sıkıntı ile cümle
sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Často je zmatená o tom co se děje.
Kuşlar da sıkıntı yaratabilir.V opačném případě může docházet k silnému podráždění ptáků.
Himalaya Dağları'ndaki buzulların erimesi, yüz milyonlarca insan için su sıkıntılarına yol verebilir.Topirea ghețarilor din Himalaya ar putea conduce la penuria apei pentru sute de milioane de oameni.
18 yaşında, mâli sıkıntılarla karşılaştı ve müzik, kirasını ödemek için bir yol oldu.Când a avut 18 ani, Halsey a avut probleme financiare, iar muzica a devenit un mod de a-și plăti chiria.
Her sıkıntının sonunda mutlaka gülünecek bir şey bulunur.Indiferent de situație el termină întotdeauna cu un râs.
"Sıkıntı yok!".Nici nu se pune problema!"”.
Ülke çok sıkıntılı günler yaşıyordu.(La noi au fost vremuri agitate.
Yiyecek sıkıntısı baş gösterdi ve karaborsacılık yaygınlaştı.Foametea era în plină expansiune și mărfurile s-au rărit.
Bu namazı kılanlar mahşer sıkıntısı çekmezler.Să-l urăști pe cel ce se închină idolilor .
Dünyada iken yaşadığı sıkıntı taşınmış olmalarıdır.Dar interesul său pentru ce se întâmpla în lume a rămas la fel de viu.
Bu üzüntü daha sonra ekonomik sıkıntılarıyla devam etti.După aceasta dezamăgire, a întâmpinat din nou dificultăți financiare.
Bunaltan, sıkıntı veren demektir.Oare bufnița atrage problemele?
Fakat en başından itibaren festivalin planlanmasında bazı sıkıntılar ortaya çıktı.De la început au existat dezacorduri privind scenariul filmului.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Acest lucru i-a determinat pe organizatorii multor curse să-și îndrepte atenția spre Formula 2.
Ancak sıkıntılar hala devam ediyordu.Mutarea a continuat însă să pună probleme.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti.Alegerile in sine au fost dezamăgitoare.
Hayatının önemli bölümünde, ekonomik sıkıntılar yaşadı.S-a luptat mare parte din viață cu dificultăți financiare.
Bunlara ek olarak, besin yetersizliği ve hastalıklar da ciddi sıkıntılar yaratıyordu.Ca totdeauna războiul și lipsurile aduceau cu sine boala.
Son yıllarda yağışların azalması nedeniyle su sıkıntısı çekilmektedir.Consumul de căldură a scăzut în ultimii ani datorită diminuării consumului industrial.
Bu sektörde de sıkıntılar mevcuttur.Plin de confuzii și acolo.
Türkiye'de elektrik sıkıntısı ve kısıntısı yeniden başladı.Tensiunile și fărădelegile sunt reduse în Irlanda.
Adaların bazı bölgeleri, yaşanan tatlı su sıkıntısından dolayı yaşanmaya elverişli değildir.Este un proces necesar in zonele unde nu e disponibilă apă dulce.
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.Pablo Honey este primul album al formației rock britanice Radiohead, lansat la începutul anului 1993.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Experiența întreruptă.
Edirne şubesi, mali sıkıntılar nedeniyle kısa süre sonra kapanmıştır.Guvernul provizoriu s-a prăbușit în curând din cauza luptelor interne.
1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.În anii 1988 - 1995 a încetat să joace din cauza unei depresii.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.Dacă nu va ploua curând, acest oraş se va confrunta cu un deficit mare de apă.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.Dacă nu va ploua în curând, acest oraş se va confrunta cu un deficit mare de apă.
Bir sıkıntın olursa bana gelmekten çekinme.Dacă ai vreo problemă nu ezita să vii la mine.
1913'te sıkıntılardan dolayı ikinci lige düşen Arsenal, Highbury semtinde yapılan Arsenal Stadyumu'na taşındı.1913-ban a Second Divisionbe való kiesés után, az Arsenal átköltözött az Highburybe.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Zaklatott állapotban távozik.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti.Azonban a választás meg van egy kicsit bonyolítva.
Daha sonra çekeceği iki filmi için finansman bulma sıkıntısı da yaşayacaktı.A tervek szerint a film két további folytatásában is feltűnik majd.
Ülke çok sıkıntılı günler yaşıyordu.Az egyház nehéz időket élt.
1979 yılı da sıkıntılarla başladı.Az 1976-os év némi kellemetlenséggel kezdődött.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.Ezért könyörtelenül irtják a földművesek.
Roma Katolik Kilisesi neden ve hangi sıkıntılara uğrayacaktır?Római katolikus templom és a kálvária.
Halkın adalet mekanizmasıyla ilgili sıkıntılarına eğilir.Az Unió döntési mechanizmusának jogintézményeiről.
Bu durum büyük bir sıkıntı yaratmaktadır.Ez hatalmas nehézségeket okozott.
Ancak sıkıntılar hala devam ediyordu.A zavargások azonban folytatódtak.
İsyan'ın çıkış noktası koşullar ve yiyecek sıkıntısıydı.A legnagyobb gond a visszavonuláskor a terepviszony és az élelmezés volt.
Ekonomik sıkıntılardan dolayı tahsilini devam ettirememiştir.Ezt követően gazdasági nehézségek miatt nem folytatták a programot.
Ekonomik sıkıntı çekti.Súlyos pénzzavarba kerültek.
Müziğe küstü, uzun ve sıkıntılı bir döneme girerek evine kapandı.A Véres Róka sápadtan és fáradtan érkezett haza, nehéz út állt mögötte.
Daha sonra da sürülenlerin yoksulluk sıkıntısından söz etti.A szegények iránti bőkezűségéről is ismert volt.
(Hikaye çok güzel ancak tarih sıkıntılı görünüyor.(Rövid, de az utókor figyelmére méltó mű.
"Sıkıntı yok!".Azzal nem lesz semmi gond."
Kuşlar da sıkıntı yaratabilir.Továbbá a madarak tollai szennyezettek lehetnek.
En önemli sıkıntılardan biri de eğitimdir."Legfontosabb feladat a nevelés.
Hayvancılığın parasal değerinin düşmesiyle köylünün geçim sıkıntısını artırdı.Az állatkivitelből a mezővárosi polgárság jelentős vagyont halmozott fel.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Gyakran ideges, amikor problémát kell megoldani.
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.Ettől kezdve a stúdiónak gazdasági problémákkal kellett szembenéznie.
Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçirdi.Erre az időszakra esik életének legnehezebb korszaka.
Bu transferle bu sıkıntımızı çözdük.A műfordításban kínszenvedés ezt a szakadékot áthidalni.
Eğitimi sırasında babası ekonomik sıkıntıya girdi ve Marbacka çiftliği satıldı.Lagerlöfin opiskeluaikana perhe joutui taloudellisiin vaikeuksiin ja Mårbacka myytiin.
Haziran ile birlikte ısınan havalar, beraberinde başka sıkıntıları da getirmiştir.Sää parani maaliskuussa, mutta aiheutti samalla uusia ongelmia.
Para sıkıntısından İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı.Edvard puolestaan joutui palaamaan Englantiin huolto-ongelmien takia.
Backstreet Boys, ilk başlarda çok sıkıntı çekti.Retrolla oli alkuaikoinaan paljon vaikeuksia.
1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.Kauden 1985/86 päätteeksi seura ajautui talousvaikeuksiin ja erotettiin liigasta.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.Näytti siltä, että kovilla otteilla suoritettu kurinpalautus ei itsestään selvästi onnistuisi.