Ana içeriğe geç
Sözlük

sıklık ile cümle

sıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Anlatıcı, yaşlı adamın hizmetkârı, ya da daha sıklıkla varsayıldığı üzere oğlu olabilir.Narrator może być służącym starca, lub - co bardziej prawdopodobne - jego synem.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Często zakłada się także drenaż.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Dna często występuje w połączeniu z innymi problemami zdrowotnymi.
Keşkek düğünlerde sıklıkla yapılır.Modlitwa jest dość często wykonywana podczas ślubów.
Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır.Jest to choroba powszechnie występująca na całym świecie.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Z tego powodu był nazywany bizantyńskim Markiem Aureliuszem.
Fusang (扶桑), sıklıkla Japonya olarak yorumlanan, mitik bir ada.Fusang (扶桑 Fúsāng), mityczna wyspa, często interpretowana jako Japonia.
1980'lerden sonra darbeler daha az sıklıkta görülmeye başlandı.Po roku 1989 stopniowo z każdym rokiem rozgrywała coraz mniej spotkań.
Bu eser sıklıkla yazarın en etkili ve en kolay anlaşılan eseri olarak gösterilir.Jest prawdopodobnie najczęściej czytaną i najbardziej lubianą pracą autora.
Davranışlar sıklıkla tekrarlanır ve alışkanlık haline getirilir.Gdy zachowania przystosowawcze powtarzają się, stają się nawykami.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Zawiera dużo paradoksalnych, nielogicznych lub zabawnych w jakiś inny sposób zdań.
Hemoglobin A1c sıklıkla HbA1c olarak da kısaltılır.Zbyt niska wartość HbA1c sugeruje częste hipoglikemie.
Hitchcock'un bu iki filmi sıklıkla birbirleriyle karıştırılmaktadır.Powieści Vonneguta często wiążą się ze sobą.
Kapsüllerde sıklıkla kullanılır.Umieszczane są często w kapliczkach.
Sıklıkla, hastalığa ağrı eşlik eder.Często bólowi towarzyszą mdłości.
Big Show, boyutları dolayısıyla sıklıkla André ile karşılaştırılıyordu.Najar, za sprawą nieprzeciętnego talentu, jest często porównywany do Freddy'ego Adu.
Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıksa da yetişkinlerde de izlenebilir.Najczęściej pojawiają się w okresie dojrzewania, ale również mogą powstawać u dzieci i dorosłych.
Bu yaşadığı olaylar, sanatçının sonraki eserlerinde sıklıkla belirtildi.Efekt ten będzie często powracał w późniejszych pracach artysty.
Rock müziğin, alternatif rock adlı alt türünde sıklıkla kullanılır.Indie rock niekiedy określa się jako podgatunek rocka alternatywnego.
Bu sebeple sıklıkla “Genel Sistemler Araştırması” (General System Research) olarak da adlandırılmıştır.Uznaje się ją często za jeden z nurtów w tzw. badaniach systemowych.
Taş çıkarmak için zaman zaman kazı yapılmakta ve sıklıkla mezarlara girilmektedir.Często zakłada się nakrycie głowy, lub przynajmniej wkłada się je do trumny.
Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.Ta technika druku jest bardzo często wykorzystywana w branży reklamowej.
Sıklıkla teller ya da alçak ağaçlar üzerinde bulunur.Zazwyczaj znajduje się w zaroślach lub na małych drzewach.
Passé composé Fransızca'da geçmiş zamanı ifade ederken sıklıkla kullanılan bir zaman biçimidir.Jest to najczęściej używana forma czasu przeszłego w języku niemieckim.
Bok böceği türlerinin sıklıkla oldukça özgün ekolojik gereksinimleri vardır.Jednak różne gatunki pasożyta zwykle wykazują pewną swoistość gatunkową.
Bu sıklık içinde ağaçların gövdelerini görmek oldukça güçtür.I w ten prosty sposób zawsze otrzymamy Średnice drzewa.
Dövizler sıklıkla fiyat belleği olarak kullanılır.Bardzo często jest stosowany przy prezentacji cen.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Marzy o zajęciu miejsca dyrektora, dlatego często wysyła anonimy do kuratorium.
Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.W niektórych przypadkach stosuje się również antybiotyki w celu uniknięcia wtórnych zakażeń bakteryjnych.
Yine de etkin bir dış politika sürdürmektedir ve sıklıkla dünya çapında barış kurma girişimlerine katılır.Będziemy walczyć wytrwale dla Pokoju, Razem z postępowymi siłami świata!
Ev baklavası ve kabak tatlısı da sıklıkla yapılır.Bardzo często piecze ciasta i inne słodycze.
Komintern'de olduğu gibi Profintern'in Dünya Kongreleri de azalan sıklıkta gerçekleşti.Jak zwykle u Cusslera, akcja książek toczy się w różnych rejonach świata.
Daha az sıklıkla da olsa kurbağalar, su omurgasızları ve küçük kuşlarla da beslenebilir.Czasem zjada żaby, małe ssaki a nawet ptaki wodne.
Oksimoronlara sıklıkla sıfat tamlamalarında rastlanır.Często występują w nich oksymorony.
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Czasem pomagała rodzina żony.
Bizans edebiyatı sıklıkla beş grupta kategorilendirilir.Wielobiegunowa równowaga sił w klasycznym znaczeniu jest złożona z pięciu państw.
Sıklıkla beyaz renkli olup, yumuşak ve işlenebilir yapıdadırlar.Często mają białą barwę i są trwałe.
Günlük hayatta da sıklıkla kullanılmaktadır.Także ci częściej wybierają Życie.
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.Det sägs att han ofta besöktes av änkan till den man han sköt, och att hon lämnade böcker till honom.
Sıklıkla ondan sadece yedi yıl once ilan edilen İngilizlerin Magna Carta’sı ile karşılaştırılır.Den jämförs ofta med Englands Magna Charta, som daterades endast sju år tidigare.
Destiny's Child sıklıkla Amerikalı 1960'lar kız grubu The Supremes ile mukayese edildi.Destiny's Child jämfördes med den amerikanska tjejgruppen The Supremes vilka var verksamma under 1960-talet.
Palladio, villalarının cephelerini sıklıkla Roma tapınağı cephelerinin üzerine tasarladı.Palladio utgick ofta från romerska tempel i sina fasader.
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.Sandstormar förekommer ofta.
Mach bir mikrokernelin en eski örneklerinden biri olarak sıklıkla bahsedilir.Mach är en av de tidigaste exemplen på en mikrokärna.
Sıklıkla id est yani i.e. ile karıştırılır.Elektronen betecknas ofta med symbolen e−.
Sıklıkla süsler veya diğer sanatsal heykeller içerir.De syftar ofta på handverktyg och andra artefakter.
Günümüzde soğuk meze yapımında sıklıkla kullanılır.Idag fryser man ofta kött.
Modern müzikte sıklıkla dakikadaki vuruş sayısı (İngilizcede bpm veya beats per minute) ile belirlenir.Tempot mäts ofta med taktslag per minut (bpm, beats per minute).
Sıklıkla yenilenen web sitelerini değişme sıklıklarınıa bağlı olarak tarar , değişikleri kontrol eder.Den besöker enskilda webbsidor beroende på hur mycket de ändras.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Under perimenopaus blir symtomen ofta värre innan de minskar i svårighetsgrad.
Profesyonel ve teknik dalışta sıklıkla kullanılmaktadır.I matematiska och tekniska sammanhang används ofta radianer.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Sin far såg de sällan.
Pnömoni sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp alt solunum yoluna geçer.Lunginflammation börjar ofta som en övre luftvägsinfektion, som förflyttar sig till de nedre luftvägarna.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Kort efter domen gjorde hon en uppmärksammad intervju i The Phil Donahue Show.
Oyunlarda sıklıkla Mario'nun kardeşi Luigi ve Mario karakter ailesinin diğer üyeleri de görünür.Trots organisationens storlek blir den ofta besegrad av Mario och Luigi.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Även änterhaken förekommer ofta.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.De utsätts ofta för rasism.
Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.Paronomasin förekommer ofta i reklam och propaganda.
Tasarımcılar sıklıkla farklı renkleri kullanırlar.Anvisningsmärken kan ofta ha olika färger.
Bu biçim, sıklıkla bir rol yapma oyunu olarak basit bir biçimde atfedilir.Uppfattas ofta som ett väldigt starkt spel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod