sıkıntı ile cümle
sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak sıkıntı şu ki, bir zincirleme etki olduğunda, tamamı sıkıntıya girer.そこには、ただ滝があり、彼らはその下に行きます。 しかし、これらの全てのローンは他の銀行に、
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Eu não mais serei um peso.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Ich werde Euch nicht länger zur Last fallen.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Ik zal u niet langer tot last zijn.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Jeg vil ikke være til byrde mere.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Je ne serai plus un fardeau pour toi.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Nem leszek terhedre többé.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Nie będę ci już ciężarem.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Non sarò più un peso per te.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Už ti nebudem viac príťažou.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Už ti nebudu dál přítěží.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Ya no seré una carga para ti nunca más.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Δε θα σε επιβαρύνω άλλο.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.Больше не буду тебе обузой.
Artık sana sıkıntı vermeyeceğim.重荷ではないよ
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Anche Tiglat-Pilèzer, re d'Assiria, venne contro di lui e lo oppresse anziché aiutarlo
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A prišiel na neho Tilgat-pilnezer, assýrsky kráľ, a sovrel ho, ale neposilnil ho.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A tak přitáhl k němu Tiglatfalazar král Assyrský, a více ho ssužoval, nežli mu pomáhal.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A tak wstawszy rano król Ezechyjasz zgromadził przedniejszych miasta, i szedł do domu Pańskiego.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Eljöve azért õ ellene Tiglát-Piléser, Assiria királya, a ki sanyargatá õt, és nem segítette meg.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.E veio a ele Tilgate-Pilneser, rei da Assíria, e o pôs em aperto, em vez de fortalecê-lo.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.In Tilgat-pilneser, kralj asirski, je prišel k njemu in ga je stiskal, a utrdil ga ni.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.앗수르 왕 디글랏 빌레셀이 이르렀으나 돕지 아니하고 도리어 군박하였더라
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Men Assyrerkongen Tillegat-Pilneser drog imod ham og bragte ham i Nød i Stedet for at hjælpe ham;
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Niin Tillegat-Pilneser, Assurin kuningas, lähti häntä vastaan ja ahdisti häntä eikä tukenut häntä.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Raja Asyur itu datang bukan untuk membantu Ahas, melainkan untuk menyusahkannya
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Så kom kongen i Assyria Tilgat-Pilneser mot ham og fór fiendtlig frem mot ham istedenfor å støtte ham.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiếc-lát Phim-nê-se , vua A-si-ri , đến_cùng người , và hà_hiếp người , song chẳng tiếp_cứu chút nào .
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiếc-lát Phim-nê-se, vua A-si-ri, đến cùng người, và hà hiếp người, song chẳng tiếp cứu chút nào.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiglat-pileser, rey de Asiria, vino a él, pero lo redujo a estrechez en lugar de fortalecerlo
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tilgath Pilnéser, roi d`Assyrie, vint contre lui, le traita en ennemi, et ne le soutint pas.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Und es kam wider ihn Thilgath-Pilneser, der König von Assyrien; der bedrängte ihn, und stärkte ihn nicht.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Και ηλθε προς αυτον ο Θελγαθ-φελνασαρ, βασιλευς της Ασσυριας, και κατεθλιψεν αυτον αντι να ενδυναμωση αυτον.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.И асирийският цар Теглатфеласар дойде при него: но той го притесни, и не го подкрепи;
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.И пришел к нему Феглафелласар, царь Ассирийский, но был в тягость ему, вместо того, чтобы помочь ему,
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.ויבא עליו תלגת פלנאסר מלך אשור ויצר לו ולא חזקו׃
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.فجاء عليه تلغث فلناسر ملك اشور وضايقه ولم يشدّده.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.亞 述 王 提 革 拉 尼 色 上 來 、 卻 沒 有 幫 助 他 、 反 倒 欺 凌 他
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.亞述 王 提革 拉尼色 上來 、 卻沒 有 幫助 他 、 反倒 欺凌他
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ale také vidím mnoho chudoby, což je poměrně znepokojující, nejen intenzitou ale i rozsahem problému.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Dar văd şi multă sărăcie, şi asta e iritant, atât ca şi grad de sărăcie cât şi ca întindere.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.De sok nélkülözést is látok, ami elég megrázó, a méretei és kiterjedése egyaránt.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ich sehe auch viel Armut das ist echt erschütternd in beidem: Ausmaß und Reichweite.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.그러나 저는 수많은 가난 또한 보았습니다. 상당히 안타까운 일입니다. 가난의 정도도 심하고, 지역도 넓습니다.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Lecz widzę również dużo ubóstwa, i jest to dosyć rażące zarówno w kwestii zakresu i skali.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Maar ik zie ook veel armoede, en die is heel schokkend, zowel in omvang als in de aard ervan.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Mas vejo também muita pobreza, o que é muito chocante, tanto pela escala como pela extensão.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ma vedo anche molta povertà, che è piuttosto sconvolgente, sia in termini di scala che di ampiezza.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Men jeg ser også megen fattigdom, og det er temmelig chokerende, både udbredelsen og omfanget af den.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Namun, saya juga melihat banyak kemiskinan dalam jumlah yang cukup besar baik dalam skala maupun cakupannya
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Nhưng tôi cũng thấy sự nghèo đói rất nhiều, và nó thật sự choáng, và cả số lượng lẫn mức độ.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Pero también veo mucha pobreza, y es bastante discordante, tanto en escala como en alcance.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Βλέπω όμως και πολλή φτώχεια και αυτό με ταρακουνά τόσο ως προς το μέγεθος όσο ως προς τις αιτίες της.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Але також я бачу багато бідності, і вона дуже разюча, як за своїм масштабом, так і за сферою охоплення.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Но я также вижу много нищеты, и это просто поражает - как по размеру, так и по охвату.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.אבל אני גם רואה הרבה עוני, וזה די צורם, הן בקנה המידה והן בהיקף של זה.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.لكني أرى أيضاً الكثير من الفقر وهو منفّر بشدة، في كلا من حجم ونطاق إنتشاره.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.その実態は 規模としても範囲としても非常に衝撃的です 初めてインドに行った時訪れた家は
"Bak çevreyi düşündüm, şehri düşündüm, müşteriyi düşündüm, bütçe ve zaman sıkıntısını düşündüm" der."주변과 어울릴지 걱정이에요. 도시 경관도 신경 쓰이고 고객도 걱정이고
"Bak çevreyi düşündüm, şehri düşündüm, müşteriyi düşündüm, bütçe ve zaman sıkıntısını düşündüm" der.כשאתה אומר, "תראו, אני מודאג מההקשר, אני מודאג מהעיר, אני מודאג מהלקוח,