sıkıntı ile cümle

sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Merrill, arkadas edinme konusunda oldukça sıkıntı çeker.Merle si terrà pronto ad approfittare della situazione...
Bu sıkıntılar sonucunda Mert, Yaman, Selim denize açılırlar ve uzun bir süre ortalıklarda görünmezler.Sconfitti, fuggono su Akkron e non si vedranno per molto tempo.
Ayrıca yılın hiçbir zamanında su sıkıntısı yaşanmamaktadır.Inoltre è da notare che non rimane mai a secco durante tutto l'anno.
Vatandaşların üçte ikisi geçim sıkıntısı nedeni ile yurt dışı ya da il dışında çalışmaktadırlar.Il 42% della popolazione è straniero, qui presente per lavoro o studio.
Kitap Sovyet döneminin sıkıntı, ümit, ve beklentilerini yansıtır.La carta simboleggia la speranza e l'attesa di una nuova alba.
Bu yapılırken ortaya bu dinlerin takipçileri açısından büyük bir sıkıntı çıkacaktır.Intanto queste prove misero in imbarazzo i Congressmen.
Her yeri titrer ve bu sıralarda Özdemir Birsel maddi sıkıntıya düşer.Ma il dolore è subito passato e all'improvviso essi si ricoprono di metallo organico.
Düzce İl Merkezinde içme suyu sıkıntısı bulunmamaktadır.Non è da escludere la presenza di un dolmen al centro.
Bu sıralarda kilo verme sıkıntısı oluştu.In questo periodo andò incontro a ristrettezze economiche.
Öte yandan Donanma ciddi bir akaryakıt sıkıntısı içindeydi.Qualcuno in mare era nei guai e in guai seri.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti.In generale la campagna elettorale fu piuttosto monotona.
"Sıkıntı yok!".“Non c’è nulla”!
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.L'accordo apporta £ 51.000.000 alla Società, che in quel momento storico era in gravi difficoltà finanziarie.
Türkiye’nin değil dünyanın sorunu sol bek sıkıntısı.Il campo verde non rappresenta l'Islam, bensì la terra lussureggiante del Bangladesh.
Haçlı ordusu devamlı yiyecek ve hayvan yemi sıkıntısı çekmeye başladı.Il corvo per tre volte ruba il cibo al contadino.
Vahiy 7:15 Bana dedi ki, "Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir.L'esplosione, avvenuta alle ore 7.56, ha mietuto molte vittime.
Çöllerde yiyecek ve içecek sıkıntısı tahmin edilebileceği gibi sık rastlanan bir durumdur.Negli esercizi dove si somministrano alimenti e bevande è spesso utilizzato il preconto.
Cletus Kasady oldukça sıkıntılı ve belalı bir çocukluk yaşamıştır.Swen ebbe un'infanzia piuttosto dura e travagliata.
Ekonomik sıkıntı çekti.È in gravi difficoltà economiche.
Bu sıkıntılı günlerde de uzun yürüyüşlere çıkar.Instancabile compagno nelle lunghe passeggiate.
Sabah sabah durup dururken bir sıkıntı içimi kapladı.С самого утра меня стала мучить какая-то удивительная тоска.
Dinleyiciler sıkıntıdan esnemeye başladı.От скуки слушатели начали зевать.
Bu delikte can sıkıntısından ölünür.В этой дыре можно сдохнуть со скуки.
Sıkıntıdan patlamaya hazır ol.Приготовься скучать.
Sıkıntıdan patlamaya hazır olun.Приготовьтесь скучать.
Bence sıkıntı yok.По-моему, нормально.
Şu anda Maria büyük ekonomik sıkıntıda.В настоящее время Мария находится в крайне трудном финансовом положении.
(Yunus Emre) “Can, sahrasına vararak tenden ve dünya sıkıntısından kurtuldu.Договоры у арабов скреплялись клятвой «Клянусь солью, огнём и Аль-Лат, которая превыше всех».
Lokomotiflerde yedek parça sıkıntısı baş gösterdi.Куда хуже дело обстояло с локомотивами.
Bu namazı kılanlar mahşer sıkıntısı çekmezler.Это люди, которые небрежно относятся к предписанным молитвам и совершают их не должным образом.
Öyleyse yaşam, can sıkıntısı ile acının arasında sallanarak gidip gelendir.В общине жизнь протекала между делами благочестия и милосердия.
"Sıkıntı yok!".Ничего страшного».
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.Кроме того, у клуба возникли финансовые затруднения.
"'Şahsiyet' Bir senaryo sıkıntısı daha".«More Bang for the Book.»
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Остается надеяться на то, что экономические трудности в ближайшее время останутся в прошлом.
Adam ise aralarındaki sıkıntılar sebebiyle karısına bile yabancılaşmış, ondan uzaklaşmıştır.Она решает с ним расстаться, так как их отношения взаимно разрушительные, и уходит от него.
Finansal sıkıntılara rağmen liseyi okudu.Несмотря на материальные трудности, окончил гимназию.
Edirne şubesi, mali sıkıntılar nedeniyle kısa süre sonra kapanmıştır.Хэкетт вскоре покинул группу из-за финансовых разногласий.
Fakat maddi sıkıntılardan dolayı bu gazete de kapandı.Из-за финансовых проблем журнал был закрыт.
Ancak bu küçük, sıkıntılı dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değildir...Я понял, что в этом блядском мире, ребята, ничего не бывает просто так.
Yapmadığı takdirde kişide bir iç sıkıntısı belirir.Куда бы он не пошёл от него одни неприятности.
Okuldaki son yılı sıkıntılı geçti.Последний год обучения в школе.
Sana sıkıntı verenlere de aman vermesin.Мы не можем помочь тем, кто запутался.
Fakat baharat, diğer krallıklarda en çok sıkıntı çekilen üründür.Растения являются наиболее необходимым царством для других организмов.
Ülke çok sıkıntılı günler yaşıyordu.Государство это переживало тяжёлые времена.
Sıkıntıya gelmez ve eğer sıkılırsa eşyalara zarar verir.Однако, если собаку не занимать, она заскучает или будет портить вещи.
Vahiy 7:15 Bana dedi ki, "Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir.В 23:25:47 командир заявил: Мы должны добраться туда побыстрее.
Operatörlerin şebeke sıkıntısı bulunmamaktadır.Так что за судьбу перекупщиков волноваться не стоит.
Bu sıkıntılı günlerde de uzun yürüyüşlere çıkar.Для него важны длительные подвижные прогулки .
Hayatının önemli bölümünde, ekonomik sıkıntılar yaşadı.Несмотря на его относительную известность, большую часть жизни он испытывал финансовые трудности.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Быстро научился ездить на велосипеде.
Bir süre geçim sıkıntısı çekti.И ей пришлось пережить тяжёлый момент.
Şiirlerinde insanların sıkıntılarını ve yurt sevgisini dile getirdi.В них поэт отобразил тяготы своей жизни, любовь к людям и родному краю.
Geçim sıkıntısı yüzünden okulu bırakıp çalışmaya başladı.Из-за нищеты был вынужден рано бросить школу и пойти работать.
Ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle araçtan yalnızca 55 adet üretilebilmiştir.Однако из-за финансовых затруднений удалось построить только 10 серийных машин.
Şehirde elektrik ve su şebekeleri çalışmaz haldedir ve kentte yiyecek sıkıntısı başgösterir.В лагере не хватало продовольствия и воды, начался массовый падёж лошадей.
En önemli sıkıntılardan biri de eğitimdir.Первая из этих задач – воспитательная.
Ama dil konusunun büyük bir sıkıntı olduğu ortaya çıktı.Однако их продвижение затруднено из-за языка.
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.Садист, страдает вспышками неконтролируемого гнева.
Yazları sulama sıkıntısı çekilmektedir.Требует сухого летнего содержания.

İlgili Sayfalar