Sıklıkla ağ gibi birbirine girmiş yılanlar görülür.Нередко встречаются очень тёмные змеи.
Dizide çizelgeye sıklıkla atıf yapılmaktadır.За симуляцию на поле часто даёт предупреждение.
Üzerinde sönmüş volkanlar bulundurur ve hâlâ daha sıklıkla depremler meydana gelmektedir.Вулканизм отсутствует, но достаточно часто происходят землетрясения.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Нередко сочетается с другими пороками развития.
Eserlerinin bir kısmı bugün de sıklıkla sahnelenir.Некоторые из его произведений до сих пор звучат со сцены.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Он появился на шоу Фила Донахью.
Jaguar çağdaş kültürde sıklıkla karşılaşılan bir semboldür.Образ якудза часто используется в современной массовой культуре.
Hemoglobin A1c sıklıkla HbA1c olarak da kısaltılır.Гликированный гемоглобин обозначается как HbA1c.
Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.При преследовании нередко убегает в воду.
Terim, telif hakkı bağlamında sıklıkla kullanılmaktadır.Также часто используется в контексте авторского права.
Tōjutsu sıklıkla Kenjutsu ile karıştırılır.СХУ часто сопровождается депрессией.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Несмотря на это, презервативы часто спадали.
Kalamar dolması: Körfez bölgesinde sıklıkla yapılan bir yemek.Желательно, чтобы какое-то количество пищи постоянно присутствовало в террариуме.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Довольно часто встречается как обитатель клеток.
Pfeiffer sendromlu çocukların yarısında işitme kaybı ve daha sıklıkla dental problemler görülmektedir.Около 50 процентов детей с синдромом Пфайффера теряют слух и имеют проблемы с зубами.
Sıklıkla yetim oluşunu vurgular ve sevimsiz sözler sarf eder.Часто отмечают готовность ко лжи или заведомо невыполнимым обещаниям.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.Едят часто очень медленно.
Sıcak günlerde sıklıkla olmasa da dağların yüksek kesimlerine kar yağmaktadır.В некоторые зимы в верхней части горы иногда наблюдаются обильные снегопады.
Başlangıçta, alan sıklıkla askerleri eğitmek amaçlı kullanılmıştı.Иногда эта проблема решалась тренировкой войск.
Hat, hafta içi 08:00-22:00 saatleri arasında yoğun zamanlarda 5 dakikada bir sıklıkla çalışır.Ночью (с 00:00 по 8:00) охота в два раза чаще вне зависимости от уровня.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Зачастую из-за волнения заикается.
Jeff Hardy bu hareketi sıklıkla uygulamaktadır.Франк Хорват часто путешествует.
Leylek hanedan armacılığında da bazen gagasında bir yılan tutarken resmedilmiş şekilde sıklıkla rastlanır.Из-за тонкого тела его часто принимают за змею.
Sıklıkla yeni elektrik bilimi üzerinde çalıştı ve Gilbert in elektrik listesine bazı cisimler ekledi.وقد عمل بشكل متقطع في العلم الجديد المسمى كهرباء وأضاف بعض الأجسام إلى قائمة جيلبرت.
Sıklıkla, ikisi birlikte gerçekleşir.في الواقع قد يحدثان معًا.
Yüksek sesler ve ışık gibi algısal bilgilere sıradışı tepkiler de sıklıkla görülür.كما تُعد الاستجابات الغريبة للمعلومات الحسية، مثل الأصوات العالية والأضواء شائعة.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.وولش غالبا ما حصل في ورطة في مدرسة للغناء مرتجلة.
Bu sayede adı günümüzde de sıklıkla anılmaktadır.ومع ذلك، كثيرا ما يشار إليها حتى الوقت الحاضر.
Sıklıkla, hastalığa ağrı eşlik eder.غالبا ما يكون مصحوبا بالغثيان.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.وقد يتسبب ببعض المشاكل الاجتماعية والنفسية.
Majör depresif bozukluk, 65 yaş ve üzeri kimselerde yaygındır ve ilerleyen yaş ile sıklık artmaktadır.إن أغلب المعرضين لمتلازمة الكفة المدورة الفاشلة هم الفئة العمرية 65 سنة فأكثر ولديهم تمزقات كبيرة ودائمة.
Naksalitler ve diğer hükümet karşıtı gruplar sıklıkla "aşırılar" olarak anılmaktadır.وغالبًا ما يشار إلى الناكساليين وغيرهم من المقاتلين المناهضين للحكومة باسم (المتطرفين).
İlgili terimler "tehdit" ve "tehlike" zarara yol açan olgular için sıklıkla kullanılmaktadır.الخطر: غالباً ما يتم استخدام المصطلحين "تصادف" و "خطر" بشكل تبادلي.
Scrapbooking, dünyanın birçok yerinde sıklıkla uygulanan bir hobidir."ديسجستا" هي كنية أخرى تستعمل عموماً في كافة أنحاء المنطقة.
Bunun yanında tavuk eti de sıklıkla kullanılır.كما يستعمل لحم الدجاج بشكل كبير.
Bunun haricinde çocuk kelimesi sıklıkla evlat anlamında da kullanılır.وفي كثير من الأحيان، ما يقوله الطفل في العلاج هو ما يعنيه الطفل.
Işığın ayarı geçişin “kırmızı” (yani daha düşük sıklıkta) sına dönüşür.والاشعة تحت الحمراء لها طول موجى أكبر (وتردد اقل) من الضوء الأحمر.
Bu yüzden, gürültüyü azaltmaya çalışmak sıklıkla bir titreşimi azaltma problemidir.لاحظ, عن محاولة تقليل الضوضاء نحاول أن نقلل الاهتزاز.
Sıklıkla iç politik ya da dini değişimlerin ana parçasıdır.وهو يمثل عنصراً رئيسياً متكرراً للتغيرات السياسية أو الدينية البارزة.
Eser sıklıkla tıp tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır.وغالبًا ما يتم الاستشهاد بها كواحدة من أفضل حلقات المسلسل.
Enürezis ve inkontinans deyimleri sıklıkla birbirinin yerine ve yanlış olarak kullanılmaktadır.لاحظ أن أسلاك الحساس والمانع تستعمل الواحدة تلو الأخرى وليس في نفس الوقت.
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.وكانت أرملة الرجل الذي قتله تزوره بشكل متكرر لتُزوده بالكتب اللازمة ليجمع المصطلحات.
Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıksa da yetişkinlerde de izlenebilir.في حين أن هذا النوع من الكسر عادةً ما يحدث في الرضع والأطفال الصغار إلا أنه يمكن أن يحدث أيضًا في البالغين.
Dünyada enfeksiyonun yaygın olduğu yerlerde sıklıkla herkes aynı anda ve düzenli olarak tedavi edilir.في مناطق العالم التي تكون العدوى فيها شائعه , تتم معالجة المصابين ضمن مجموعات مرة واحدة وبجداول منتظمة.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.تكون هذه في كثير من الأحيان مشكلة مرتبطة مع اضطراب طبي.
Orkideler sıklıkla bu şekilde çoğalırlar.العديد من الفيروسات تكرار هذه الطريقة.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.يتشتت ذهنه غالبا بسهولة.
Sıklıkla buna ‘asenkron’ sistem denir.غالبًا ما يسمى هذا "بالرفع".
"Ödül töreninde şıklık yarışı".سباق الجائزة الكبرى).
Gelecekte bu tür afetlerin sıklık ve şiddetinin daha da artması beklenmektedir.ويتوقع استمرار هذه الصدارة والنمو لفترة أطول .
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.غير متوافقة فيما بينها لا من الناحية الفنيًة ولا من الناحية اللغويّة.
Genç hayvanlar sıklıkla Subantarktika adalarında karaya gider ve buralarda onlara tüm yıl boyunca rastlanır.ومعظم الأنواع تهاجر إلى الأماكن التي وجدوها ليعيشوا بها على مدار العام.
Yani karakterlerin yaşı sıklıkla değişmemektedir.ومع ذلك ، لا يتوقف تغير السمات في سن معينة .
Bu durum sıklıkla öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir şekilde gerçekleşmektedir.وفي أحياناً كثيرة تحدث على غير توقع وبعنف.
Makine saten dikişi sıklıkla taslak yapımında ve zemin kumaşa süsleme eklenmesinde kullanılır.و غالباً ما تستخدم غرزة الأطلس المصنوعة آلياً لتخطيط و أبليكه يزين النسيج الأرضي .
Kas içi enjeksiyonlarda sıklıkla kullanılan bir bölgedir.غالبًا ما تُستخدم الاختبارات المصلية في المناطق التي يتوطن فيها داء الليشمانيات.
O zamandan beri, Çin ve Kazakistan liderleri sıklıkla üst düzey resmi ziyaretlerde bulunmuşlardır.Desde então, os líderes da China e do Cazaquistão frequentemente trocaram visitas oficiais de alto nível.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Pelo resto da vida, ele foi muitas vezes ao talk show de Phil Donahue.
Devlet bürokratları ve şirketler arasındaki ilişkiler sıklıkla birbirine yakındır.As relações entre burocratas do governo e empresas muitas vezes são acolhedoras.
Dizi Amerika Birleşik Devletleri'nde sıklıkla 'TV-Y7-FV' olarak derecelendirilir.Nos EUA série é classificada como TV-Y7-FV.