sıkı ile cümle
sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bana sıkıntı verdi.Tom gave me a hard time.
Tom Mary'ye daha sıkı çalışmasını söyledi.Tom told Mary to study harder.
Tom bir grup isyancı tarafından köşeye sıkıştırıldı.Tom was cornered by a group of rebels.
Dan'ın kamyoneti kumda sıkıştı.Dan's truck got stuck in the sand.
Gerçekten sıkı çalışıyorlar.They're trying really hard.
Tom gerçekten sıkı çalışıyor.Tom is trying really hard.
Mary gerçekten sıkı çalışıyor.Mary is trying really hard.
Bu parti sıkıcı.This party is dull.
Öğrenciler sıkılmış görünüyor.The students seem bored.
Çok sıkılmış görünmemeye çalış.Try not to look so bored.
Tom Mary'nin sıkıldığını söyleyebilir.Tom could tell that Mary was bored.
Sıkı bir programdasın, değil mi?You're on a tight schedule, aren't you?
Sıkışık bir programda mısın?Were you on a tight schedule?
Çok sıkı bir programdasın gibi görünüyorsun.You seem to be on a very tight schedule.
Bu yeri bulmada hiç sıkıntı yaşadın mı?Did you have any trouble finding this place?
Tom finalleri için sıkı çalışıyor.Tom is studying hard for his finals.
Herhangi bir sıkıntı içinde misin?Are you in any difficulty?
Önümüzdeki birkaç gün için programımız sıkı.My schedule is tight for the next three days.
Tom bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Tom is working very hard these days.
Aslında, oldukça sıkıcıydı.Actually, it was pretty boring.
Sıkıldığımı sana düşündüren ne?What makes you think I'm bored?
Benim kadar sıkıldın mı?Are you as bored as I am?
Linda, Dan'ın onu sıkıca kucaklamasını istedi.Linda asked Dan to embrace her tightly.
Lastikte bir çivi sıkıştığını gördük.We saw that a nail was stuck in the tyre.
O sıkıcıydı.It was boring.
Amber içinde sıkışan böcekleri korur.Amber preserves insects that get trapped in it.
Seyirci sıkıldığını hissediyor gibi görünüyor.The audience seems to feel bored.
Sıkıldığını hissediyor musun?Do you feel bored?
O, bütün gün sıkıldı.He was bored the whole day.
O sıkılmış görünüyordu.She seemed bored.
Hiçbir kaya sıkıntısı yok.There's no shortage of rocks.
Dün gece otele dönüş yolumu bulmada sıkıntı yaşadım.I had trouble finding my way back to my hotel last night.
Tom'un ailesi sıkı fıkı ve sevgi doludur.Tom's family is close-knit and loving.
Ders, çimenlerin büyümesini izlemek kadar sıkıcıydı.The lecture was as boring as watching grass grow.
Ders kuru boya izlemek kadar sıkıcıydı.The lecture was as boring as watching paint dry.
Sen tanıdığım en sıkıcı insansın.You are the most boring person I know.
Uzun saç, böyle bir sıkıntıdır.Long hair is such a bother.
Hasta halüsinasyonlardan sıkıntı çekiyor.The patient suffers from hallucinations.
Tom sıkılmış görünüyordu.Tom seemed bored.
Sıkılmıyorsun, değil mi?You're not bored, are you?
Bebek sıkışmış. Sezaryen gerekli.The baby is stuck. A caesarian section is necessary.
Benim mayom çok sıkı.My swimsuit is too tight.
O, birleşik kaşından dolayı sıkılgan.He's self-conscious because of his unibrow.
O orada dört yıl kaldı. Onu büyük sevinç ve sıkıntı bekliyordu.He remained there for four years. Great joy and distress awaited him.
Sıkıldığım zaman piyanoyu pratik yaparım.I practice the piano when I'm bored.
Bu sıkıcı bir söz.It's a boring word.
Ben tüm yaşamım boyunca sıkı çalıştım.I've worked hard my entire life.
Ben gerçekten sıkı çalışmak zorundayım.I have to study really hard.
Sokulgan davranış gerçekten can sıkıcı olabilir.Ingratiating behaviour can be really annoying.
Yaşlı profesörün dersleri dolambaçlı ve sıkıcıdır.The old professor's lectures are long-winded and ponderous.
Bu ay paraya sıkışığım.Money's tight for me this month.
Sıkı giyin, gece havası çok soğuk olur.Dress warmly, the night air is very cold.
Cümlede bir sıkıntı göremedim.The sentence seems fine to me.
Kız, parmaklarını kapıya sıkıştırdı.The girl got her fingers caught in the door.
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.Boredom is one of the most luxurious things.
Sıkılmak bir günahtır.To be bored is a sin.
Tom hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.Tom has never been bored. He spends all of his free time translating sentences.
Mary kollarını sıkıca göğsüne sardı.Mary wrapped her arms tightly around her chest.
Öğrenciler sıkılırlarsa kendilerini eğlendirmek için yollar bulurlar.If the students are bored, they will find ways to entertain themselves.
Onun sıkıntılarını bir kenara koyman daha iyi olurdu.It would be better to put his troubles aside.