sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yine de bu ilintili kayaçlar arasında sert ve sıkı sınırlar yoktur.There are, however, no hard-and-fast boundaries between allied rocks.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.He also has a serious drinking problem.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Let not your heart be troubled, neither let it be afraid".
People'da yer alan bir eleştiride, kitabın "sadece sıkı hayranlar için" olduğu yazıldı.A preview in People said the bottom line was that the book is "for die-hard fans only."
Windows Media Audio (WMA), Microsoft tarafından geliştirilen sıkıştırılmış ses dosya biçimidir.Windows Media Audio (WMA) is an audio data compression technology developed by Microsoft.
Avlarını güçlü çeneleri arasına sıkıştırıp suya çekerek boğarlar.She would then introduce her hatchlings to the water and even feed them.
En büyük sıkıntı su sıkıntısıdır.The major issue is scarcity of water.
Tamamen kalbi kırılmış olarak etrafta yıkım başladığında Wolfram & Hart'ın içerisinde sıkışır.Completely broken, she is left in the Wolfram & Hart as it starts to crumble around her.
Filler yaşayan türler arasında en sıkı bağlarla bağlı topluluklardan birini oluşturur.The elephant has one of the most closely knit societies of any living species.
Gaga bu yeni fırsatın önemini anlıyor ve ona sıkıca sarılıyor.Liza realizes how pitiful he is and tenderly embraces him.
Sıkıyönetim Mahkemeleri'nde yargılandı.Instances of swirling have been prosecuted in courts.
Dünyada iken yaşadığı sıkıntı taşınmış olmalarıdır.I could wish the times in which he lived had been less troubled.
24 Mayıs - Sıkıyönetim 11 il'de 2 ay daha uzatıldı.In addition, 24 hours of Community Service (must be completed by May 1 of senior year.
Bir şiir kitabı (Sıkı Tut Ellerimi), bir de sinema kitabı (Türk Sinemasında İdeoloji) yazarıdır.With the life of the author, and a discourse on the poem.
Kim Bo-mi - Park Song-I Do-ha'nın arkadaşı ve Woon-gwang'ın sıkı hayranı.Kim Bo-mi as Park Song-i Do-ha's friend and flat mate.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Some animals do not survive the hours long transports.
Endüstri sektörü küçüktür ve elverişli toprak sıkıntısı yüzünden tarım sektörü de limitlidir.The industrial sector is small, and agriculture is now severely limited by a lack of suitable land.
Geçirdiği sıkıntılı günlerden sonra tekrar kutsanan Eyüp bunun üzerine bir 140 yıl daha yaşamıştır.The aftershock sequence has continued for over 140 years until the present day.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.He ran out of country before he got bored.
Kendisi sıkı bir Beşiktaş taraftarıdır.He is a long-stick defenseman.
Bu sıkıntılı dönemi dayanışma ile aşarak ülkeyi düze çıkarmayı başarmalıyız." dedi.To reach the depths of truth, we must drag the waters."
Taylor içinde ayrı olarak asılı gaz kabarcıkları olan sıkıştırılamaz bir sıvı tasarladı.Taylor devised an incompressible liquid with separated gas bubbles suspended in it.
Hayâtının sonuna kadar sıkı dost kaldılar.Their friendship remaines strong till the end.
Uç çekildiğinde çözülür, ip bedeni çekildiğinde sıkışır.When he feels distressed, he rests his body.
Performans ABD'de zaman sıkıntısı ve teyp gecikmeleri nedeniyle gösterilmedi.The time in the United States was characterized by hard work and achievement.
Mohizm'in kurucusu olup Konfüçyüsçülüğe ve Taoizm'e sıkıca karşı çıkmıştır.He founded the school of Mohism and argued strongly against Confucianism and Daoism.
Bu nedenle bu iki teorinin kombinlenmesinde , zaman karmaşası sıkıntı yaratmaktadır.These attempts to combine both theories still causes confusion today.
Lokomotiflerde yedek parça sıkıntısı baş gösterdi.New locomotives were substituted at several points.
Kulüp ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşıyordu.However, the club still had financial issues.
Trafik sıkışıklığına neden olabilecek pek çok durum söz konusu olabilir.Any one of many things could have made the company collapse.
Piezo kelimesi, Yunanca’dan türetilmiştir; “sıkıştırmak, basınç uygulamak” anlamlarına gelmektedir.'Piezo' comes from the Greek 'piesi,' meaning 'pressure.'
Fakat çok sıkıcı bir kişiliğe sahiptir.He has a very lazy personality.
Çamaşır suyuna olan bağımlılığından ötürü sıkıntı çekmektedir.It is considered unsafe for swimming owing to its rockiness.
Hatta bazı durumlarda sıkışıklık sonucu araçlar tamamen durma noktasına gelebilirler.In extreme circumstances, the vehicle may roll over.
Bunun haricinde, gündelik hayatı çok sıkıcıydı.His day-to-day life is very boring.
Daha sonra ağız kapatılır ve kese sıkıştırılarak boşaltılır.It will be thrown out and door or canopy closed.
Bu transferle bu sıkıntımızı çözdük.However, this transfer fell through.
Bu dönem canlılarının yaşamı, bitkiler olsun, hayvanlar olsun, suya sıkı sıkıya bağımlıydı.In this land of extremes, plants and animals alike must be strong to survive.
Ancak bu küçük, sıkıntılı dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değildir...In this world of secrets, nothing is as it seems.
Günümüzde bu birleşme prosedürleri eskiye göre daha sıkı yönetilmektedir .Minimally invasive procedures are currently performed more than ever before.
(Hikaye çok güzel ancak tarih sıkıntılı görünüyor.The recording has historic interest but the sound quality is very poor.
Doğu'da da Kitanlar tarafından sıkıştırıldı.Additions were made to the east also.
8 Mayıs'ta, her iki taraf içinde durum sıkıntılıydı.By October 8, Israel had encountered military difficulties on both fronts.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.This experience occasioned considerable fright, and a very humorous conversation ensued.
1970'lerde havalimanı Boeing 747 gibi büyük uçaklardan dolayı alan sıkıntı yaşıyordu.In the 1990s, aircraft manufacturers were planning to introduce larger planes than the Boeing 747.
Hükümdarlığı biraz sıkıntılıydı.His governorship was a stressful time.
Sıkı bir Front National muhalifi olup bu görüşünü uzun süredir sürdürmektedir.Contemporary legal positivism has long abandoned this view.
Zaman geçtikçe Molla Güranı ile sıkı bir dostluk ortaya çıkmıştır.There, she develops a deep friendship with Wolfsbane.
Bu kez içerideki tabakayı sıkıştırır.He's pulling that stuff out from inside somewhere.
Daha sonra suyu sıkılır.The gas is then exhausted.
1948'de ülkede sıkı yönetim ilan edildi ve Siyonizm suçunun cezası arttırıldı.In 1948, the country was placed under martial law, and the penalties for Zionism were increased.
Çalışma takvimi tam anlamıyla felaket, bazı sahneler sıkıcı.The research is convincing, the plotting taut, the scenes wonderfully vivid.
Bu üç şehirde sıkıyönetim ilan edildi.Consultative referanda were held in all three municipalities.
İstanbul ve Ankara'da sıkıyönetim ilan edildi.The security of Istanbul and Marmara should be provided for.
Bu sırada yoldaşları sıkıştırılmıştı.In the meantime, his companions were scattered.
İçme suyu sıkıntısı yoktur.There is no public drinking water.
Bu kuşun küçük, güvercin-gibi bir baş ve boynu ama kuvvetli sıkı vücudu vardır.This sandgrouse has a small, pigeon like head and neck, but a stocky compact body.
Bu sıkıntının temel sebebi internet sitesi çalışanlarıdır.This scenario primarily concerns systems acting as servers on the web.
Yalancı zar, altındaki mukoza (örtüye) sıkıca yapışmıştır.The patient may also lie prone (face down) rather than the more usual supine (face up).
Sıkıyönetim Başkanı Ferdinand Marcos tarafından 21 Eylül 1972 tarihinde Filipinler'de ilan edildi.A self-coup was declared by Philippines President Ferdinand Marcos on September 21.

İlgili Sayfalar