sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom derinden sıkıntılı.Tom is deeply troubled.
Sıkılmaktan nefret ediyorum.I hate being bored.
Tom sadece sıkılıyordu.Tom was just getting bored.
Bir sıkıntı varsa beni arayın.Call me if there's any trouble.
Çok sıkıcı oluyorsun.You're getting very tiresome.
Biz burada çok sıkı bir programdayız.We're on a very tight schedule here.
Tom hep sıkı ağızlıydı.Tom was always secretive.
Bu sadece sıkıcı geliyor.It just sounds boring.
Akşam yemeği inanılmaz bir şekilde sıkıcıydı.Dinner was incredibly boring.
Dürüst olmak gerekirse, Tom yeterince sıkı çalışmadı.Frankly, Tom didn't try hard enough.
Sen okulda daha sıkı çalışmam gerektiğini söyledin.You said I should work harder at school.
Beni çok sıkı tutuyorsun, Tom.You're holding me too tight, Tom.
Can sıkıyorsun.You're getting to be a pain.
Bunun üzerinde uzun ve sıkı düşündüm.I've thought long and hard over this.
Tom kapıyı yavaşça ama sıkı bir biçimde kapattı.Tom shut the door gently but firmly.
Tom ve Mary sıkıca sarıldılar.Tom and Mary hugged tightly.
Tom ve Mary sıkı biçimde sarıldılar.Tom and Mary hugged tightly.
Tom, Mary'ye anlatmak için asla sıkıntı çekmedi.Tom never bothered to tell Mary.
O kadar sıkıldım ki çığlık atabilirim.I'm so bored I could scream.
Tom sıkı bir vejetaryen diyetine yapışıyor.Tom sticks to a strict vegetarian diet.
O, canını sıkıyor mu?Is that bothering you?
Trafikte sıkıştık.We're stuck in traffic.
Tom gerçek bir sıkıntı.Tom is a real nuisance.
Tom her zaman sıkı ağızlı.Tom is always secretive.
O gerçekten sıkıcıydı.That was really boring.
Kibarlığın aşırıya kaçması can sıkıcı.Excess of politeness is annoying.
Tom on beş dakika sonra sıkıldı.Tom got bored after fifteen minutes.
Tom Mary kadar sıkılmış görünmüyordu.Tom didn't look as bored as Mary.
O sıkıcı değil mi?Isn't it boring?
Japonya her yıl kasırgalardan sıkıntı çeker.Japan suffers from typhoons every year.
Ama onların sıkıntıları henüz bitmedi.But their troubles weren't over yet.
Oysa, onun sıkıntıları bitmedi.Yet, his troubles are not over.
Kompozisyon yarışması için giriş şartları çok sıkıdır.The entry requirements for the essay competition are very strict.
İnsanlar ilk kez karşılaştıklarında genellikle el sıkışırlar.People usually shake hands when they meet for the first time.
Son zamanlarda her şeyi sıkıcı buluyorum.Lately I've been finding everything boring.
Son zamanlarda, her şey bana sıkıcı görünüyor.Recently, everything seems boring to me.
O sıkıca benim elimi tuttu.She held my hand firmly.
Ekmek tostta sıkışmış.The bread is stuck in the toaster.
Beni daha sıkı tut.Hold me tighter.
Neden sıkı çalışmalıyım?Why should I work hard?
Gerçekten sıkı çalıştım.I tried really hard.
Bu gerçekten sıkıcı bir şey.It's something really embarrassing.
Biz sıkı bir bütçedeyiz.We're on a tight budget.
Sıkıldığımı mı düşünüyorsun?Do you think I'm boring?
Seni çok sıkıcı buluyorum.I find you very boring.
Bu kitap gerçekten sıkıcı.This book is really boring.
Başka her şey sıkıcı.Everything else is boring.
Bu film sıkıcı.This movie is boring.
Bugünkü ders sıkıcıydı.Today's lesson was boring.
Bu gerçekten can sıkıcı.It's really very annoying.
Trafik sıkışıklığına bir kaza neden oldu.The traffic jam was caused by an accident.
Benim programım biraz sıkı.My schedule is a little tight.
Benim programım oldukça sıkı.My schedule is rather tight.
Tom'un verdiği ders sıkıcıydı.The class taught by Tom was boring.
Tom'un dersi sıkıcıydı.The class taught by Tom was boring.
Trafik sıkışıklıklarından nefret ederim.I hate traffic jams.
Beni görünce elimi çok sıkı tuttu ve gözlerime bakıp "Seni seviyorum" dedi.When she saw me, she held my hand so tight, looked me in eyes and told me: "I love you."
Bu çok mu sıkı?Is this too tight?
Sıkılıyor musun?Are you getting bored?
Askerler yüksek bir uçurumun kenarında Tom'u köşeye sıkıştırdılar.The soldiers cornered Tom at the edge of a high cliff.

İlgili Sayfalar