sıkıntı ile cümle

sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.Lisäksi joukkue kärsi suurista talousongelmista.
Heyet başkanı olan Hüseyin Ali Bey için apayrı sıkıntılı bir durum yaşanmıştır.Presidentti Urho Kekkoselle jo itse miehitys oli järkytys.
Bütün Balkanlar gibi, Prizren muhiti de Balkan Savaşları döneminde büyük sıkıntılar yaşamıştır.Latvian taloudessa, kuten kaikissa Baltian maissa, on edelleen neuvostovallan ajalta periytyviä ongelmia.
Tarım kesimi sık sık ortaya çıkan kuraklık ve kötü tarımcılık uygulamalarından dolayı sıkıntı yaşamaktadır.Palojen syynä ovat usein kehnot maanviljelymenetelmät.
Devlet büyük bir mâli sıkıntı içinde bulunmaktaydı.Armeija oli pulmallisessa tilanteessa.
Betis ise son yıllarda maddi sıkıntılar yaşamaktadır.Leeds on viime vuosina kärsinyt rajuista talousvaikeuksista.
2013-14 sezonunda ise maddi sıkıntılar çeken takımının değişilmezi olmayı başardı.Kaudella 2012/13 talousvaikeudet olivat entistä pahempia.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.Tämän vuoksi kyläläiset haastettiin käräjille Huittisiin.
"Sıkıntı yok!"."Ei mitään eroa!"»
Bu sıkıntıların başında birçok işyerinin ve fabrikanın kapanması ve 100.000 kişinin işsiz kalması vardır.Päätös merkitsi tupakkatuotteiden valmistuksen loppumista Tuusulassa ja noin 260 henkilön irtisanomista.
Lise eğitimine hastalığı ve ailesinin yaşadığı geçim sıkıntıları yüzünden devam edemedi.Hänen koulunkäyntinsä viivästyi sairauksien ja yleisen heikkouden tähden.
Tarımda su sıkıntısı çekilmektedir.Vesitornissa on väestöhälytin.
Kişinin gözlükten kaynaklanan sıkıntıları giderilir.Nukkuessa ihmisen silmäluomi on kiinni.
Babası bir otobüs şoförü idi be aile geçim sıkıntısı yaşıyordu.Perheen isä oli kuorma-autonkuljettaja ja perheen toimeentulo oli niukkaa.
Bu nedenle, yatılı okul olan kolejin ilk yıllarda yer konusunda sıkıntı çektiği söylenebilir.Karria epäiltiin yleensä ensimmäisenä, jos lukiossa tapahtui jotain ikävää.
Ayrıca taşma sıkıntısı yoktur.Kiveä ei tarvitse selittää.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Κάνει ανοησίες και μπλέκει σε μπελάδες.
Angola'da gıda ve tıbbi ihtiyaç sıkıntısı had safhada yaşanmaktadır.Οι συνθήκες ζωής στην Ανγκόλα, όσο αφορά τη διατροφή και την υγεία, είναι κατά μέγιστο ποσοστό καταστροφικές.
Bu durum sonucu kuzey yarıküre boyunca büyük gıda sıkıntıları yaşanmıştır.Το αποτέλεσμα ήταν να υπάρχει έλλειψη τροφής σε όλο το βόρειο ημισφαίριο.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.Η διαμονή του εκεί τερματίζεται απότομα όταν ο εργοδότης του πέθανε και στην συνέχεια επιστρέφει στο Παρίσι.
Devlet büyük bir mâli sıkıntı içinde bulunmaktaydı.Η πολιτεία έχει έντονο πρόβλημα φτώχειας.
1857'de maddi sıkıntılar sebebiyle kocası William evi terketti.To 1865 η οικογένεια αναγκάστηκε να μετακομίσει στο Παρίσι, λόγω οικονομικών δυσχερειών.
1870 yılında babasını kaybetti ve ailesi maddi sıkıntıya düştü.Ο πατέρας της πέθανε από φυματίωση το 1810 αφήνοντας την οικογένεια του σε δεινή οικονομική κατάσταση.
Ulaşım konusunda sıkıntısı yoktur.Δεν συνδέεται με συγκοινωνία.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Η εταιρεία τροφοδότησε με κινητήρες αρκετές ομάδες της Φόρμουλα 1.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti.Valgkampen blev bitter.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti.Det var en gensidig forsikring i urolige tider.
Bu durumdaki kişilerin sıkıntısı renk görme bozukluğu olarak adlandırılır.Observatørens rolle kalder man derfor for bølgefunktionens kollaps.
Sıkıntıya gelmez ve eğer sıkılırsa eşyalara zarar verir.Da han vågner prøver han at sørge får at Balder ikke kommer til skade.
Kütüphane, bu dönemde büyük bir yer sıkıntısı yaşıyordu.Farvekameraet havde på den tid et problem.
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.Pablo Honey er Radioheads første studiealbum, udgivet i 1993.
Vahiy 7:15 Bana dedi ki, "Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir.17:15 så hedde 5:15 PM ved brug af denne omskrivning.
Ancak sıkıntılar hala devam ediyordu.Men uroen vedblev.
Çeşitli sıkıntılar ile hayâtım geçti.Eller jeg var i for mange dårlige forhold.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Gennem tiderne er forskellige former for baner blevet brugt til Formel 1-løb.
Yaz aylarında su sıkıntısı çekilmektedir.kanalizasyon şebekesi vardır.Der er livredder hele sommeren samt adgang til offentlige toiletter.
Çocukluğu çok sıkıntı içinde geçti.Noget gik galt i hans barndom.
Her nasılsa, Kuzeyli Barbarların neden oldukları sıkıntı henüz sona ermemişti.Byrdene av de nordlige barbarene var ennå ikke over.
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.Klubben hadde også enkelte økonomiske vanskeligheter.
Edirne şubesi, mali sıkıntılar nedeniyle kısa süre sonra kapanmıştır.WCA brøt imidlertid snart sammen på grunn av finansieringsproblemer.
Öte yandan Donanma ciddi bir akaryakıt sıkıntısı içindeydi.Deres flåte var nemlig i bedrøvelig tilstand.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.De langsiktige økonomiske konsekvensene skal ikke undervurderes.
Bu sektörde de sıkıntılar mevcuttur.Det er likevel vanskeligheter også med dette stedet.
Ancak finansal sıkıntılar nedeniyle 15 ay takımın başında kalabildi.Arbeidet ble stoppet opp i fem år på grunn av økonomiske vanskeligheter.
Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçirdi.Det har nok vært de lengste og tøffeste månedene i ditt liv.
Kronik uveitisten dolayı sıkıntı yaşıyordu.Keiseren var ved kronisk svak helse.
Geçim sıkıntısı çekince Mısır’a giderek devlet hizmetinde çeşitli görevler aldı.I takt med farens sviktende helse fikk han stadig flere oppdrag i regjeringen.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Forget vil få Forth til å glemme det ordet du ber den om i tillegg til alle ord som er definert etter dette.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.Bønder ble redd for striden.
"Sıkıntı yok!".Det gjør ikke vondere».
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.Pablo Honey er Radioheads første studioalbum, utgitt i 1993.
Kulüp ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamış ve 2011'de ekonomik sebeplerle kapanmıştır.Klubben ble grunnlagt i 1964 og ble oppløst i 2014 grunnet finansielle problemer.
Antoine, pahalı yapımlar nedeniyle mali sıkıntılar yaşadı.Den hadde likevel finansmessige problemer grunnet de enorme produksjonsutgiftene.
Oldukça yokluk ve sıkıntı çekti.I stedet opplevde man vannmangel og stor nød.
Bütün Balkanlar gibi, Prizren muhiti de Balkan Savaşları döneminde büyük sıkıntılar yaşamıştır.Byen har som så mange andre byer i Somalia vært preget av voldsomme kamper under den somaliske borgerkrig.
Hayatının önemli bölümünde, ekonomik sıkıntılar yaşadı.På toppen av dette var hans finansielle problemer.
Bu olayın neden olduğu psikolojik sıkıntı, sonunda Seo Cheon-soo’nun istifasına yol açar.Tekanan batin akibat peristiwa ini akhirnya menyebabkan Seo Cheon-su mengundurkan diri.
Monroe'nun sıkıntılı özel hayatı çok dikkat çekti.Kehidupan pribadi Monroe yang bermasalah menuai perhatian.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.Pada praktiknya, Eropa Muda tidak memiliki uang dan dukungan rakyat selama masa berdirinya yang singkat.
Kitâb-ı Mukaddes'te son zamanlar: "Fakat şunu anla ki 'son günler'de sıkıntılı zamanlar gelecek.Allah berfirman: Tulislah taqdir segala sesuatu sampai datang hari kiamat.”

İlgili Sayfalar