sıkıntı ile cümle
sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Die hauptsächliche Herausforderung für diese beiden Viren ist, dass sie sich ständig verändern.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.El desafío principal respecto a ambos virus es que siempre están cambiando.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Głównym wyzwaniem jest to, że oba te wirusy cały czas się zmieniają.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.두 가지 모두의 이러한 바이러스에 대한 근본적인 과제는 그들이 항상 변화하고 있다는 것입니다.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.La sfida principale per vincere entrambi i virus è che mutano continuamente.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Le principal défi pour ces deux virus est qu'ils mutent constamment.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Največji izziv nam predstavlja njihovo stalno spreminjanje.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Principala provocare e că ambele virusuri sunt mereu în schimbare.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Tantangan utama untuk kedua virus ini adalah mereka selalu berubah.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Thử thách chính cho cả 2 loại virut này đó là chúng luôn thay đổi
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Η βασική πρόκληση ως προς αμφότερους τους ιούς είναι ότι συνεχώς μεταβάλλονται.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Главной проблемой в обоих этих случаях является то, что они постоянно меняются.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Головною проблемою в обох цих випадках є те, що вони постійно змінюються.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.Основното предизвикателство и при двата вируса е, че те винаги се променят.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.האתגר העיקרי בשני הנגיפים הללו הוא ששניהם משתנים ללא הרף.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.التحدي الحقيقي في هاذين الفيروسين, هو أنهم دوما في تغيُّر مستمر.
Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması.常に変化しているということです インフルエンザのウイルスを見てみましょう
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Această persoană a fost interesată de istoria frustrării.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Cette personne s'est intéressée à l'histoire de la frustration.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Den här personen var intresserad av frustrationens historia.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Denne person var interesseret i frustrationens historie.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Deze persoon was geïnteresseerd in de geschiedenis van frustratie.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Diese Person hat sich für die Geschichte der Frustration interessiert.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Esta persona estaba interesada en la historia de la frustración.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Esta pessoa estava interessada na história da frustração.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Ez a személy a frusztráció történelmére volt kíváncsi.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.이 사람은 좌절의 역사에 관심이 있었습니다.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Người này muốn biết về lịch sử của sự giận dữ.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Orang ini tertarik pada sejarah frustrasi.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Questa persona era interessata alla storia della frustrazione.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Ta osoba była zainteresowana historią frustracji.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Tato osoba se zajímala o historii frustrace.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Túto osobu zaujímala história frustrácie.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Αυτός ο άνθρωπος ενδιαφερόταν για την ιστορία του εκνευρισμού.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Този човек се е интересувал от историята на раздразнението.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Ця людина була зацікавлена в історії розчарування.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.Этого человека интересовала история расстройств.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.אדם זה התעניין בהיסטוריית התיסכול.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.هذا الشخص كان مهتما بتاريخ الإحباط.
Bu kişi, düşkırıklığının, sıkıntının tarihçesi ile ilgileniyormuş.フラストレーションにもいろいろ種類があります
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.(33:7) Сей нищий воззвал, – и Господь услышал и спас его от всех бед его.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.(34:7) Quand un malheureux crie, l`Éternel entend, Et il le sauve de toutes ses détresses.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.A kik õ reá néznek, azok felvidulnak, és arczuk meg nem pirul.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Cînd strigă un nenorocit, Domnul aude, şi -l scapă din toate necazurile lui.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Clamou este pobre, e o Senhor o ouviu, e o livrou de todas as suas angústias.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Da dieser Elende rief, hörte der HERR und half ihm aus allen seinen Nöten.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.De så op til ham og strålte av glede, og deres åsyn rødmet aldri av skam.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.De som skåda upp till honom stråla av fröjd, och deras ansikten behöva icke rodna av blygsel.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Este pobre clamó, y Jehovah le escuchó y lo libró de todas sus angustias
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Guardate a lui e sarete raggianti, non saranno confusi i vostri volti
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Hé. Hľadieť budú na neho a pohrnú sa, a ich tvár nebude rumenieť hanbou.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Her er en arm, der råbte, og HERREN hørte, af al hans Trængsel frelste han ham.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Jotka häneen katsovat, ne säteilevät iloa, heidän kasvonsa eivät häpeästä punastu.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Kẻ khốn cùng nầy có kêu cầu, Ðức Giê-hô-va bèn nhậm lời người, Giải cứu người khỏi các điều gian truân.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Kẻ khốn_cùng nầy có kêu_cầu , Ðức_Giê - hô-va bèn nhậm lời người , Giải_cứu người khỏi các điều gian_truân .
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.이 곤고한 자가 부르짖으매 여호와께서 들으시고 그 모든 환난에서 구원하셨도다
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Którzy nań spoglądają, a zbiegają się do niego, oblicza ich nie będą zawstydzone.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Orang malang berseru dan TUHAN menjawabnya, membebaskan dia dari segala kesesakannya
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Pročež k němu patřiti budou, a sbíhati se, a nebudou zahanbeny tváři jejich, ale řkou:
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Ta ubožec je klical, in GOSPOD je uslišal, in rešil ga je iz vseh stisk njegovih.