IV. Felipe, İspanya Kralı, Lüksemburg dükü sıfatıyla.Feliks, książę Luksemburga, właśc.
İsmini muhtemelen güreşken sıfatının ağız değişmesiyle almıştır.Den fångade troligen sitt byte genom överraskning.
Davada taraf olan kimselerin, taraf sıfatını gerçekten taşıyıp taşımadıkları ise maddi hukukun konusudur.Detta är deras straff för att de inte kunde dela med sig av maten med andra som behövde den.
Fakat Türkçedekinin aksine bu dilde sıfatlar da çekimlenir.I grekiskan inringar dessa ord detsamma.
Mamafih muhafazakâr sıfatını reddetti, bunun yerine sendikalisti tercih etti.Arbetarna vägrade och istället så fick fackföreningen fler medlemmar.
İsmi niteleyen sıfat isimden önce veya sonra gelebilir.Andranamn kan stå före eller efter tilltalsnamnet.
Napolyon birinci konsül sıfatıyla 1802'de Louis'yi Josephine'in kızı Hortense de Beauharnais ile evlendirdi.1802 tvingade Napoleon honom att gifta sig med hans styvdotter, Hortense de Beauharnais.
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 – Lech Wałęsa blir den första folkvalda presidenten i Polen.
İletilerin içinde kullanılan sıfatlar katılımcıların yanıtlarının değişmesine sebep olabilir.Vilken form kommunikationen tar beror på deltagarnas förmåga att kommunicera.
Bu yıldan sonra da parlamenter cumhuriyet sıfatını elde etti.Dagen därpå antogs landets konstitution.
Gecede sizi de bekliyoruz. (ki) bağlacı vurgusuz ilgi zamiri olan ve sıfat türeten –ki vurguludur.Ніч; Ранок; Порт; Чи змогли б ви?; Вивіскам; Від утоми; Пеклище міста; Нате!; А однак!; Мерзота.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.Використовується в гомеопатії.
Senato üyeleri ise senatör sıfatını kullanır.Голова сенату обирається з числа членів сенату.
Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır.Більшість вулиць міста мають номери замість назв.
En büyük sıfat "Muhteşem'dir (The Magnificent)".10) чудовий (про якість).
İsmi niteleyen sıfat isimden önce veya sonra gelebilir.Термін може використовуватися перед назвою компанії або після.
Tüm sıfatları ve toprakları elinden alınır.Допустимі всі масті та їх відтінки.
Gecede sizi de bekliyoruz. (ki) bağlacı vurgusuz ilgi zamiri olan ve sıfat türeten –ki vurguludur.Bude-li mezi vámi kdo, ješto by poškvrněn byl příhodou noční, vyjde ven z stanů, a nevejde do nich.
1470'lerde, Hansa Birliği, kentin Hansa sıfatını iptal etti.V roce 1470 byl Visby zrušen status hanzovního města.
Saltanatın kaldırılması ile birlikte Abdülmecid'in veliaht sıfatı kayboldu.Když se nic nezdařilo, abdikoval.
Aynı dönemde dışişleri bakanı sıfatıyla Londra'da düzenlenen Uluslar Topluluğu Konferansı'na katıldı.O vyřazení rozhodli ministři zahraničí členských států tohoto společenství na schůzce v Londýně.
Senato üyeleri ise senatör sıfatını kullanır.O Senát se utkají známé tváře.
1939'da bir şehir (çita) olma sıfatı kazandı.V roce 1939 ji převzalo město Česká Lípa.
Onlara hiçbir hak tanınmaz, ve insanlık sıfatlarına hürmet gösterilmezdi.Embeřané nebyli vítáni a byli si toho vědomi.
“Tarihi sevdiren adam” sıfatıyla anılır.S deníky hovoří jako s milovanou osobou.
Arkaik sözcüğü geçmişle ilgili bir sıfattır.Významové sloveso je v příčestí minulém.
1990'lı yıllarda da Almanya ekonomik sorunlarından dolayı bu sıfatla anılmıştır.Jako důvod pro tyto kroky se označily ekonomické problémy kolem roku 1960.
Aynı zamanda "bunlarla ilgili" anlamında bir sıfattır.Jsou pro něj zároveň "tou správnou výzvou".
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.Bývá údajně využíván v homeopatii.
Sultan, genelde İslam hükümdarları tarafından kullanılmış olan bir sıfattır.Sultán je panovnický titul používaný v muslimských zemích.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.V rámci této funkce navrhl sesterský vztah s kolonií Nueva Germania.
1991'den önce, başbakan sıfatı yoktu ve ülkenin lideri bakanlar kurulu başkanı idi.Až do 70. let tak nebylo zřejmé, zda hlavní exekutivní pozici má prezident či premiér.
Kürtçede sayı sıfatı olarak yek kelimesi kullanılır.Pro pravoúhlý trojúhelník platí Euklidovy věty.
Ayrıca Antoni Gaudí'nin tasarımcısı sıfatıyla Montserrat Manastırı'nın kubbesini tasarlamıştır.Z Commodore také konstrukčně vychází Holden Monaro.
Motoru ortaya yerleştirilmiş ilk seri üretim araç sıfatını elinde bulundurmaktadır.Značka představila první sériově vyráběný automobil na světě s přeplňovaným motorem.
(Buradaki "bir" kelimeyi belgisiz sıfattır.) ne renk? neredeki yol?(Z okna se linula vůně.), KUDY?
II. Dünya Savaşı'na katılmış, ülkesi ABD'de 'en çok madalya alan Amerikan askeri' sıfatıyla ün kazanmıştır.Během druhé světové války se stal nejvíce vyznamenávaným vojákem americké armády.
İsminin önünde kimi zaman sıfat olarak Yakutça bir kelime olan "Aan" kullanılır.Jakutové někdy tuto bohyni nazývají Aan Alahçın Hatun.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.În această calitate, a propus înfrățirea cu orașul Nueva Germania, Paraguay.
Gecede sizi de bekliyoruz. (ki) bağlacı vurgusuz ilgi zamiri olan ve sıfat türeten –ki vurguludur.În fiecare etapă a popasului făcut de tine noaptea, ai traversat o etapă în drumul către Dumnezeu?”
Ön ek "paleo-" Yunanca “eski” veya “antik” anlamına gelen palaios (παλαιός) sıfatından gelmektedir.Prefixul „paleo” vine de la grecescul „palaeo-” care înseamnă „vechi” sau „bătrân”.
Siz bu sıfatı benimsediğinize göre kendiniz için de bu sıfatı uygun görüyor musunuz?Da,dar depinde de cum te uiți la el.?
Artist, sanatçı anlamında bir isim ve sıfat.Și această putere, la artist o numim talent.
Latin, Roma kültürü ile ilgili bir sıfattır, "Latin edebiyatı", "Latin yazarlar" gibi.Cultura Europei latine se bazează pe cea romană, mai precis: latină.
Bu sıfatla çok sayıda siyasi toplantı ve resmi gezilere dahil olmuştur.Ea i-a fost alături în numeroase ceremonii și sărbătoriri oficiale.
962'de Papa XII. Ioannes I. Otto'ya Roma imparatoru sıfatını verdi.0962: Papa Ioan al XII-lea l-a încoronat pe Otto I ca împărat al Sfântului Imperiu Roman.
Yönetmen Jonze'a ise "vizyoner" sıfatını yakıştırdı.L-a numit pe Jonze drept un „vizionar”.
Aynı mahkemeye Amiral Milne de tanık sıfatıyla çağrıldı.De asemenea, Lady Milford Haven a apărut la proces ca martor.
Allah'ın zat ve sıfatları nelerdir, bu sıfatlar özden ayrı mıdır, aynısı mıdır?Nu s-a găsit niciunul să se întoarcă și să dea slavă lui Dumnezeu decât numai acesta care-i de alt neam?"
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Ebben a minőségben javasolta a paraguayi Nueva Germania-val alkotott testvérvárosi kapcsolatot.
Çoğu Sith isminden önce darth sıfatını kullanır.Minden sith új nevet kap, amely a Darth előnévvel kezdődik.
Batı dünyasında bu sıfat çoğunlukla eklenmiyor.Ezt az érdeklődést nyugaton sokszor félreértik.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.A szót azonban mindmáig gyakran használják udvarias megszólításként is.
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" sıfatıyla ifade ederler.A muszlimok, úgy ahogyan a Próféta többi feleségét, édesanyjukként tisztelik.
Sıfatlarda hitap hâli de yoktur.A paplakban sincs azonban minden rendben.
Genellikle iki sıfatı da kullanarak servis verirler.Általában két kéz szükséges hozzá.
(Buradaki "bir" kelimeyi belgisiz sıfattır.) ne renk? neredeki yol?(A típus beceneve a piros színe miatt: "Kecsapbika".)
Fakat bazı sıfatlarda isimden önce gelir.A legtöbb országban a keresztnév megelőzi a vezetéknevet.
İmparator sıfatı olan bir Tanrı değildir.Most csak egy árva vagyok, császár nélkül.
Kur'an'da 'şehirlerin anası' (ummu'l kur'a) sıfatıyla anılır.Paikallislehtenä ilmestyy Qələbə (”Voitto”).