen İngilizce sıklıkla konuşulan bir dildir.Engelska är officiellt språk, även om få talar det.
Çağdaş doğum günü kutlamalarında mumlarla süslenmiş yaş pastaya sıklıkla rastlanır.Födelsedagar brukar firas med tårta.
Kiliseler, din adamları ve cemaatler de sıklıkla demiryolu faaliyetlerinde rol almaktaydılar.Politiker, affärsmän med fler gjorde ofta upp affärer där.
Struve fonksiyonunun düzeni'nde α birkarmaşık sayı'dır ve sıklıkla tam sayıdır.Det komplexa talet α är ordningen av Struves funktion och är ofta ett heltal.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.Ofta äter eller fikar de tillsammans.
Beşeri hekimlikte sıklıkla isimlendirme kısaca yapılır, yani -it eki getirilir.Trouts berättelser brukar ofta "citeras" eller hänvisas till.
Sufi literatürde sıklıkla Allah'ı kastetmek için kullanılır.Lichun har ofta omnämnts i litteraturen.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Han blir ofta retad för sin övervikt.
Pampero, Arjantin'in pampalarında sıklıkla fırtına kuvvetinde esen güneybatı rüzgârıdır.På Pampas och i nordöst blåser ibland Pampero, som är kraftiga stormar.
Kentte sıklıkla popüler müzik gruplarının veya sanatçılarının konserleri düzenlenmektedir.Under marknaden pågår ofta något folkmusikarrangemang.
Bir çifte füg sıklıkla aynı anda gelişme gösteren iki konuya sahip olur.Observera att det ofta finns två likvärdiga lösningar till problemet.
Gradaşçeviç, sıklıkla "Bosna Ejderi" (Boşnakça: Zmaj od Bosne) olarak bilinmekteydi.Den mest kända var Husein-Kapetan Gradaščević, även känd som "Zmaj od Bosne" (sv: Draken av Bosnien).
Bireylerin doğum sırasına göre farklılık gösterdikleri sıklıkla belirtilen bir görüştür.Det är ofta möjligt att identifiera personers modersmål genom deras brytning.
Fakat genelde çok düz olan bu adalar sıklıkla sular altında kalır.Men mycket torra områden undviker de vanligtvis.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Dessa är ofta skyddade av patent.
Eser sıklıkla tıp tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır.Denna citeras ofta som det äldsta kända belägget för en krigshandling.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Подагра дуже часто трапляється разом з іншими медичними проблемами.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.В реальному світі докази часто складні та змішані.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Говорили, що він часто працює по 18 годин на добу.
Lovecraft; karanlık, ilkel barbarlıkla mücadele eden medeniyet fikrini sıklıkla ele aldı.Цивілізація під загрозою Лавкрафт часто розглядає ідею боротьби цивілізації з примітивним варварством.
Dişi kondor sıklıkla tek bir beyaz yumurta bırakır.Самки каліфорнійського кондора відкладають зазвичай по одному білому яйцю.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Дитинство Рассела було дуже самотнім, і він часто серйозно задумувався про самогубство.
Sıklıkla, hastalığa ağrı eşlik eder.Часто вона болюча.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Це викликає соціальні та психологічні проблеми.
Yazılım geliştirmeye genel yaklaşım sıklıkla ne zaman ve nasıl testin yürütüldüğünü belirlemektir.Процес розробки зазвичай передбачає коли та як буде відбуватися тестування.
Yurtsuzlar sıklıkla sınır dışı edilebilirler.Іноземці можуть бути навіть депортовані.
Kurallar sıklıkla stokastiktir.Ці правила часто є стохастичними.
Günümüzde sıklıkla bu iki method bir arada kullanılmaktadır.Однак, часто ці два методи взаємопов'язані.
Sıklıkla asılı kalarak, bazen süzülerek avlanır.Вони вміють обманювати і навіть іноді полюють.
Şive kavramı ile lehçe ve ağız kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır.Нудні і старі мнемоніки часто забуваються.
Alfa ve beta erkek terimleri de sıklıkla kullanılır.Також часто використовуються терміни «альфа-самець» і «бета-самець».
Sıklıkla bir derginin kendi alanındaki önemi açısından görece bir gösterge olarak kullanılır.Часто використовується як оцінка важливості журналу в певній галузі.
Kırıntılı kayaçlarda da sıklıkla gözlenir.Спостерігається в рудах досить часто.
Fakat terim sıklıkları illa ki en iyi metin temsili değildir.Таким чином, дуже високий рівень мотивації не завжди є найкращим.
Tasarımcılar sıklıkla farklı renkleri kullanırlar.Зазвичай використовують напівмотузки різних кольорів.
Cebel Ali, Birleşik Devletler donanmasının kendi ülke sınırları dışında en sıklıkla uğradığı limandır.Найчастіше порт Джебель-Алі відвідують судна ВМС США, що перебувають поза межами Сполучених Штатів.
Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır.Часто трапляється разом зі ставковою бодягою.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Однак, батьків вона бачила досить рідко.
Sıklıkla, bu bir Bakanlar kurulunun yemin törenini de içerir.На жаль, цей документ ще й досі знаходиться на розгляді комітету.
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Їх сім'ї потребують допомоги.
İkincil metabolit sıklıkla filogenetik grubundan dar bir küme tarafında kısıtlanır.Синтез певних вторинних метаболітів часто обмежується вузьким набором видів в межах філогенетичної групи.
Jeff Hardy bu hareketi sıklıkla uygulamaktadır.Тому карієс часто починається саме тут.
E te K dan daha fazla sıklıkta görülür.Зустрічається вид доволі часто.
Sıklıkla "Zaferin Başbakanı" lakabıyla anılır.Як правило, прем'єр-міністром призначається лідер партії-переможця.
Sıklıkla buna ‘asenkron’ sistem denir.Часто цей метод називають «off-line» методом.
Ciğer kebabında sıklıkla maydanoz ve soğan kullanılır.На півночі Франції його часто вживають з пивом і сидром.
Süvari kılıcı Ortaçağ savaşlarında sıklıkla kullanılmış bir silah türüdür.Дворучна клеймора — це довгий меч, який використовувася в Середньовіччя шотландськими солдатами.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.Головний герой часто згадує минуле, багато курить і часто випиває.
Bu kanatlar sıklıkla revaklar ve alınlıklarla süslendi.Ці ґрунти часто щебенюваті та кам'янисті.
Bu amaçla sıklıkla polis ve askeriye tarafından kullanılırlar.Отже, такими окулярами часто користуються американські поліцейські.
Burada don vakalarına sıklıkla rastlanmaktadır.Часто згадується Дон і в чумацьких піснях.
Bilim insanları fillerin ne kadar duyguya sahip olduğu konusunda sıklıkla tartışırlar.Vědci často diskutují o míře, v jaké sloni dokáží cítit emoce.
Sıklıkla İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak anılır.Je často nazýván anglickým národním básníkem a „bardem z Avonu“.
Söylencelerde adı sıklıkla “Kögön” (yaban ördeği) ile birlikte anılır.Obvykle se shoduje se jmenným (krátkým) tvarem přídavných jmen.
Tüm üyeleri erkek olan gruplar, sıklıkla, sertleşmiş penisleri ile karşılıklı etkileşirler.Ve všech samčích skupinách se jednotliví členové často dotýkají ztopořenými penisy.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Někdy byl proto nazýván byzantským Marcem Aureliem.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Kluci by ho chtěli vidět častěji.