sıkıntı ile cümle
sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.因此,房地產的高溫相信在近期是難以消退。
Ailesinin geçim sıkıntısı nedeniyle hiç okula gitmedi.但因家庭困难,均未入学。
Cletus Kasady oldukça sıkıntılı ve belalı bir çocukluk yaşamıştır.考伊柯奧烏利擁有一段坎坷的童年。
Libya'da tıbbi malzemeler, yakacak ve yiyecek madde sıkıntısı tehlikeli bir şekilde artmaktadır.在 墨西哥,治安与毒品泛滥的問題依旧嚴峻。
Bu sıkıntıdan bir an önce kurtulmak için teklifi kabul ettiler.他们劝他立即停止这场闹剧。
Fakiri olmayan köy maalesef sıkıntılı günler yaşamaktadır.久居鄉里,卒年不詳。
Ama her içine kapanık insanın sıkıntı problemleri yoktur.这样每个人的内心就会没有痛苦。
Vahiy 7:15 Bana dedi ki, "Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir.使徒行传7:54-57写道: 众人听见这话就极其恼怒,向司提反咬牙切齿。
Hastalar, sosyal ortamlarda sıkıntı duyduklarından pasif, olgunlaşmamış, asosyal tipte görülebilirler.患者可能會抱怨,他們眼中看到的事物缺乏生動性和感情性色彩。
1786 yılında II. Fredrich hayatını kaybetti ve Berlin Lagrange için sıkıntılı ve üzücü bir hale geldi.1786年,腓特烈二世去世,拉格朗日发觉柏林令人难受,决定离开。
Çile ve sıkıntıyı kabullenirler, kazâya rızâ gösterirler.施與及受用,不失所應者,乘理而壽終,生天受福樂。
Bazı teknik sıkıntılar var.아직도 많은 기술적 문제가 존재한다.
Ayrıca taşma sıkıntısı yoktur.그러고도 제구력에 문제가 없었다.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.고대 이래 줄곧 특수한 위치를 차지해 온 원운동의 중요성이 그렇게 쉽게 소멸될 수는 없었다.
Günümüzde insanları yaşadığı acı ve sıkıntıların kaynağı halen yeryüzünde olan o varlıkların ruhlarıdır.하나, 나는 오늘 이 순간부터 고통 받는 인류의 복지와 행복을 생각하며 그들을 위해 살아갈 것입니다.
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.그러나 만년에는 경제적인 어려움을 겪기도 했다.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.가고시마까지 자전거를 타고 가자는 것.
Canlıların büyük sayıda ölümüyle yıllarca süren bir besin sıkıntısı baş gösterir.저는 개인적으로 오랜 세월 동안 제게 너무나도 많은 의미가 있던 누군가의 죽음에 큰 충격을 받았습니다.
Tüm sıkıntılarımın sona ereceği bu an, cesaretimin yüzümü kara çıkaracağı an değildir" dedi.만약 (폭행혐의가) 사실로 밝혀지면 나를 용서하지 말라"고 했다.
Krallığının ilk on yılı pek çok trajik , parasal sıkıntı ve şaşkınlıklarla karakterize edildi.즉위식 직후 첫 10년은 비극과 대내외적 망신으로 첨철되었다.
Bu yüzden piyasada büyük sıkıntılar meydana geldi.그리고 산업화에도 많은 문제점이 있었기 때문이다.
Bu sıkıntılı dönemi dayanışma ile aşarak ülkeyi düze çıkarmayı başarmalıyız." dedi.그러나 우리는 그 확신의 지도자 가짐으로 해서 소망의 새해 기다릴 수가 있다.”
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.《Pablo Honey》는 1993년에 발매 된 영국의 얼터너티브 록 밴드 라디오헤드의 첫 번째 앨범이다.
Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.혈당이 높을 때의 증상으로는 소변이 잦아지고, 갈증과 배고픔이 심해진다.
Vahiy 7:15 Bana dedi ki, "Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir.예를 들어, 마태복음 7:13에서는 ‘멸망에 이르는 길은 널찍하다’고 말한다.
Devlet büyük bir mâli sıkıntı içinde bulunmaktaydı.למרות זאת, הממשלה עדיין הייתה במצב חמור.
Enerji sıkıntısı had safhadaydı.האם אתה סובל מחוסר באנרגיה?
Kuşlar da sıkıntı yaratabilir.היא עשויה גם להתקיף עופות.
En büyük sıkıntı su sıkıntısıdır.הקושי הגדול ביותר היה העדר מים.
"Sıkıntı yok!".אין בעיה!"
Ancak ne için harcandığı açıklanırsa devlet sıkıntıya düşer.” dedi.צרותיו יחלו רק אם יקרה משהו למכונת הממשל."
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.כאשר הייתה בת 18, הלסי נתקלה בבעיות כלכליות, ובאמצעות המוזיקה שילמה את שכר הדירה שלה ואת חובותיה.
Ancak bu küçük, sıkıntılı dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değildir...אין דבר רע ואכזרי בעולם דומה לו.
Ne var ki, pazarlama konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır.עם זאת, קיים קושי רציני בהפסקת ומניעת הסחר.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti.מסע הבחירות היה קשה.
Uzun süredir hasta olan köle bir kız, gizli bir iblis tarafından sıkıntıya uğruyordu.אבל פתאום סנטה נלכד על ידי דוקטור רשע.
Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek.10 מיליון תושבים בדלהי נותקו ממים.
Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçirdi.אני חושב שהגעתי לתקופה הגרועה ביותר שלי אז.
Bu sığ sohbetler, can sıkıntısını biraz olsun hafifletiyordu.כבדו את הסתערותם, הללו הבריגדה הקלה.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.והוא נוטה להסתבך בצרות.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.לעיתים קרובות לא נראה קשוב כאשר פונים אליו בדברים.
Elektrik ve su hatlarında bir sıkıntı yoktur.ועוד לא דיברתי על חשמל ומים.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.האיכרים החלו לטבוח בהם.
Size teşekkür ederim, tansiyonum ile ilgili sıkıntılarım var.הודות לך, יש לי בעיות עם לחץ הדם.
O tarihlerde Basileios sıkıntı yaşarken, 12 Ağustos 886'da av sırasında ciddi bir şekilde yaralandı.По това време Василий бил болен и на 12 август 886 г. бил тежко ранен по време на лов.
Monroe'nun sıkıntılı özel hayatı çok dikkat çekti.Проблемите в личния живот на Монро привличат много внимание.
1870 yılında babasını kaybetti ve ailesi maddi sıkıntıya düştü.Умира през 1877 г. и семейството изпада в тежка мизерия.
Ekonomik sıkıntı çekti.Появяват се икономически трудности.
Bu "Büyük Sıkıntı" adı verilen bir dönemin başlangıcı olacaktır.Поставено е началото на т.нар. „Смутно време“.
Sadece sıkıntı ve öfke hissediyorum.Гняв и раздразнителност.
Bu da araçları mühimmat sıkıntısına sokuyordu.Това трябвало да облекчи снабдяването с боеприпаси.
1970'lerde havalimanı Boeing 747 gibi büyük uçaklardan dolayı alan sıkıntı yaşıyordu.През 1990 година, производителите на самолети планират създаването на самолет по-голям от Боинг 747.
Ancak sıkıntılar hala devam ediyordu.Трудностите обаче продължават.
Para sıkıntısından İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı.След Реставрацията емигрира в Англия.
Kötü durum, sıkıntı, dert: Zavallının başına ne hâller geldi.Защо хората страдат, болката и желанието – какво значение имат?
Gittikçe ağırlaşan ekonomik sıkıntılar köylüyü şehirde yaşamaya zorlamaya başlamıştır.Въпреки тежкото икономическо състояние на бежанците започва икономически подем в града.
Ekonomik sıkıntılardan dolayı tahsilini devam ettirememiştir.Поради икономически причини прекъсва следването си.
1980'li yılların sonunda, Carlos Menem yönetimindeki ülke çok ciddi ekonomik sıkıntılarla karşılaştı.Към края на 2001 г., Аржентина е изправена пред застрашителни икономически проблеми.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Наблюдава се умствено изоставане.
1980’li yıllarda kişisel ve ekonomik sıkıntılara rağmen verimli olmaya devam etti.Компанията успява, макар и с големи загуби, да преживее икономическата криза от 1980-те години.