sıkı ile cümle
sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu düşüşün en büyük sebebi işsizliğin yol açtığı geçim sıkıntısıdır.The chief cause of the downturn appeared to have been loss of operational efficiency.
Betis ise son yıllarda maddi sıkıntılar yaşamaktadır.Bell had suffered from health problems in the previous years.
Fakat o da, kısa bir süre sonra, bu şehirden uzak olan Yassıada'dan sıkılır.This was to distinguish it from the nearby town of (Groß) Strehlitz.
Köyün şebeke suyu mevcuttur fakat su sıkıntısı çekilmektedir.The remains of the town are visible when the water level drops.
Güvenlik güçlerine sıkılan her kurşun millete sıkılmış bir kurşundur.Every life lost to gun violence is a tragedy.
Sert bir darbe alması durumunda sıkıntı yaşayabilecekti.During their argument, Will suffered a stroke.
Mayıs Sıkıntısı, Nuri Bilge Ceylan'ın 1999 yapımı filmi.Clouds of May (Turkish: Mayıs Sıkıntısı) is a 1999 Turkish film directed by Nuri Bilge Ceylan.
Editör Jann Wenner, San Francisco'nun sıkıcı ve tekinsiz bir yer olmaya başladığını söyledi.Editor Jann Wenner said San Francisco had become "a cultural backwater".
Sıkıyönetim askeri mahkemelerince 517 sanığa idam cezası verildi.Of the accused, 752 were given punishment.
Sıkıyönetim ilan ettikten sonra hükümet Rexistleri bastırmayı başardı.After proclaiming martial law, the government was able to suppress the Rexists.
1Tomko, program sıkışıklığı nedeniyle maçta bulunamadığından bu maç handikap maçıydı.1This was a handicap match, not involving Tomko due to scheduling conflicts.
Sıkıştırma kuvveti dolgu malzemesi eklenerek geliştirilebilir.Compressive strength can be improved by adding filling material.
Varoluş sıkıntısının, sevgi yoksunluğunun sorun olarak simgelendiği asıl kişi erkek kahramandır.The vast majority of people who go missing in connection with conflict are men.
"'Şahsiyet' Bir senaryo sıkıntısı daha"."영화 `또 하나의 약속`의 배우 박희정".
Sinir dokularının sıkışması genellikle geri döndürülemez beyin hasarı ile sonuçlanır.Compression of the nervous tissue usually results in irreversible brain damage.
Lise eğitimine hastalığı ve ailesinin yaşadığı geçim sıkıntıları yüzünden devam edemedi.He failed to graduate from both institutions due to financial difficulties and his father's illness.
Daha sonra Storm heel oldu ve seyircileri tatmin etmekten sıkıldığını söyledi.Tricia then seven, announced she was bored with watching.
Para sıkıntısından İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı.He returned to England in disgrace.
Böylece ikisi arasında sıkıntılı ve zor bir dostluk süreci başlamıştır.Strange and painful relations commence between them.
Daha sıkıca kapatılmış yönler daha büyük genişlikte hız dağılımlarına sahiptir.More tightly confined directions have bigger widths in the ballistic velocity distribution.
Bu bir tek-boyutlu sıkı bağlı abeliyen Lie gruptur .It is a compact connected Lie group.
Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti."Předvolební kampaň hodně přitvrdila.
Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti..Since I left prison things have been hard.
Daha sıkı bir sorumluluk standardı ise bilimsel teftiştir.A more rigorous standard of accountability is known as an audit.
Borucukları, sıkı bir şekilde yan yana yer alırlar.Their coffins were placed side by side.
Bu düzenleme ön planı daha dar bir alana sıkıştırmıştır.This constant pressure made it necessary to consider plans on an additional building.
0.3 yukarıda, sorun sıkıştırılabilir aerodinamik kullanılarak çözülmelidir.Above Mach 0.3, the problem flow should be described using compressible aerodynamics.
Bağlantı yüksek verimlilik için sıkı olmalıdır.The XE stands for Extreme Efficiency.
Cisimlerin sıkıştırma mukavemeti genelde gerilme kuvvetlerinden daha yüksektir.Compressive strength for materials is generally higher than their tensile strength.
1990'lar Atasoy için sıkıntılı başladı.In the 1960s, things started going downhill for the Manhattan.
Bu nedenle çok sıkı önlem alınmalıdır.It thus requires careful handling.
Kulüp ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamış ve 2011'de ekonomik sebeplerle kapanmıştır.The club made negative headlines when it encountered financial trouble in 2011.
Bu durum oldukça sıkı üç boyutlu bir yapı oluşturmaktadır.The result is a tight three-dimensional structure.
Dedektif Diyaz öfke kontrolü konusunda sıkıntılar çekmektedir.People express serious interest in controlling gun abuse.
Taban döşemeleri sıkıştırılmış topraktan yapılmıştır.The floor was built from compressed soil.
Amacı maddi sıkıntı yaşamadan çalışmalar yapmaktı.My goal was to capture real life without intruding.
Başkan George Washington 13.000 asker ile sıkıyönetim ilan ederek halkı ayaklanmaya çağırdı.President George Washington marched at the head of 13,000 soldiers to suppress the insurrection.
Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu.In fact, in case of trouble, he was in the way.
Moğollar Selçuklu Sultanlarını sıkı bir denetim altında tutuyordu.Campus pastors supervised members' lives very closely.
Kısa buyruklar ayrıca boyut ve işlenen sayısı üzerinde de daha sıkı kısıtlamalara sahiptir.Themes also have an effect on track length and highest elevation.
Chris O'Dowd rolü Franklin Portman, Jake'in Abraham ile sıkıntılı ilişkisi olan İrlanda'lı babası.Chris O'Dowd as Franklin "Frank" Portman, Jake's father and Abe's son.
Bu da sıkıştırma verimini düşürür.This pushes the price down.
Suyun kaynağı ise "sıkışmış hava"dır.)A reach is (among other things) a stretch of water.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.We have felt a remarkable kinship with these people, sympathized with them and revered them.
Albümün kayıt aşamaları ise uyuşturucu sorunlarıyla sıkıntılı geçti.The album's progress was affected by contractual disputes.
İstanbul'da siyasi toplantılar Sıkıyönetim Komutanlığınca yasaklandı.Outdoor political rallies were banned in Bavaria due to frequent violence.
Ailesi iç savaş nedeniyle parasal sıkıntıya düştüğü için zor koşullarda büyüdü.Her family was of humble financial circumstances due to the Civil War.
Müziğe küstü, uzun ve sıkıntılı bir döneme girerek evine kapandı.Goofy enters home tired after a hard day at work.
Köydeki istihdam ve geçim sıkıntısı bir hayli fazladır .The integrity and condition of the estate as a whole is exceptionally high.
Lee Jung-Soo uyandığında kendisini arabanın içinde sıkışmış bir halde bulur.Jung-won sees her as she falls.
Eğer damat para konusunda sorun çıkarırsa gençler tarafından sıkıştırılır.Seeing what the owner achieved by fair means, the young man begins to question his actions.
Dana da Alice ve sevgilisi arasında sıkışmıştır.Now, Siva is stuck between his father and his love.
Tuncay Şanlı ile o günden bu güne devam eden sıkı bir arkadaşlık sürdürmektedir.The Friday Sublime night has continued to run successfully since that time.
1971 - Sıkıyönetim yasasında değişiklik yapıldı.1978 The Pregnancy Discrimination Act is enacted.
Brian mektubu okuduktan sonra Anthony ile el sıkışır ve onu kucaklar.After Brian reads the letter, he walks out to Anthony, who offers a handshake.
Yine birçok hikâyede Daisy Duck ilk sıkı arkadaş oldukları görülür.She appeared as one of Daisy Duck's closest friends in some stories.
Bu zarlar düzensiz sıkı bağ dokusundan yapılmışlardır.These paper series are untrimmed raw paper.
Babası bir otobüs şoförü idi be aile geçim sıkıntısı yaşıyordu.His father was a bus-driver in civilian life.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık."Parking a problem at train station".
Ambargo sonucu petrol fiyatları yükselirken, dünya çapında benzin sıkıntısı ortaya çıktı.Due to the shutdown in refineries, gas prices did see an increase nationwide.