Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Pisteitä saa myös, jos gladiaattorit tekevät virheitä.
Bu bir sıfattır ve koşulları nitelendirmekte kullanılır.Tämä on vain likiarvo ja riippuu tietyistä ehdoista.
Bu sıfatı ilk kez, kilisenin kurucusu Joseph Smith kullanmıştır.Sen perusteena oli kirkon perustajan Joseph Smithin opetus.
İlâveten vokatif cümle parçalarında sıfatlar daima zayıfça dekline edilir.Pehmiksessä sääntötulkinnoista voi aina valittaa.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Tässä asemassa hän ehdotti Nueva Germaniaa Paraguaissa sisarkaupungiksi.
Fiil köklü sıfatlar ile sıfat-fiiller arasındaki sınır çok net değildir.Jyskän ja Vaajakosken välistä rajaa ei ole tarkoin määritelty.
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 – Lech Wałęsasta tuli Puolan ensimmäinen suoralla kansanvaalilla valittu presidentti.
İletilerin içinde kullanılan sıfatlar katılımcıların yanıtlarının değişmesine sebep olabilir.Η χρήση των επιθέτων σε μια προτροπή μπορεί να αλλάξει τις απαντήσεις των συμμετεχόντων.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Ακόμα και οι θάμνοι αποδίδονται με την ακρίβεια βοτανολόγου.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Από αυτή τη θέση, πρότεινε μια αδελφοποίηση με την πόλη Nueva Germania, στην Παραγουάη.
"Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu.Kun én af brødrene (hvem vides ikke) fløj selv, og kun én gang.
"Crab"(yengeç) en saygısız sıfattır ve ölümcül bir intikam emri olarak kullanılabilir."Crab" er det mest respektløse man kan kalde en Crip, og kan garantere en fatal gengældelse.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.På den måde bekæmper de homofobi.
Sıfatlar ayrıca inceltilmektedir.Ministre undersøges også.
Ayrı bir tanrıça mı yoksa çocuk tanrıçasını tanımlayan bir sıfat mı olduğu konusu kesin değildir.Det er uvidst om Sjøvn på noget tidspunkt vat en egentlig gudinde.
Üyeler normalin üstünde bir sıfata (AM) sahiplerdir.Et av heftene (se kilde) tar for seg de norske breiteger.
Bu sıfatla anılan beş önemli varlık bulunur.Det finnes fem kjente objekter i denne kategorien.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.Også begrepet dyktig er beslektet.
(Bazen de tanrıların ve tanrıçaların sıfatı olarak geçer).Ønsker vi å bli guder?)
Allah'ın ilim, kudret, irade, hayat, semi ve basar sıfatları yoktur.Heller ikke hadde de rett kunnskap om Guds ord, om loven og evangeliet.
Terim hem isim hem sıfat olarak kullanılmaktadır.Navn og alder er definert direkte.
Halit Kıvanç attı bu sıfatı ortaya.Det blir snaut med poeng av sånt.
Türkçede, çapkın erkekler için sıfat olarak da kullanılır.Gangster kan på norsk også brukes spøkefullt om rampete gutter.
Merhaba Dünya filmini kendini komik adam sıfatından ayıracak bir fırsat olarak düşündü.Denne filmen har gjort en sjanger skifte fra å være en ren Skrekkfilm å legge til flere komiske elementer.
Başkomutan sıfatıyla Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerini atar ve toplantılarına başkanlık eder.Han eller hun leder staben ved USAs nasjonale sikkerhetsråd og deltar i rådets møter.
Kaza, kader ve dilemek, O'nun nasıl olduğu bilinmeyen sıfatlarındandır.Dan betapa buruk perbuatan mereka menjual diri sendiri dengan hal demikian, sekiranya mereka itu mengetahui.
Allahı yarattıklarının sıfatıyla nitelemek doğru değildir.1) Janganlah Allah ditempatkan setingkat dengan manusia atau salah satu makhluk lain yang diciptakan-Nya.
Kendini Afro-Amerikan, siyahi, lezbiyen, feminist, şair, anne ve benzeri gibi sıfatlarla tanımlamıştır.Dia dikenal sebagai seorang Afrika-Amerika, hitam, feminis, penyair, ibu dan sebagainya.
Bu sıfat, Şiîlerin inancına göre On İki İmam ve Peygamber'in kızı Fatıma Zehra için de geçerlidir.Dari perkawinannya dengan Zahara, ia dikaruniai dua putra, yaitu Muhammad Dian dan Muhammad bin Deliar Noer.
Yeni (sıfat) yakın zamanda keşfedilmiş, yapılmış ya da yaratılmış olana atıfta bulunan sıfattır.Kejadian yang bersyarat dapat pula digunakan selayaknya; dikomposisi, dibangun, atau dibuat (diproduksi).
Bu sıfatı ilk kez, kilisenin kurucusu Joseph Smith kullanmıştır.Gereja ini didirikan oleh Joseph Smith.
Yemin İslamiyet içerisinde daha çok Allah'ın isimleri veya zâtî sıfatlarından birisi anılarak yapılır.Menyebut konsekuensi dari nama dan sifat Allah atau sekedar menceritakan tentang Allah.
Ön ek "paleo-" Yunanca “eski” veya “antik” anlamına gelen palaios (παλαιός) sıfatından gelmektedir.Awalan "paleo-" berasal dari bahasa Yunani ; kata sifat palaios (παλαιός), berarti "tua" atau "kuno".
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Dalam kapasitas ini beliau mengusulkan hubungan kota kembar dengan Nueva Germania, Paraguay.
"Takdis" ve "takdir" Allah'ın sıfatları ile ilgilidir."Sesungguhnya Shofa dan Marwah adalah sebagian dari syiar Allah.
Matta İncili'ne göre (23:35) İsa, Habil için salih sıfatını kullanır.Dalam Injil Matius(23:35), Yesus Kristus berkata tentang Habel sebagai orang yang benar.
Allah isimleri ve sıfatları (esma'ül-hüsna) dolayısıyla bilinebilirdir yalnız.Mengetahui nama Allah berarti menguasai si empunya nama, dan hal ini tidak dikehendaki oleh TUHAN.
Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği Ta'til olarak adlandırılır.Dengan demikian, mereka yang menolak karunia Allah ini menanggung kematian dalam perselisihan mereka.
Napolyon birinci konsül sıfatıyla 1802'de Louis'yi Josephine'in kızı Hortense de Beauharnais ile evlendirdi.Pada 1802, atas permintaan Napoleon, Hortense menikahi saudaranya Louis Bonaparte.
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 - Lech Walesa menjadi presiden pertama Polandia yang dipilih melalui pemilu.
Türkçede, çapkın erkekler için sıfat olarak da kullanılır.Tại Scotland việc kế vị cũng được áp dụng như tại Anh.
Ned ise Will'i öldürmeden önce sıfatlarını sayarak Will'in başını keser.Ned đưa ra bản án và chém đầu Will.
Bu sıfatı taşıyan Osmanlı Devleti zamanında doğmuş kişi olması nedeniyle "Son Osmanlı" diye anılıyordu.Cậu được gọi là Đầu xanh vì cậu là người mới đến.
Çalışan kadınlar işçi sıfatındadır..Phụ nữ trong ngành nghề lao động phổ thông.
Allahı yarattıklarının sıfatıyla nitelemek doğru değildir.アッラーでない被造物が、どうして創造主の真偽を見分ける事ができようか。
Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği Ta'til olarak adlandırılır.アッラーの名を唱えながら、平安の上にない者は、アッラーではなく、アッラーと名付けた 他の神々を拝む者である。
Divan başkanı ayrıca resmi sıfatla yurtiçinde ve yurtdışında İskoç Parlamentosunu temsil eder.また議長は内外でスコットランド議会を公式に代表する。
Arapça bir sıfat olan ("Müteşâbih", Arapça: متشابه) kelimesi "benzeşen" demektir.共通語の終助詞「(のだ)よ」「の」等に当たる。
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.一、世の中で一番悲しい事は、うそをつく事です。
Genellikle iki sıfatı da kullanarak servis verirler.通常は2人用を使い物事を解決していく。
Allah'ın zat ve sıfatları nelerdir, bu sıfatlar özden ayrı mıdır, aynısı mıdır?彼らの呼ぶアッラーや他の神々にこのような事ができるであろうか。
Adıl ve sıfatların açıklaması aşağıdaki gibidir: tamə "bu", tomə "o", sit "şuradaki": tam xot "bu ev".tamə 「これ、この」、tomə 「あれ、あの」、sit 「あそこの」 :tam xot 「この家」 基本的な疑問詞。
Sıfatlarda hitap hâli de yoktur.なお、いずれの出番においても台詞はない。
Daha sonra da vezir sıfatıyla Kıbrıs beylerbeyliği ile Kalyonlar Baş Kapudanlığı görevine getirildi.後者は主に鷹狩で御殿・御茶屋に休泊した。
Aklıyla sırf tenzihte bulunan kimse sıfatların inkarcısıdır.授戒のみ受けて本尊未下附の者は内得信仰と呼ばれる。
Üyeler normalin üstünde bir sıfata (AM) sahiplerdir.普段は主人公の仲間。
Burada sadece "şu" kelimesinin işaret sıfatı olduğuna dikkat edilmelidir.語尾に「つって」とつけるのが特徴。
Sıfat hâli ökaryotiktir.偏食癖あり。
Besbelli ki, o adam birey sıfatı ile yok olacaktır.邪神群によって滅ぼされたとされる。
Baal adı yine Marduk'tan gelerek aynı ilahın egemen efendi sıfatını taşıyan bir adıdır.マルドゥク神の異名の1つ)に帰している。