sıkıntı ile cümle

sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.So eat thereof, and feed the hungry poor.
Eğer borçlu sıkıntıda ise, kolaylığa çıkıncaya kadar ona mühlet verin!And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Dâima sizin sıkıntıya düşmenizi isterler.Fain would they that which distresseth you.
"Onlardan yeyin ve sıkıntı içindeki yoksullara da yedirin."So eat thereof, and feed the hungry poor.
Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız.Then, when harm touches you, unto Him you cry aloud for help.
Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız.Then, when harm touches you, unto Him you cry aloud for help.
Size sıkıntı verecek şeyi pek severler.They desire to harm you severely.
Sonra size sıkıntı dokununca Allah a feryad edersiniz.Then, when harm touches you, unto Him you cry aloud for help.
Sıkıntılara direndikleri için, Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti.And the fair Word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel, because of their endurance.
Nitekim, bir sıkıntıya uğradığınızda sadece O'na yalvarırsınız.Then, when harm touches you, unto Him you cry aloud for help.
Şayet o, birçok işte size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.You are to warn with it—and a reminder for the believers.
Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez.If God touches you with adversity, none can remove it except He.
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan başkası gideremez.If God afflicts you with harm, none can remove it except He.
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır.When adversity touches the human being, he calls on Us.
O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.You are to warn with it—and a reminder for the believers.
Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır.These are the sincere; these are the pious.
Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler.Until they increased in number, and said, “Adversity and prosperity has touched our ancestors.”
Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."They have no power to relieve your adversity, nor can they change it.”
İnsanların başına bir sıkıntı gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar.When affliction touches the people, they call on their Lord, turning to Him in repentance.
Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.Towards the believers, he is compassionate and merciful.
Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.They have no power to relieve your adversity, nor can they change it.”
Eğer Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur.If God afflicts you with harm, none can remove it except He.
Zaferimiz ulaşıncaya dek sıkıntı çektiler.There can be no change to God’s words.
Ne var ki anlayışlarını yitirdiler: "Sıkıntı ve refah atalarımıza da dokunmuştu," dediler.Until they increased in number, and said, “Adversity and prosperity has touched our ancestors.”
"Kim mesajımdan yüz çevirirse sıkıntılarla dolu bir hayata mahkum olur.But whoever turns away from My Reminder, for him is a confined life.
İşlerin çoğunda sizlere uysaydı sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
Rabbine inanan hiçbir haksızlığa ve sıkıntıya uğramaz."Whoever believes in his Lord fears neither loss, nor burden.
Biz ve çoluk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik.We and our family are struck with distress and have brought only a paltry sum.
Size sıkıntı verecek şeyi pek severler. Ağızlarından nefret ve öfke taşmaktadır.Hatred is revealed by (the utterance of) their mouths, but that which their breasts hide is greater.
Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.So Allah made it taste hunger and fear because of what they used to do.
“Ben” dedi, “sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a arz ediyorum.He said, ‘I complain of my anguish and grief only to Allah.
Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.You should not hesitate to convey its warning and its good advice to the believers.
Onunla uyarman ve inananlara öğüt vermen konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasınYou should not hesitate to convey its warning and its good advice to the believers.
Size gelen her nimet Allah'tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız.Whatever blessing you have is from God, and to Him you turn for help when distress befalls you,
Size ulaşan her nimet ALLAH'tandır. Nitekim, bir sıkıntıya uğradığınızda sadece O'na yalvarırsınız.Whatever blessing you have is from God, and to Him you turn for help when distress befalls you,
*Yemen'de Elektrik Sıkıntıları*Electricity Woes in Yemen
Sıkıntı yerini serinlemeye bıraktı.Tension gave way to relief.
Frida Urtiz, kocasının kaçırılmasının ardından ciddi kalp sıkıntıları yaşamaya başladı.Frida Urtiz, for example, suffered grave health problems after the abduction of her husband.
Bu konudaki en büyük sıkıntılardan biri, psikolojik tacizi tanımlamanın ve ispatlamanın zor olması.One problem is that mobbing can be hard to define, and even harder to prove.
Borçlular ve ithalatçılar bunu kutlarken, ihracatçılar sıkıntılı günler geçirdiler.While debtors and importers celebrated, exporters fretted.
Bölgedeki diğer ülkeler de, bu sıkıntılı süreçten kurtulmak için kendi planlarını uyguluyor.Other countries in the region have adopted their own plans for staving off hardship.
Ülkede mücadele edecek yolsuzluk bulmak konusunda sıkıntı yaşanmadığı kesin.Certainly there is no shortage of corruption to battle against.
Daha yüksek faiz oranları, aşırı derecede borçlu olanlar için büyük risk ve sıkıntı demek.Higher interest rates cause pain for those who are overly indebted, with large exposures.
Braliç: Müslüman toplumu ile herhangi bir sıkıntımız yok.Bralic: We have no problems with the Islamic community.
AB-Rusya görüşmelerinde, et ihracatında yaşanan sıkıntılar çözülemediEU-Russia talks fail to end meat export row
Vize yüzünden sıkıntı yaşayanlar sıradan vatandaşlar", diyor.It was the common citizens who suffered," Hasimja told SETimes.
Bölgenin büyük bölümü yüksek düzeyde işsizlik ve beyin göçü nedeniyle sıkıntıda.Much of the region continues to suffer from high unemployment and "brain drain".
Öğrenmede ve sınavlarda sıkıntı yaşıyorlar.They had difficulties learning and during exams.
İşçiler, düşük maaşlar ve yetersiz sosyal güvenlik imkanlarıyla ilgili sıkıntılarını dile getiriyor.Workers voice their frustrations over low salaries and lack of a safety net.
Bu yıl bazı sıkıntılar yaşadık, ama herşey yolunda giderse burada kalmaya devam edeceğim.This year we have had some problems … but if everything goes well, I will continue to stay there.
Son on yıldır, Arnavutluk'ta yaşam enerji sıkıntılarından ciddi ölçüde etkilendi.Over the last decade, life in Albania has become seriously affected by energy shortages.
İş kadını, "2008'in ortalarına kadar, tüm alanlarda eleman ve uzman sıkıntısı yaşanıyordu."Until the middle of 2008, there was a shortage of workers and specialists in all fields.
Süleymani, üniversitenin şu anda personel ve yer sıkıntısı çekmekte olduğunu belirtti.Currently, the university suffers from lack of staff and limited space, Sulejmani says.
Bu yıl ikinci kez, Sırbistan hayati ilaçlarda sıkıntı yaşıyor.For the second time this year Serbia faces a shortage of vital drugs.
Sırbistan'daki ilaç sıkıntısından en çok kalp ve psikiyatri hastaları etkileniyor. [Reuters]Cardiac and psychiatric patients are mostly affected by medicine shortage in Serbia. [Reuters]
Bunların üçte ikisi akaryakıt sıkıntısı yüzünden geçici olarak kapanmak zorunda kalmıştı.More than two-thirds of them were forced to close temporarily due to a lack of fuel.

İlgili Sayfalar