sıkıntı ile cümle
sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Wie op Hem ziet, straalt van vreugde en kan Hem met blijdschap aanzien.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Ουτος ο πτωχος εκραξε, και ο Κυριος εισηκουσε, και εκ πασων των θλιψεων αυτου εσωσεν αυτον.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Тоя сиромах извика; и Господ го послуша, И от всичките му неволи го избави.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.זה עני קרא ויהוה שמע ומכל צרותיו הושיעו׃
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.هذا المسكين صرخ والرب استمعه ومن كل ضيقاته خلصه.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.我 這 困 苦 人 呼 求 、 耶 和 華 便 垂 聽 、 救 我 脫 離 一 切 患 難
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.我 這 困苦 人 呼求 、 耶和華 便 垂聽 、 救我 脫離 一切 患難
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.,,Astfel de lucruri am auzit eu des; voi toţi sînteţi nişte mîngîietori supărăcioşi.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Efféle dolgokat sokat hallottam. Nyomorult vigasztalók vagytok ti mindnyájan!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Enakih reči sem že slišal veliko; sitni ste vi tolažniki vsi!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.--He oído muchas cosas como éstas; consoladores gravosos sois todos vosotros
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ich habe solches oft gehört. Ihr seid allzumal leidige Tröster!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Ik heb dit allemaal al eens eerder gehoord. Fijne troost geven jullie!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.J`ai souvent entendu pareilles choses; Vous êtes tous des consolateurs fâcheux.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Jeg har hørt meget som dette; I er plagsomme trøstere alle sammen.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.이런 말은 내가 많이 들었나니 너희는 다 번뇌케 하는 안위자로 구나
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ne ho udite gia molte di simili cose! Siete tutti consolatori molesti
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Nok har jeg hørt af sligt, besværlige Trøstere er I til Hobe!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Över nog har jag fått höra av sådant; usla tröstare ären I alla.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Počul som mnoho podobných vecí. Tešitelia na trápenie ste vy všetci.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Slyšel jsem již podobných věcí mnoho; všickni vy nepříjemní jste těšitelé.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Słyszałem takowych rzeczy wiele; przykrymi cieszycielami wy wszyscy jesteście.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ta thường nghe nhiều lời giảng luận như vậy; Các ngươi hết thảy đều là kẻ an ủy bực bội.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ta thường nghe nhiều lời giảng luận như_vậy ; Các ngươi hết_thảy đều là kẻ an_ủy bực_bội .
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Tenho ouvido muitas coisas como essas; todos vós sois consoladores molestos.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Tuonkaltaista olen kuullut paljon; kurjia lohduttajia olette kaikki.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Πολλα τοιαυτα ηκουσα αθλιοι παρηγορηται εισθε παντες.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Много такива неща съм слушал; Окаяни утешители сте всички.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.слышал я много такого; жалкие утешители все вы!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.שמעתי כאלה רבות מנחמי עמל כלכם׃
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.قد سمعت كثيرا مثل هذا. معزون متعبون كلكم.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.這 樣 的 話 我 聽 了 許 多 . 你 們 安 慰 人 、 反 叫 人 愁 煩
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.這樣 的 話我聽了許多 . 你 們安慰 人 、 反 叫人 愁煩
Buna gerçekten ihtiyacımız var. Beş yıl içinde bu ülkede enerji ile ilgili sıkıntı yaşamaya başlayaccağız.Vamos ter um problema com a energia nos próximos cinco anos neste país.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.da sind wir, liebe Brüder, getröstet worden an euch in aller unsrer Trübsal und Not durch euren Glauben;
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.Dlatego pocieszeni jesteśmy, bracia! z was w każdym utrapieniu i potrzebie naszej przez wiarę waszę;
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.이러므로 형제들아 우리가 모든 궁핍과 환난 가운데서 너희 믿음으로 말미암아 너희에게 위로를 받았노라
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.nu hava vi i fråga om eder, käre bröder, genom eder tro fått hugnad i all vår nöd och allt vårt lidande.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.por isso, irmãos, em toda a nossa necessidade e tribulação, ficamos consolados acerca de vós, pela vossa fé,
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.preto sme sa potešili, bratia, nad vami pri všetkej svojej tiesni a pri všetkom svojom súžení vašou vierou,
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.Protož potěšeni jsme z vás, bratří, ve všelikém soužení a nesnadnosti naší, skrze víru vaši.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.så blev vi da, brødre, trøstet over eder i all vår nød og trengsel, ved eders tro.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.zato smo bili, bratje, za vas potolaženi ob vsej stiski in sili svoji po veri vaši:
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.δια τουτο παρηγορηθημεν, αδελφοι, δια σας εν ολη τη θλιψει και στενοχωρια ημων δια της πιστεως σας
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.Защото знаете, какви поръчки ви дадохме от името на Господа Исуса.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.тим то втішились ми, браттє, вами у всякому горю, і нужді нашій, вашою вірою:
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.то мы, при всей скорби и нужде нашей, утешились вами, братия, ради вашей веры;
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.אז נחמנו עליכם אחי בכל צרתנו ולחצנו על ידי אמונתכם׃
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.فمن اجل هذا تعزينا ايها الاخوة من جهتكم في ضيقتنا وضرورتنا بايمانكم.
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.所 以 弟 兄 們 、 我 們 在 一 切 困 苦 患 難 之 中 、 因 著 你 們 的 信 心 就 得 了 安 慰
Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.所以 弟兄 們 、 我們 在 一切 困苦 患 難 之中 、 因 著 你 們 的 信心 就 得了 安慰
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Aussi je vous demande de ne pas perdre courage à cause de mes tribulations pour vous: elles sont votre gloire.
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Därför beder jag eder att icke fälla modet vid mina lidanden för eder; de lända ju eder till ära.
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Derfor beder jeg at I ikke må tape motet over mine trengsler for eder, som er eders ære. -
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.그러므로 너희에게 구하노니 너희를 위한 나의 여러 환난에 대하여 낙심치 말라 이는 너희의 영광이니라
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Por tanto, os pido que no os desaniméis por mis tribulaciones a vuestro favor, pues ellas son vuestra gloria
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Portanto vos peço que não desfaleçais diante das minhas tribulações por vós, as quais são a vossa glória.
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Preto prosím, žeby ste neustávali v mojich súženiach za vás, čo je vašou slávou.
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Protož prosím, abyste nehynuli v čas soužení mých pro vás, kteráž jsou sláva vaše.
Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar size yücelik kazandırır.Przetoż proszę, abyście nie słabieli dla ucisków moich za was, co jest chwałą waszą.