sıkıntı ile cümle

sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sizce Sırp ekonomisi en büyük sıkıntıyı yılın hangi döneminde yaşayacak ve neden?What period of the year do you see the greatest strain on Serbia's economy and why?
SETimes: Hakim ve savcı sıkıntısı çekiliyor mu?SETimes: Is there a shortage of judges and prosecutors?
Enerji sıkıntısı çekmemek için bütçeyi onaylanmak üzere parlamentoya getirmeye hazırız.We are ready to bring the budget in parliament [for approval], so that energy is not lacking.
Bu yaz Sırbistan'da rock konseri sıkıntısı yaşanmıyor.There is no shortage of rock concerts this summer in Serbia.
Bunlardan en büyüğü olan iş bulma konusu ise dünya çapında bir sıkıntı.The biggest of them -- finding and keeping a job -- is a global phenomenon.
Ekonomik sıkıntılar Yunan Sosyalistlerine büyük zafer getirdiAmid economic woes, Greece's Socialists win big
Sırbistan'da itfaiyeci sıkıntısıSerbia's firefighters in short supply
Hırvat İlaç Şirketinin Başı Mali Sıkıntılarla DertteFinancial Woes Trouble Croatian Pharmaceutical Company
Her yıl iş gücüne ekonominin sindirebileceğinden daha fazla gencin katılması sıkıntıya yol açıyor.The crunch comes as more young people enter the labour force every year than the economy can absorb.
Gıda fiyatlarına yapılan zamlar ise pek çok vatandaşı büyük sıkıntıya sokuyor.Food prices have headed in the other direction, putting many people in a very difficult position.
Enflasyon oranları Sırp hükümetinin tahminlerini aşınca tüketiciler sıkıntıyı hissettiConsumers feel the pinch as inflation rates exceed Serbian government forecasts
Onlara göre sayaç şartı sanayiinin sıkıntılarına yenisini eklemekten başka bir işe yaramayacak.The metre requirements, they say, will only add to the industry's woes.
Yine de, bir takım nedenlerden ötürü sıkıntı devam ediyor.Nevertheless, a shortage remains for a number of reasons.
Fakat Sırbistan, bölgede enerji sıkıntılarıyla boğuşan tek ülke değil.But Serbia is not the only country in the region grappling with energy shortages.
Seçmen azlığı sorunu sıkıntı vermeye başladı.The problem -- too few voters bothered to show up.
Bütçe sıkıntıları da hükümetin turizmi destekleme çabalarını baltalıyor.Budget constraints, meanwhile, have hampered government efforts to promote tourism.
Yağış azlığı, elektrik tedariğinde sıkıntı yaratıyor. [Petar Kos/SETimes]The dearth of rain is straining some power supplies. [Petar Kos/SETimes]
Cumhurbaşkanı Boris Tadiç'e göre, sıkıntı bir önceki hükümetin hatasıydı.According to President Boris Tadic, the shortfall was the fault of the previous government.
Makedonya'daki sıkıntılı siyasi durum hakkındaki film, 12 Avrupa filmine karşı yarıştı.The film, about Macedonia's difficult political situation, competed against 12 other European films.
Bölgedeki diğer ülkeler ise elektrik sıkıntısı yaşamamak için çeşitli stratejilere başvuruyor.The other countries in the region are pursuing varied strategies to keep the lights on.
Elektrik sıkıntısı yalnızca Balkanlar’a özgü bir sorun değil.Lack of electricity is not only a Balkan problem.
Fakat bunun sıkıntısını çeken, burada yaşayıp doğrudan tehdit altında kalan bizleriz.But we are the ones who suffer, people who live here and who are directly threatened.
İnşaat gibi bazı sektörlerde işgücü sıkıntısı oldukça yoğun.Labour shortages are intense in certain sectors such as construction.
Adaptasyon sıkıntısı, çoğu geçiş ekonomisinin buluştuğu ortak bir paydadır.The difficulty of adjustment is a common denominator in many transition economies.
Kosova uzun zamandır enerji sıkıntısı ve sık sık yaşanan elektrik kesintileriyle cebelleşiyor.Kosovo has long been plagued with energy shortages and frequent blackouts.
Maddi sıkıntı içindeki bir kadın, Podgorica’da bir pazarda bazı eşyalarını satıyor.A woman sells some of her possessions at a market in Podgorica, due to financial hardship.
Personel ve ekipman sıkıntısına rağmen, emniyet müdürü emrindeki güce yüksek puan veriyor.Despite staffing and equipment shortages, the director of police gives his force high marks.
Ancak demiryolları başta olmak üzere, ortak altyapı çalışmaları sıkıntı yaratmaya devam ediyor.The challenge between us remains building common infrastructure, especially the railway.
Bosnalı Sırplar taraflarını korumak ve ekonomik sıkıntılardan kurtulmak istiyorBosnian Serbs seek to preserve entity, find way out of economic woes
Ancak, başta parasal sıkıntılar nedeniyle sürecin daha fazla zaman alma potansiyeli bulunuyor.However, the process could potentially take longer, primarily because of financial constraints.
Ekonomik sıkıntı içindeki tekstil işçileri, Zagrep şehir merkezinde gösteri yapıyor. [Reuters]Textile workers protest in central Zagreb amid economic woes. [Reuters]
Arnavutluk'ta kaynak sıkıntısı çeken sağlık sistemi rüşvete yol açıyorIn Albania, an underfunded healthcare system leads to bribery
Arnavutluk'taki kamu sağlık hizmetleri ciddi sıkıntılar çekiyor.Public healthcare in Albania suffers from serious deficiencies.
Emekliler de, 76 yaşındaki Vera gibi geçinme sıkıntısı içinde.Meanwhile, pensioners like 76-year-old Vera are staring at an empty pantry.
Kaynak sıkıntısına rağmen 2009 Üniversite Yaz Oyunları başarılı geçti.Despite a shortage of funds, the 2009 Summer Universiade was a success.
Rumen kültürü kaynak sıkıntısı çekiyorRomanian culture on a shoestring
Etnik gerginlikler yatışsa da, geçim sıkıntısı sorun olmaya devam ediyor.Though ethnic tensions have eased, making ends meet remains a struggle.
Mallar pahalılandığında sıkıntı doğacak, bu da daha az kredi anlamına gelecek.When goods are more expensive there will be shortages, which means less credits.
Örneğin yerel taksi şoförleri yeni otomobil sıkıntısı yaşandığını söylüyorlar.Local taxi drivers, for example, say new cars are in short supply.
Yargı reformu Sırbistan'da hâlâ sıkıntılı bir konuJudicial reform still a thorny issue in Serbia
Makedonya'da ilkokul İngilizce öğretmeni sıkıntısı çekiliyor.Macedonia suffers from a shortage of primary-school English teachers.
Uygulanmaları konusunda da sıkıntılar var.There are problems in their implementation as well.
Yoğun turist akını, Hırvatistan'daki su sıkıntısına daha da kötü hale getiriyor. [Getty Images]The large influx of tourists is adding to the water shortage in Croatia. [Getty Images]
Personel sıkıntımız var ve yeterli yerimiz yok." dedi.We are understaffed and don't have enough space," Popovic said.
Bakan, "Günün büyük bölümünü elektriksiz geçiren halkın sıkıntısını anlıyorum."I can understand people's frustration, passing the main part of the day without electricity.
SETimes'a konuşan Kollios, "Tüm imalatçılar sıkıntı içinde ... herkes kızgın."Everyone who produces something is in trouble … everyone is angry.
Yunanlılar rahat bir nefes almasına karşın, ekonomistler henüz sıkıntıdan çıkılmadığını söylüyor.Greeks breathe a sigh of relief now, but economists say a day of reckoning still looms.
Hükümdarlığı biraz sıkıntılıydı.His reign was a troubled one.
Donanımsal sıkıntılar türlü türlü olabilir, bu yüzden genel bir çözümün varlığından söz edemeyiz.Hardware implants can be of any type, so there can be no general way to detect them.
Sınıflandırma sıkıntısıDifficulty of classification
Dostoyevski'nin tekrarlanan mali sıkıntıları onu birkaç siyasi çevreye katılmaya itti.Dostoyevsky's renewed financial troubles led him to join several political circles.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.His financial worries are eased by the chance death of an uncle, and he leaves again for Paris.
MEFO notları 1938'de sona erdiğinde, hükumet ciddi bir nakit sıkıntısı çekti.When the MEFO notes fell due in 1938, the government discovered a serious cash shortage.
Vettel'in yaşadığı sıkıntılarından ve Nico Rosberg'in frenindeki sorunlardan faydalandı.He capitalised on Vettel's troubles and Nico Rosberg's brake by wire issues.
Arjantin'de Kremer çok sıkıntı çekti.In Argentina, Kremer suffered much hardship.
Chaka Chaka, Soweto'daki Dobsonville'de doğdu.[1] Chaka Chaka büyürken sıkıntılı dönemlerden geçti.Chaka Chaka was born in Dobsonville in Soweto.[1] Chaka Chaka had it tough growing up.
Ülke, tıbbi maske sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı.The country faced a shortage of medical masks in pharmacies.
Fobik durumlardan kaçınılır veya yoğun endişe veya sıkıntı ile devam eder.The phobic situation(s) is avoided or else is endured with intense anxiety or distress.
Acclaim 2004'te video oyunu satışlarının düşmesiyle mali sıkıntılar yaşadı.Acclaim suffered financial problems in 2004, the result of poor sales of its video game titles.
Force India'dan Paul di Resta ve Adrian Sutil de yarışın ilk yarısında sıkıntılar yaşadı.Paul di Resta and Adrian Sutil of Force India also struggled during the first half of the race.

İlgili Sayfalar